<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451</id><updated>2012-01-20T13:56:23.820+02:00</updated><category term='Zehirlenme'/><category term='Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği'/><category term='Süt'/><category term='Gıda Fiyatları'/><category term='Şifalı Bitkiler'/><category term='Gıda Güvenliği'/><category term='Yoksulluk'/><category term='Türk Gıda Kodeksi'/><category term='Kanser'/><category term='Dünya Diabet Günü'/><category term='YUM-BİR'/><category term='Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'/><category term='Gıda Dedektifleri'/><category term='Konserve'/><category term='EFSA'/><category term='Domates'/><category term='Çikolata'/><category term='Margarin'/><category term='İştahsızlık'/><category term='Sigara'/><category term='Vitaminler'/><category term='Mama'/><category term='Obezite'/><category term='Yağlar'/><category term='Et'/><category term='Küresel Isınma'/><category term='Aytaç'/><category term='Toksoplazma'/><category term='Dereotu'/><category term='Yoğurt'/><category term='Melamin'/><category term='Ramazan'/><category term='Kuşburnu'/><category term='Su'/><category term='Coca Cola'/><category term='Don'/><category term='Gıda İhbar'/><category term='Patates'/><category term='renklendirici'/><category term='Çay'/><category term='Yumurta'/><category term='Şalgam'/><category term='food-eng'/><category term='Gıda Güvenliği Forumu'/><category term='Çiğ Köfte'/><category term='Pnömokok'/><category term='Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar'/><category term='Kafein'/><category term='Bebek'/><category term='Gıda'/><category term='Recep Akdağ'/><category term='Fiyat'/><category term='Gıda ve İçecek Envanteri'/><category term='2007 Gıda Envanteri'/><category term='Hormon'/><category term='Rusya'/><category term='Osteoporoz'/><category term='kavun'/><category term='WHO'/><category term='Renk'/><category term='Lokum'/><category term='Gıda Mühendisliği'/><category term='Gıda Muhafaza Yöntemleri'/><category term='Myanmar'/><category term='Sağlık Bakanlığı'/><category term='kuş gribi'/><category term='Ekmek İsrafı'/><category term='Duyurular'/><category term='Fasulye'/><category term='Kahve'/><category term='Makarna'/><category term='MÜMSAD'/><category term='Antibiyotik'/><category term='Dünya Gıda Günü'/><category term='Stres'/><category term='Reklam'/><category term='Kırım Kongo'/><category term='Diabet'/><category term='Hazır Yemek'/><category term='Su Kaybı'/><category term='Gıda intoleransı'/><category term='Dünya Tütüne Hayır Günü'/><category term='Fesleğen'/><category term='Gıda Alerjisi'/><category term='Fuarlar'/><category term='Anne Sütü'/><category term='Helal Gıda'/><category term='Amino Asit'/><category term='Gıda Katkıları'/><category term='Pepsi'/><category term='omega 3'/><category term='Turp'/><category term='Balık'/><category term='İncir'/><category term='Yumurta ve Yumurta Ürünleri Tebliği'/><category term='Ekmek'/><category term='Protein'/><category term='Exponut-Dried Fruit'/><category term='Bilinçli Tüketici'/><category term='Dünya Süt Günü'/><category term='Maydonoz'/><category term='FAO'/><category term='Tarım'/><category term='Gıda Raporu'/><category term='Gıda Bileşenleri'/><category term='E Kodu'/><category term='Kene'/><category term='Basın Açıklaması'/><category term='Kurbanlık'/><category term='Dondurma'/><category term='Zeka'/><category term='Turşu'/><category term='Salgın'/><category term='Soğan'/><category term='Sağlık'/><category term='Antioksidan'/><category term='Çin'/><category term='Aşure'/><category term='Keten Tohumu'/><category term='Beslenme'/><category term='TÜSİAD'/><category term='Çilek'/><title type='text'>food engineer</title><subtitle type='html'>Gıdalar ve beslenme hakkında enstanteneler...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>153</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6313559957856290512</id><published>2009-05-25T21:01:00.001+03:00</published><updated>2009-05-25T21:05:01.384+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Süt Günü'/><title type='text'>21 Mayıs Dünya Süt Günü</title><content type='html'>TMMOB Gıda Mühendisleri Odası tarafından 21 Mayıs Dünya Süt Günü için yapılan basın açıklaması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt, içerdiği besin ögeleriyle insanlar için mükemmel bir gıda maddesidir. Yeterli ve dengeli beslenme için gerekli olan kimi besin maddeleri, hayvansal ve bitkisel ürünlerde değişik oranlarda bulunurken, süt, bir çok besin öğesini tek başına barındırmaktadır. Yapısında; süt şekeri (laktoz), yağ, protein, mineral maddeler ve vitaminler olup, bunlardan pek çok besin öğesi doğada sadece sütte bulunabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu özellikleri nedeniyle süt, başta çocuklar olmak üzere her yaşta birey için tüketilmesi gereken en önemli gıda maddelerinden biridir. Sütün bir diğer özelliği de, vücudun maksimum düzeyde yararlandığı proteinleri içermesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt tüketimi aynı zamanda bir gelişmişlik ölçüsü de sayılabilmektedir. Sağlıklı ve yeterli beslenen toplumlarda süt ve süt ürünlerinin tüketimi daha yüksek olmaktadır. Türkiye’de, yıllık kişi başı süt tüketimi 20 kg dolayında iken, gelişmiş ülkelerde bu oranın 70-100 kg olduğu bilinmektedir. Ülkemiz tüketicisinin beslenme alışkanlıkları gereği, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri daha çok tüketilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar için bulunmaz bir besin kaynağı olan süt, zararlı mikroorganizmaların üremesi için de benzersiz bir ortamdır. Süt, uygun olmayan koşullarda çok çabuk bozulabilmektedir. Hayvandan sağılan süt, tüketiciye ulaşıncaya kadar çeşitli etkenlerden kaynaklanan bulaşıya bağlı olarak çabuk bozulabilmektedir. Özellikle, açıkta satılan ve sokak sütü olarak tanımlanan süt, tüketici sağlığı açısından büyük risk oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de 1930’lu yıllarda yasaklanan sokak sütçülüğü, hala sorun olmaya devam etmektedir. Bunda, yeterli denetimlerin yapılamaması ve bilgi eksikliği yanında, süt ve üretim teknolojisine ilişkin bilgisi olmayan kişilerin sokak sütçülüğünü özendirerek, ısıl işlem görmüş süt hakkındaki olumsuz söylemlerinin büyük etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı yaşam ve dengeli beslenmede sütün yeterli düzeyde tüketiminin sağlanması konusunda atılması gereken bir çok adım vardır. Hijyenik koşullarda üretimin gerçekleştirilmesi, kuralına uygun taşınarak tüketicilere ulaştırılması, kalitenin sağlanması ve okul çağındaki çocukların süt tüketimine özendirilmesi ve benzeri konularda ulusal bir politikaya ihtiyaç vardır. Odamızın da içinde yer aldığı ULUSAL SÜT KONSEYİ’ nin kurulması, olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmekte ve yeni açılımlar getireceği umut edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıda Mühendisleri Odası olarak, tüketicilerin hijyenik olmayan ve sağlıksız koşullarda üretilerek piyasaya sunulan süt ve süt ürünlerini tüketmemeleri, bu tür ürünleri öneren kişileri ciddiye almamaları gerektiğini bir kez daha belirtir, bilimsel ve teknolojik olarak ısıl işlem görmüş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi gerekliliğini vurgular, ‘DÜNYA SÜT GÜNÜ’ nü kutlarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TMMOB Gıda Mühendisleri Odası&lt;br /&gt;Yönetim Kurulu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6313559957856290512?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6313559957856290512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6313559957856290512&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6313559957856290512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6313559957856290512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2009/05/21-mays-dunya-sut-gunu.html' title='21 Mayıs Dünya Süt Günü'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-165234432187199670</id><published>2009-04-10T14:47:00.002+03:00</published><updated>2009-04-10T14:55:54.844+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda ve İçecek Envanteri'/><title type='text'>Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri 2008</title><content type='html'>&lt;p&gt;Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) tarafından açıklanan "Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri 2008"nin bu yıl üçüncüsü gerçekleşti. Envantere göre, sektörde 2008 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 26,3'lük istihdam kaybı gerçekleşti.&lt;/p&gt;&lt;span class="content"&gt;TGDF Başkanı mevcut sorunlara ilişkin durum değerlendirmesi yapmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;"Krizle birlikte hanehalkı gelirlerinde düşüş ve beraberinde tüketici talebinde daralma yaşandı. Gıda ve içecek, hala tüketicinin harcama kalemlerinde kiradan sonra ikinci sırayı almasına ve vatandaşın bütçesinden gıda için daha fazla para ayırmasına rağmen, son iki yıldır yüksek seyreden fiyatlar nedeniyle bu dönemde gıda satışlarında belli oranlarda düşüş yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketicinin ucuz ürünlere yönelmesine sebep olan bu durum, halk sağlığını hiçe sayanlar için fırsat doğmasına neden oldu. Kayıtdışı, sağlıksız, hiçbir standart gözetmeden ve denetimden uzak üretim yapan firmalar bu durumdan faydalanmaya başladılar. Bu yolla karşımıza çıkan kayıtdışı, altını çizerek söylüyorum, devlete vergi kaybı yaşatmasının yanı sıra halk sağlığının önündeki en büyük tehlikedir. Gıda sektöründe kayıtdışı ile mücadelenin asıl önemli tarafı da bu noktadır. Kayıtlı, vergisini veren, namuslu gıda üreticisi de ne yazık ki mücadelesinde yetersiz ve müthiş bir haksız rekabetle karşı karşıya kalmaktadır. Ne yazık ki devlet, denetim boşluğundan doğan bu soruna çözüm bulmak ve kayıtdışı ile mücadele etmek yerine, kayıtlı sanayicinin üzerindeki yükleri arttırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıtdışı ile mücadele edemememiz sonucu sektörümüzde, geçen yıl kayıtlı, vergisini ödeyen 1.184 işyeri kapandı. Yine aynı dönemde gıda ve içecek sanayinin kapasite kullanım oranı, Ağustos 2008'den itibaren düşmeye başladı ve yılsonunda %68'e kadar geriledi. Yurtiçi talepte yaşanan düşüş böylece sanayimizin kapasite kullanım oranlarına da yansıdı. Yine yılın son aylarında dünyadaki talep daralmasına istinaden ihracatta da gerileme yaşanmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 yılında, özellikle krizin etkilerinin hissedildiği son aylarında gerçekleşen rakamlar, 2007 yılına göre %26,3'lük bir istihdam kaybı olduğunu ortaya koyuyor. Bu kayıpta krizin etkileri görülmekle birlikte, istihdamın üzerindeki yüksek vergi, SSK gibi yükler de önemli bir faktör olmuştur. Krize önlem adı altında birçok sektöre yönelik hazırlanan paketlerde yer alan kolaylıkların (ki bu önlemler geçici olmakla birlikte), gıda ve içecek sanayine sağlanmadığı görülmektedir. Oysa krizin, diğer birçok sektör gibi gıda sanayini de teğet geçmediği açıkça ortadadır. Hâlbuki en çok istihdam sağlayan, katma değer yaratan ve hammaddesini yurtiçinden temin eden bir sektör olarak, sanayicimizin İSTİHDAM noktasında yaşadığı sorunların çözümüne dönük kolaylıkların sağlanması ki bunun en başında İSTİHDAMIN ÜZERİNDEKİ VERGİ YÜKLERİNİN daha da aşağı çekilmesi gelmektedir. Her şeyden önce gıda güvenliği ve halk sağlığının korunması gibi 2 önemli toplumsal faktörün çözümüne katkı sağlayacak ve ülkemizin krizden daha çabuk çıkmasında da faydası olacağı kanaatindeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tüm bu olumsuzluklara rağmen, ülke ekonomisi içinde 4. büyük üretim sektörü durumunda olan Gıda ve İçecek Sanayinin, 2007 yılına göre azalarak da olsa hala %172 ticaret fazlası veriyor olmasını, bir gurur kaynağı olarak görmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine olumsuzluklara rağmen, Federasyonumuzun da özverili çalışmaları sonucu gıda güvenliğini temel alarak AB standartlarında gıda üretimi yapan üretici ve KOBİ'lerin artmaya başladığını da görüyoruz". &lt;/span&gt;&lt;p&gt;Envantere göre, 2008'de gıda ve içecek sanayinde faaliyet gösteren 22 bin 92 işyerinin yüzde 21,4'ü işlenmiş unlu ürünler sektöründe faaliyet gösterirken, yüzde 19,8'i sebze ve meyve işleme sektöründe, yüzde 14,7'si de süt ve süt mamulleri sektöründe faaliyet gösterdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2008'de en fazla istihdam kaybı 35 bin kişi ile süt ve süt ürünlerinde yaşanırken, en fazla istihdam imkanı sağlayan sektör ise 2007 yılında olduğu gibi sebze ve meyve işleme sektörü oldu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gıda ve içecek sanayinin yıllık ihracat artış oranı 2008'de yüzde 25,3 olarak gerçekleşirken, ihracat içinde en yüksek paya sahip olan alt sektör yüzde 35,8 payla işlenmiş sebze ve meyve sektörü olurken, en düşük paya sahip olan alt sektör ise yüzde 0,1 ile şarap sektörü oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yabancı sermayeli firmaların sayısı 62, firmaların ülkelere göre dağılımı incelendiğinde ilk sırada 13 firma ile Almanya gelirken, yabancı sermayeli firmaların en fazla ilgi duyduğu alan 30 firma ile sebze ve meyve işleme sektörü oldu.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-165234432187199670?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/165234432187199670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=165234432187199670&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/165234432187199670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/165234432187199670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2009/04/gda-ve-icecek-sanayi-envanteri-2008.html' title='Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri 2008'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-7109570561931898615</id><published>2009-02-07T16:20:00.004+02:00</published><updated>2009-02-07T16:36:09.239+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuş gribi'/><title type='text'>Kuş Gribi'nin Resmi İnternet Sitesi Kuruldu</title><content type='html'>Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Daire Başkanlığı tarafından kuş gribiyle mücadele için &lt;a href="http://www.kusgribi.gov.tr/"&gt;ilk resmi internet sitesi &lt;/a&gt;kurulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sitede kuş gribiyle ilgili a'dan z'ye her bilgi yer alıyor. Hatta galeri bölümünde videolu anlatımlar da mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anasayfada bulunan &lt;a href="http://www.kusgribi.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFD1178C72906F8DA2"&gt;Aşıklardan kuş gribi atışması &lt;/a&gt;başlıklı haber de oldukça ilginç geldi bana.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-7109570561931898615?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/7109570561931898615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=7109570561931898615&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7109570561931898615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7109570561931898615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2009/02/kus-gribinin-resmi-internet-sitesi.html' title='Kuş Gribi&apos;nin Resmi İnternet Sitesi Kuruldu'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3012861356985923851</id><published>2009-01-29T20:26:00.006+02:00</published><updated>2009-01-29T20:53:41.109+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Su'/><title type='text'>Temiz Su İçin</title><content type='html'>Birkaç aydır damacana suların mikrobiyolojik olarak temiz olmadığıyla ilgili basında farklı haberler çıkıyor. Bu konuyla ilgili &lt;a href="http://www.mikrobiyoloji.org/"&gt;mikrobiyoloji.org &lt;/a&gt;bir haber yayınlamış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Her üründe olduğu gibi kaçak ve ruhsatsız yapılan damacana su dolumlarında&lt;br /&gt;sadece mikrobiyolojik değil kimyasal sorunlar da olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda dikkatinizi çekmek istediğimiz konu; damacanalara takılan su pompaları.&lt;br /&gt;Bu pompalar ortamdaki havayı suya basarak suyun akmasını sağlar. Bir diğer deyiş ile ortam havasında bulunan basil ve küf sporları bu pompa aracılığı ile suya geçer. Özellikle nemli ve yeteri kadar temiz olmayan mutfaklarda bulunan damacanalarda bu sporların suya daha fazla geçeceği açıktır. Ancak burada suçlanması gereken damacana su değil, mutfak koşullarıdır. Ayrıca eğer tam olarak sökülüp temizlenemiyorsa, su pompalarının en geç olarak yılda bir kez değiştirilmesi önerilmektedir&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3012861356985923851?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3012861356985923851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3012861356985923851&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3012861356985923851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3012861356985923851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2009/01/temiz-su-icin.html' title='Temiz Su İçin'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3773903594064018556</id><published>2008-11-14T20:55:00.004+02:00</published><updated>2008-12-17T16:03:07.990+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık Bakanlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diabet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Diabet Günü'/><title type='text'>Dünya Diyabet Günü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.saglik.gov.tr/TR/resimgoster.aspx?DIL=1&amp;amp;BELGEANAH=32453&amp;amp;RESIMISIM=clip_image003.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünyada 250 milyondan fazla insan diyabetle yaşamaktadır. Mücadele edilmezse bir nesil sonra bu sayı 380 milyona yükselecektir. Diyabet insidans ve prevalansının istatistiksel tahminlerin ötesinde çok hızlı artış göstermesi, tanıdan itibaren yaşam boyu sürmesi, ağır komplikasyonlarla seyretmesi, iş gücü ve yaşam süresini olumsuz etkileyen bir hastalık olması nedenleriyle, Birleşmiş Milletler (BM), Aralık 2006 tarihi itibarı ile diyabeti küresel bir hastalık olarak kabul etmiş ve tüm ülkelerin sağlık otoritelerine diyabetle mücadele çağrısı yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde hastalık yükü oluşturan bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar arasında diyabet önemli bir yer tutmakta olup bu yükün yakın gelecekte daha da yükselmesi beklenmektedir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;§2003 Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik (UHY-ME) Çalışması Hane Halkı Araştırması’na göre 18 yaş ve üzeri kişilerde beyana dayalı olarak diyabet sıklığı %4.75 olarak bulunmuştur. Cinsiyete göre diyabet sıklığı kadınlarda %5.75, erkeklerde ise %3.42’dir (1).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;§2003 UHY-ME çalışmasında diyabet insidansı toplamda yüz binde 3820, erkeklerde 3210.2 ve kadınlarda 4280.1 olarak bulunmuştur. Prevelanslar ise binde toplamda 55.8, erkeklerde 46.5 ve kadınlarda 62.8’dir (2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;§Türkiye’de ulusal düzeyde ölüme neden olan ilk 10 hastalığın yüzde dağılımı incelendiğinde diyabet %2.2 ile 8. sırada yer almaktadır (3).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;§Diyabet tüm yaş gruplarında %1.9 ile ulusal düzeyde DALY ’e neden olan 12. hastalıktır (2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;14 Kasım&lt;/span&gt;’da kutlanmakta olan Dünya Diyabet Günü, diyabet dünyasının en önde gelen farkındalık kampanyasıdır. Bu kampanya, tüm dünyada giderek yükselmekte olan diyabet insidansının önemli bir endişe kaynağı halini alması üzerine, Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 1991 yılında başlatılmış olup, Charles Best ile birlikte insulini bulan Frederick Banting’in doğum günü olan 14 Kasım tarihi seçilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BM Genel Kurulu 20 Aralık 2006’da kabul ettiği 61/225 sayılı yönergesi ile 2007 yılından itibaren Dünya Diyabet Günü’nü Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş resmi bir dünya günü olarak ilan etmiştir. Bu yönerge ile tarihte ilk kez bulaşıcı olmayan bir kronik hastalık, sıtma, tüberküloz ve HIV/AIDS gibi bulaşıcı epidemiler gibi küresel bir tehdit olarak kabul edilmiştir. Yönergeye web üzerinden ulaşmak için:&lt;a href="http://daccessdds.un.org/doc/UNDOC/GEN/N06/507/87/PDF/N0650787.pdf?OpenElement"&gt;Tıklayın..&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.saglik.gov.tr/TR/resimgoster.aspx?DIL=1&amp;amp;BELGEANAH=32453&amp;amp;RESIMISIM=clip_image002.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;“Diyabet çemberi” 2007 yılında Dünya Diyabet Günü logosu olarak kabul edilmiştir. Bu mavi çember, diyabeti yenmek için yürütülen küresel mücadele içerisindeki birlikteliği temsil etmektedir. &lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Dünya Diyabet Günü tüm dünyada 160’ın üzerinde ülkede kutlanmakta ve milyonlarca insanı bu konu çevresinde biraraya getirmektedir. Bu gün kapsamındaki faaliyetler ile diyabetten etkilenen çocuklar ve erişkinler ile risk altındaki topluluklar yanısıra sağlık çalışanları, sağlıkta karar vericiler ve medyada farkındalık oluşturmak amaçlanmaktadır. Dünya Diyabet Günü diyabet farkındalığı için güçlü bir ses oluşturmak için küresel diyabet toplumunu birleştiren bir etkinlik olarak öne çıkmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Dünya Diyabet Günü her yıl diyabetle ilgili bir temanın altını çizmektedir. Geçmişte diyabet ve insan hakları, diyabet ve yaşam tarzı, diyabetin maliyetleri, diyabet ve obezite (2004), diyabet ve ayak bakımı (2005), diyabet ve dezavantajlı gruplar gibi başlıklar işlenmiştir. 2007 yılında alınan bir kararla 2007 ve 2008 için tema olarak “Diyabet ve Çocuklar ile Adolesanlar” seçilmiştir. 2009-2013 için ise “Diyabet Eğitimi ve Önlenmesi” teması işlenecektir.&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;2007-2008 Dünya Diyabet Günü Kampanyası’nın amaçları şunlardır:&lt;br /&gt;§Çocuklarda tip 2 diyabeti önlemeye yardımcı olmak için, sağlıklı yaşam tarzlarını teşvik etmek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;§Diyabetin uyarıcı sinyalleri konusunda farkındalığı arttırmak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;§Diyabetik ketoasidozun azaltılması için teşebbüsleri yüreklendirmek ve destek olmak üzere materyal dağıtmak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;§IDF “Çocuk için Hayat” Programı tarafından desteklenen çocuk sayısını arttırmak. &lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Wingdings;"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman','serif';font-size:12;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;14 Kasım 2008 günü Bakanlığımız Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürülüğü tarafından Ankara’da düzenlenmekte olan “Kronik Hastalıklar Risk Faktörleri Sağlığın Teşviki ve Geliştirilmesi Sempozyumu” bünyesinde, Bestekar Sok. No:5 Kavaklıdere adresinde oluşturulacak Türkiye Diyabet Kontrol Projesi: “Diyabete Siz Yön Verin” Kampanyası standında Dünya Diyabet Günü gündeme taşınacaktır.&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;Söz konusu standda diyabet ve kampanya hakkında bilgilendirme çalışması yürütülecek olup paydaş dernek ve kuruluşların hazırlamış olduğu eğitici materyaller dağıtılacaktır. Sempozyum katılımcısı olan kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve özel sektör temsilcilerine yönelik farkındalık oluşturma faaliyeti yürütülecektir.&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;Diyabete Siz Yön Verin Kampanyası,&lt;/span&gt; Sağlık Bakanlığı onay ve desteği ile, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Diyabet ve Obezite Vakfı, Diyabet Obezite ve Beslenme Derneği ile Diyabet Hemşireleri Derneği tarafından özel sektör katkıları ile geliştirilmekte olup 21.06.2008 tarihinde başlamıştır.&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Proje kapsamında 81 ili kapsayacak şekilde 17 il merkezinde, 18 bölge toplantısı planlamış bulunmaktadır. Bu toplantılar bünyesinde diyabet tanı, takip ve tedavisinde görev alan hekim ve diğer ilgili sağlık personeline (hemşire, diyetisyen vb.) yönelik eğitimler, ayrıca halka yönelik bilgilendirme toplantıları ve gönüllü vatandaşların ücretsiz kan şekeri ölçümleri ile anket uygulaması yapılarak bir tarama çalışması yürütülmektedir. Günümüz itibarı ile 8 il merkezinde 36 ili kapsayan toplantılar tamamlanmış olup 2008 yılı sonuna kadar 3 il merkezinde daha 12 ili kapsayan toplantılar yapılacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;a href="http://www.saglik.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF6407999D5EC50F895F640FC6104C033D"&gt;Kaynak&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3773903594064018556?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3773903594064018556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3773903594064018556&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3773903594064018556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3773903594064018556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/11/dnya-diyabet-gn.html' title='Dünya Diyabet Günü'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-7665595735240558129</id><published>2008-10-16T19:18:00.005+03:00</published><updated>2008-10-16T19:45:01.027+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yoksulluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FAO'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Gıda Günü'/><title type='text'>Dünya Gıda Günü</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt;Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) , kuruluş yıldönümü olan 16 Ekim “ Dünya Gıda Günü” olarak 27 yıldır periyodik olarak kutlanıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya'da kaynak yetersizliği olmamasına rağmen, mevcut kaynakların haksız dağıtımı ve gıda israfı gibi sebeplerle gıda yoksunluğu çekiliyor. Bugünün amacı da; &lt;span class="content"&gt;dünyadaki açlık sorunlarının önemi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek,&lt;/span&gt; kötü beslenme ve gıda güvenliği  ile ulusal ve uluslararası ölçekte mücadele için dayanışmayı güçlendirmek ve farkındalığı yaratmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca &lt;a href="http://blogactionday.org/"&gt;Blog Action Day&lt;/a&gt;'de de şu an yoksulluk teması işleniyor. Bu vesileyle hem bu projeye destek olmak hem de dünya Gıda Günü'nü kutlamak amacıyla, ülkemizde ve dünyamızda bu farkındalığa  daha çok yaklaşacağımız sağlıklı ve kaliteli günler görmek, böylesi Dünya Gıda Günleri kutlamak dileğiyle...&lt;br /&gt;&lt;script src="http://blogactionday.org/js/c69106fa0c9be9b00c8bc045d5cbb8f86ada9fa7"&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-7665595735240558129?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/7665595735240558129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=7665595735240558129&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7665595735240558129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7665595735240558129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/10/dnya-gda-gn.html' title='Dünya Gıda Günü'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5728346366158328005</id><published>2008-10-10T21:56:00.004+03:00</published><updated>2008-10-10T22:15:28.044+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mama'/><title type='text'>Çin Üretimi Mama'lara Bir Yasak da Bizden</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt;Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da birçok ülke gibi, Çin`den bebek mamaları, süt ve süt ürünleri ile süt içeren çikolata ve benzeri gıda maddelerinin ithalatını yasakladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin Halk Cumhuriyetinde üretilen bebek mamaları ile süt ve süt ürünlerinde melamin maddesinin kullanıldığı, bu nedenle bebek ölümleri ve rahatsızlanmaların olduğu konusunda basın yayın organlarında çıkan haberlerin ardından Bakanlık yazılı bir açıklama yayınladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamaya göre, çıkan ilk yayınları takiben gıda maddeleri ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin ithalat otomasyon sisteminde yapılan inceleme ve il müdürlüklerinden alınan bilgiler sonucunda; 2006 ve 2007 yılları ile 2008 yılının dokuz aylık döneminde menşe ülkesi ve/veya yükleneceği ülkesi Çin olan mama ve süt için bakanlık tarafından hiç ithalat izni verilmediği, kontrol belgesi onaylanmadığı ve ithalat işlemi yapılmadığı belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahilde işleme izin belgesi kapsamında bu yıl Nisan ayında süt tozu ithalatı yapıldığı tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamada, ilgili kanun uyarınca insan sağlığını korumak amacıyla ihtiyati tedbir kapsamında, Çin menşeli bebek mamaları, süt ve süt ürünleri ile süt içeren çikolata ve benzeri gıda maddelerinin ithalatına izin verilmemesi, yeni kontrol belgesi onaylanmaması, mevcut kontrol belgeleri kapsamında ithalat işlemi yapılmaması konusunda il müdürlüklerin talimat verildiği bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, söz konusu ürünler için daha önce kontrol belgesi almış olan firmalar da il müdürlükleri tarafından bilgilendirilecek. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5728346366158328005?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5728346366158328005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5728346366158328005&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5728346366158328005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5728346366158328005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/10/in-retimi-mamalara-bir-yasak-da-bizden.html' title='Çin Üretimi Mama&apos;lara Bir Yasak da Bizden'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-961607762953107700</id><published>2008-10-05T14:32:00.002+03:00</published><updated>2008-10-05T14:37:59.032+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Melamin'/><title type='text'>Çin Malı Gıdalarda Melamin Krizi</title><content type='html'>Son günlerde Çin'de rastlanan süt ve süt ürünleri ile bebek mamalarına katılan melamin nedeniyle çocuk ölümleri meydana geldi ve onbinlerce çocuk böbrek sorunları nedeniyle hastanelik oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="content"&gt;Çin'de, Süt ve Süt Ürünlerinde Melamine Rastlanmasıyla Patlak Veren Skandalın Ardından, Avustralya'da da, Çin Üretimi Bir Sütlü Çay Ürünü Piyasadan Toplanmaya Başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya ve Yeni Zelanda Gıda Standartları Dairesinden yapılan açıklamada, Kirin Sütlü Çay adlı ürüne ilişkin testlerde melamine rastlandığı bildirilmiş. Açıklamada, tüketicilere Çin'de üretilen bu ürünü içmemeleri tavsiyesinde bulunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu arada Çin, iç pazarda tüketilen sütlerde endüstriyel melamin maddesi bulunmadığını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok mandıra ürününde melamine rastlanmasının ardından yeniden bu tür ürünlere güven duyulmasını sağlamaya çalışan Çin'de, kalite denetim birimi, ülkenin 27 farklı şehrinden alınan sütlerin testten geçirildiğini bildirdi. Açıklamada, son testlerin ülkede tüketilen sütlerde melamin bulunmadığını ortaya koyduğu kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin'de, bebek mamalarına eklenen melamin yüzünden 4 çocuk ölmüş, 54 bin çocuk hastalanmıştı. Daha sonra süt ve süt ürünlerinde de bu maddeye rastlanmıştı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Melamin Nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melamin 2,4,6-triamino-1,3,5-triazin formülünde % 67 si azot olan bir toksik bileşiktir. Tabak vs materyal olarak bildiğimiz Melamin aslında melamin maddesinin formaldehit ile reaksiyonu sonucunda oluşan bir polimerdir. Bu polimerin asıl ismi Melamin-formaldehit reçinesidir. Melamin içermiş olduğu  % 67 lik yüksek azot içeriği nedeniyle süte su katılması sonucunda düşen protein yüzdesini hileli yoldan yükseltmek için kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi toksik bir maddenin bu şekilde kullanılması bir cinayettir. Aslında melaminin proteinle bir alakası bulunmamaktadır. Ancak protein analizi azot analizini baz aldığından bu melamin protein analizini yanıltmaktadır. Melamin varlığını anlamak için HPLC ile analiz yapılması gerekmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-961607762953107700?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/961607762953107700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=961607762953107700&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/961607762953107700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/961607762953107700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/10/in-mal-gdalarda-melamin-krizi.html' title='Çin Malı Gıdalarda Melamin Krizi'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4715764167700611598</id><published>2008-09-28T20:41:00.003+03:00</published><updated>2008-09-28T20:51:08.139+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><title type='text'>Gıda Güvenliği ve Kalitesinin Denetimi ve Kontrolüne Dair Yönetmelik Yürürlükte</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt;Gıda Güvenliği ve Kalitesinin Denetimi ve Kontrolüne Dair Yönetmelik Resmi Gazete'de yürürlüğe girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıda güvenliğinin ve kalitesinin temini için gıda iş yerlerinin asgari teknik ve hijyenik şartları ile gıda ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin Türk gıda mevzuatına uygunluğunun denetim ve kontrol hizmetleri ile iş yeri sorumluluklarına dair usul ve esasları belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım ve Köyişleri Bakanlığının, "Gıda Güvenliği ve Kalitesinin Denetimi ve Kontrolüne Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmelik, gıda güvenliğinin ve kalitesinin temini için gıda ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin birincil üretim aşaması dahil olmak üzere üretim, işleme ve dağıtım aşamalarında asgari teknik ve hijyenik şartları gözeterek, gıda denetim ve kontrol hizmetleri ile izlenebilirlik, iş yeri sorumluluğu ve itiraz hakkına ilişkin usul ve esasları kapsıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmeliğe göre, piyasaya arz edilecek gıda ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri Türk gıda mevzuatına uygun olacak, güvenli olmayan gıda ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeler piyasaya arz edilmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir gıdanın insan tüketimi için uygun olup olmadığının belirlenmesinde; gıdanın, yabancı maddeler ile bulaşmış veya kokuşmuş, bozulmuş, çürümüş olup olmadığına, toksin içerip içermediğine bakılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gıdanın güvenli olup olmadığının saptanması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıdanın güvenli olup olmadığının saptanmasında; gıdanın tüketici açısından üretim, işleme, depolama, dağıtım ve satış aşamalarının her birinde normal kullanım koşullarına uygun olup olmadığına, etiket bilgilerine ve/veya gıdanın içeriğinin sağlığa zararlı olabilecek etkilerine dair tüketiciye verilen bilgiye dikkat edilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenli olmayan gıda, aynı sınıf veya nitelikte bir parti, yığın veya kümenin parçası olması durumunda, ayrıntılı bir değerlendirme sonucunda parti, aynı sınıf veya nitelikte bir parti, yığın veya kümenin güvenli olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmaması durumunda, tüm parti, yığın veya kümenin güvenli olmadığı var sayılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gıdanın mevzuat hükümlerine uygun olduğu halde, gıdanın güvenli olmadığına dair ihtimalin olması durumunda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, o gıdanın piyasaya arzına sınırlamalar getirecek uygun önlemleri alacak veya piyasadan geri toplatabilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıda işletmelerinin denetim ve kontrolleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından eğitim verilerek yetkilendirilen ve adlarına kimlik kartı düzenlenen gıda kontrolörü/gıda denetçisi tarafından yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıda denetim elemanları, gıda üretim, işleme ve dağıtım aşamalarında yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığının denetim ve kontrolünü yapacak, denetim sonuçlarını iş yeri denetim defterine işleyecek, denetim ve kontrol formu ile raporunu düzenleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş yeri sahibi ve/veya sorumlu yöneticinin numuneye ait muayene ve analiz sonuçlarına, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz edebilecek. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4715764167700611598?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4715764167700611598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4715764167700611598&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4715764167700611598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4715764167700611598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/09/gda-gvenlii-ve-kalitesinin-denetimi-ve.html' title='Gıda Güvenliği ve Kalitesinin Denetimi ve Kontrolüne Dair Yönetmelik Yürürlükte'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4100089706880982572</id><published>2008-09-06T17:59:00.003+03:00</published><updated>2008-09-06T18:03:39.191+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği Forumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><title type='text'>Gıda Güvenliği Pekin Deklarasyonu</title><content type='html'>&lt;div&gt;26-27 Kasım 2007 tarihlerinde Çin Halk Cumhuriyeti'nin başkenti Pekin'de yapılan Uluslararası Yüksek Düzey Gıda Güvenliği Forumu "Küresel Toplumda Gıda Güvenliğini Arttırmak" konulu toplantıda oybirliği ile kabul edilmiştir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güvenli ve besinsel olarak yeterli gıdaya ulaşmanın her bireyin hakkı olduğunu hatırlayarak: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Gıda güvenliğinin gözetimi tüketicileri gıdaların ya da gıdalarla ilişkili durumların yol açtığı biyolojik, kimyasal ve fiziksel tehlikelerin yol açtığı sağlık risklerinden koruyan temel bir halk sağlığı fonksiyonudur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Gıdalarla ilgili riskler, kontrol altına alınamadığı taktirde, hastalıkların ve erken ölümlerin belli başlı nedenleri olmaları yanı sıra verimliliğin azalmasına ve ciddi ekonomik tehditlere neden olabilmektedir; • Gıda güvenliği ile önlemlerin hem ülkeler arasında hem de her ülkenin kendi içinde eşit derecede uygulanması küresel gıda güvenliğini arttıracaktır; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Entegre gıda güvenliği sistemleri üretimden tüketime kadar tüm gıda zinciri boyunca orataya çıkabilecek potansiyel riskleri dile getirmek için en uygun yoldur; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Gıda güvenliği önlemleri güvenilir bilimsel kanıtlara ve risk analizi ilkelerine dayanmalı, ticaretin önüne gereksiz engeller çıkarmamalıdır; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Güvenli gıda üretimi birincil olarak gıda endüstrisinin sorumluluğudur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Tüketici eğitimi, evde güvenli gıda uygulamalarının geliştirilmesinde kritik öneme sahiptir; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Tüketicilerle interaktif iletişim, karar alma süreçlerinde toplumsal değerlerin ve beklentilerin dikkate alındığını göstermek bakımından önemlidir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu nedenle, tüm ülkeler: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Üretimden tüketime tüm süreci içeren kapsamlı bir yasal çatı içinde bağımsız ve güvenilir halk sağlığı kuruluşları gibi yetkin gıda güvenliği otoriteleri kurmaya; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Üretimden tüketime gıda tedarikinin güvenliğini garantilemek için risk analizine dayanan Codex Alimentarius Komisyonu ve diğer ilgili uluslar arası standart koyan kuruluşların rehberliği ile uyumlu olarak saydam düzenlemeler ve başka önlemler geliştirmeye; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Mümkün olan yerlerde, HACCP sistemi gibi risk-tabanlı metotları kullanarak gıda güvenliği mevzuatını yeterli ve etkili biçimde güçlendirmeye;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Gıda kaynaklı hastalıkların prevalansı ve ortaya çıkması ile gıda tedarik zincirindeki tehlikeler hakkında hızlı ve güvenilir bilgi almak için insan ve gıda elde edilen hayvan hastalıkları surveyans sistemleri ile bağlantılı gıda ve total diyet izleme programları geliştirin; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Endüstri ile birlikte, izleme ve geri toplama sistemleri de dahil olmak üzere, gıda güvenliği kazalarını hızla belirleyecek, inceleyecek ve kontrol altına alacak ve Uluslararası Sağlık Tüzüğü (IHR) (2005) kapsamına girenleri Uluslararası Gıda Güvenliği Otoriteleri Ağı (INFOSAN) ve Ulusal IHR Odak Noktası aracılıyla DSÖ'ye haber vermek için işlemler geliştirmeye; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Eğitim ve ilgili diğer konular da dahil olmak üzere, gıda güvenliği politikalarını ve önceliklerini belirlerken, uygularken ve denetlerken, tüketicilerle, gıda endüstrisiyle ve diğer paydaşlarla etkili iletişim ve danışma gerçekleştirmeye; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Gıda güvenliği kapasitelerinin, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler arasında ve gelişmekte olan ülkelerin kendi aralarında etkili işbirliği yoluyla güçlendirilmesini hızlandırarak "herkes için güvenli gıda" hedefini desteklemeye teşvik edilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Avustralya delegasyonu görüşmeler seçimlerin hemen arkasından yapıldığı için Avustralya Hükümeti adına konuşamamıştır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 Dünya Beslenme Deklarasyonu (1992) FAO/DSÖ Uluslararası Beslenme Konferansı, Roma &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Yazı Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi'nce Türkçe'ye çevrilmiş ve oradan alıntılanmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4100089706880982572?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4100089706880982572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4100089706880982572&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4100089706880982572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4100089706880982572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/09/gda-gvenlii-peki-deklarasyonu.html' title='Gıda Güvenliği Pekin Deklarasyonu'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-631402858806125794</id><published>2008-08-28T14:58:00.003+03:00</published><updated>2008-08-28T15:41:21.910+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reklam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Gıda Kodeksi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pepsi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Coca Cola'/><title type='text'>Kolada Şeker Sıfır Çekmedi</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt;Sanayi Bakanlığının Reklam Kurulu, Coca-Cola Meşrubat Pazarlama Danışmanlık Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ait “Coca-Cola Zero” ve Pepsi Cola Servis ve Dağıtım Ltd. Şti.'ne ait “Pepsi Max” markalı ürünlere 60şar bin Ytl ve reklamlarını durdurma cezası verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coca-Cola Meşrubat Pazarlama Danışmanlık Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ait  “Coca-Cola Zero” ve Pepsi Cola Servis ve Dağıtım Ltd. Şti.'ne ait “Pepsi Max”  markalı ve Alkolsüz İçecekler Tebliği kapsamında “kola” olarak nitelendirilen  içeceklere ilişkin muhtelif mecralarda yayınlanan reklamlarda; piyasaya sunulan  söz konusu ürünlerle ilgili olarak “sıfır şeker” tanımlamasının yapıldığı  görülmüş olup, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın görüşleri de dikkate alınarak,  Türk Gıda Kodeksi-Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden  Etiketleme Kuralları Tebliği'nde belirtilen besin öğelerine ilişkin beyan  koşullarına riayet edilmesi kaydıyla kullanılması uygun görülen “şekersiz”  beyanının yerine, “sıfır şeker” şeklinde bir beyan yapılması suretiyle,  ürünlerde hiç şeker bulunmadığı izleniminin yaratıldığına ve dolayısıyla bahsi  geçen reklamların tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı nitelikte olduğuna,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumun, 4077 sayılı Kanun'un 4822 sayılı Kanun'la değişik 16 ncı maddesi  hükmüne aykırı olduğuna, reklam veren;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Coca-Cola Meşrubat Pazarlama Danışmanlık Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında  ulusal düzeyde (60.000 YTL) idari para ve anılan reklamları durdurma cezaları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Pepsi Cola Servis ve Dağıtım Ltd. Şti. hakkında ulusal düzeyde (60.000 YTL)  idari para ve anılan reklamları durdurma cezaları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;verilmesine karar verilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-631402858806125794?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/631402858806125794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=631402858806125794&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/631402858806125794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/631402858806125794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/08/kolada-eker-sfr-ekmedi.html' title='Kolada Şeker Sıfır Çekmedi'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1812666444861430130</id><published>2008-08-25T19:16:00.001+03:00</published><updated>2008-08-25T19:18:36.051+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinçli Tüketici'/><title type='text'>Ramazan Fırsatçılarına Yakın Takip</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt;  Tüketiciler Birliği İzleme Komitesi Başkanı Cahide Pamuk, medyada da sık sık gündeme getirilen Ramazan fırsatçılarıyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmış:&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt; Ramazan ayı, sosyal dayanışmanın toplumda en üst seviyeye çıktığı, yardımlaşma ve misafir ağırlama gibi güzel geleneklerin yoğun şekilde yaşandığı ve tüketicinin beslenmesine özen gösterdiği bir dönem olup, tüketicilerin Ramazan ayındaki gıda harcamaları, misafir memnuniyeti ve doyumluluk esasıyla gerçekleştirilmekte ve diğer aylara kıyasla Ramazan’da artmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle bazı gıda üretici ve satıcıları, Ramazan ayını vurgun dönemi olarak görmekte, maliyetlerde artış olmamasına rağmen gıda ürünlerine fahiş zamlar yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketiciler Birliği, Ramazan dönemindeki bu vurguncu zihniyeti tespit ederek kamuoyuna açıklamış ve bu şekilde fahiş zam yapan firmaların geri adım atmasını sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl da, “Ramazan vurguncuları” nın izlenmesi ve niyet ettikleri bu haksız girişimin önlenmesi için Ramazan öncesi temel gıda ürünleri olan bakliyat, yağ, et, tavuk ve kahvaltılık ürünlerinde fiyat tespitleri yapılmıştır. Tespit edilen fiyatlar, Ramazan’ın ilk haftasında yapılacak piyasa araştırması ile kıyaslanacak ve vurgun yapmaya kalkan firmalar isimleri ile kamuoyuna açıklanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketiciler Birliği, bu süreçte tüketicileri fırsatçılara karşı dikkatli olmaya ve tanık oldukları vurgun girişimlerini Tüketiciler Birliği ile paylaşmaya çağırmaktadır.&lt;/blockquote&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1812666444861430130?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1812666444861430130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1812666444861430130&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1812666444861430130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1812666444861430130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/08/ramazan-frsatlarna-yakn-takip.html' title='Ramazan Fırsatçılarına Yakın Takip'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-2261699998530132369</id><published>2008-08-25T19:06:00.003+03:00</published><updated>2008-08-25T19:13:26.903+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Katkıları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanser'/><title type='text'>Çiftçiye Kimyasal Bildirim Zorunluluğu Geliyor</title><content type='html'>Pek çok kişiden duyulan adeta şehir efsanesi gibi yayılan bir konu da, &lt;span class="content"&gt;yurtdışına ihraç edilen ürünlerin güvenli çiftçi projesi adı altında kontrol edilirken içeride satılan ürünlerde bir başıboşluk olduğudur. Hürriyet, &lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt; Tarım Bakanlığı'nda bu kontrolün olup olmadığını bu işten birinci derecede sorumlu olan Koruma Kontrol Birimi Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ahmet Aslan'a sormuş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt; 'Yeni yönetmelik sayesinde, çiftçiler tüm kullandıkları tarım kimyasallarını il ve ilçe teşkilatlarına bildirecek. Böylece, çiftçilerin kullanacakları tüm kimyasalları kontrol altına alacağız. Ancak, çiftçileri sadece verdikleri liste ve vicdanları ile de baş başa bırakmayacağız. Sürekli tarlada ve ürünleri üzerinde yerel teşkilatlarımızla çapraz kontrollerle bu beyanların doğruluklarını ve kanserojen madde içerip içermediğini test edeceğiz. Bunlara uymayanlara da ağır cezai yaptırımlar uygulayacağız.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı haberde Osman Müftüoğlu &lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;  Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, kimyasallı ürünlerden nasıl korunulması ve neler yapılması gerektiğini de anlatmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; - Çok ciddi bir yönetmeliğe ihtiyacımız var. Çok ciddi kontrol yapmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; - Kontrol merkezlerinin kurulması gerekiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; - Ürünler tüketiciye ulaşırken daha ciddi uyarılar yapılmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bütün yiyecek ve içecekleri mümkün olduğu kadar yıkamalı veya imkan varsa fırçalamalıyız. Bir süre suda bekletmeli, kabuklu olarak yememeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; - İmkanı olanlar için kimyasalları temizleyen solüsyonlar kullanılmalı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-2261699998530132369?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/2261699998530132369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=2261699998530132369&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/2261699998530132369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/2261699998530132369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/08/iftiye-kimyasal-bildirim-zorunluluu.html' title='Çiftçiye Kimyasal Bildirim Zorunluluğu Geliyor'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5085012303783697836</id><published>2008-08-17T15:07:00.001+03:00</published><updated>2008-08-17T15:10:30.985+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YUM-BİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yumurta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yumurta ve Yumurta Ürünleri Tebliği'/><title type='text'>Yumurtaya AB Standardı</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, yumurtanın üretilmesinden, paketlenmesine, depolanmasından nihai tüketiciye ulaşmasına kadar her türlü sürecin hijyenik ortamlarda kontrol altında tutulması için yumurta sektörüne AB standartları getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuş gribi sonrasında üretimin yoğun olduğu 15 il ve ilçede yeniden yapılanma dönemi yaşayan ve bunun olumlu sonuçlarını alan yumurta sektörü, AB standartlarında üretim yapmak için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile birlikte çalışmalara başladı. 23 Ocak 2008 tarihinde resmi gazetede yayınlanan `Yumurta ve Yumurta Ürünleri Tebliği`ne göre; yumurtanın üretildiği kümes numarasından, üretim tarihine kadar üretim hakkındaki bilgiler yumurtanın ambalajında yer alıyor. 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren tüketiciler yumurtanın üretildiği işletme numarasını kabuğunda, üretim tarihini ve son kullanma tarihini yumurtanın ambalajında bulabilecek. Tebliğe uymayan üreticiler hakkında yasal işlem başlatılabilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriterlere uymayan üretici firmaların yumurtalarını pazarlamada güçlüklerle karşılaşacağını ve idari para cezalarına muhatap kalacağını belirten Yumurta Üreticileri Merkez Birliği(YUM-BİR) Başkanı Derya Pala, `Herkes sağlıklı yumurta üretmek ve ürünün arkasında durmak zorunda olacak. Problemli bir yumurta ile karşılaşıldığında gıda denetmenleri bu ürünün kime ait olduğunu bilgisine ulaşabilecek. Tüketici şikayetini daha kolay yapabilecek. Bu uygulama sektöre standardizasyon getirecek ve kaliteyi ön plana çıkaracak` dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok yeniliği beraberinde getiren tebliğe göre, yumurtalar özelliklerine göre A ve B sınıfı olarak ikiye ayrılacak. Bu sınıflar ambalaj üzerinde `A sınıfı` ve `B sınıfı` ifadeleriyle belirtilecek. A sınıfı yumurtalar doğrudan insan tüketiminde kullanılacak. Kabuğu temiz ve hasarsız; akı ise berrak ve saydam olan, yabancı madde içermeyen yumurtalar A sınıfı yumurta olarak adlandırılacak. Bu yumurtaların üretildiği işletme ve kümes numarası kabuk üzerine damgalanacak. Böylece tüketiciye sunulan yumurtalarda herhangi bir risk bulunursa, geriye izlenebilirlik ve etkin denetim kolaylaşmış olacak. Tüketiciler A sınıfı yumurtaları satın aldıklarında en son tüketebilecekleri tarihleri de öğrenme imkanı bulacaklar. A sınıfı yumurtalar 73gr ve üzeri çok büyük, 62-72 gr arası büyük, 53-62 gr arası orta, 52 gr ve altı küçük olmak üzere ağırlık sınıflandırmasına tutulacak ve bilgilerin etiketlerde yer alması zorunlu olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B sınıfı yumurtalar da Gıda Sanayinde kullanılacak ve ambalaj üzerinde `Gıda Sanayi İçindir` ibaresi yer alacak. Yumurtaların ambalajında ayrıca son kullanım tarihleri ile paketleme tarihleri de belirtilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketiciye sunulan yumurtalar mutlaka ambalajlı olacak. Ambalaj bilgilerinde yumurtanın üretim ve son tüketim tarihi yer alacak. Ayrıca, yumurtanın üreticisinin ve paketleyicisinin adı, adresi, işletme numarası, üretim izni, tarihi, yumurta sayısı, ağırlığı ve sevkiyat tarihi gibi bilgiler de bulunacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurtalar üretildikten sonra tüketiciye ulaşma sürecinde, var olan kurallara ek olarak yeni standartlar getiriliyor. Tebliğ yürürlüğe girdikten sonra işletmelerin, ürettikleri yumurtaları muhafaza ederken sıcaklık ve nem oranlarına dikkat etmeleri gerekiyor. Üreticiler, A sınıfı yumurtaların muhafaza edildikleri ortamların sıcaklıklarının (+5) - (+12) santigrat derecede olmasına özen gösterecek. Gıda Sanayisinde kullanılacak B sınıfı yumurtalar ise (+5) - (+12) santigrat derece sıcaklıklarda ve yüzde 70 - 85 nem içeren depolarda muhafaza edilecek. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5085012303783697836?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5085012303783697836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5085012303783697836&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5085012303783697836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5085012303783697836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/08/yumurtaya-ab-standard.html' title='Yumurtaya AB Standardı'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4691046173025800369</id><published>2008-08-11T22:04:00.002+03:00</published><updated>2008-08-11T22:09:45.511+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık Bakanlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='WHO'/><title type='text'>Hasta Güvenliği Küresel Mücadelesi'nda 'El Hijyeni'</title><content type='html'>El hijyeni, sağlığı tehdit edebilecek esasen uygulaması çok kolay olan fakat, risk taşıyan kişilerce pek fazla ehemmiyet gösterilmeyen bir konu. Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü Hasta Güvenliği Küresel Mücadelesi 1. Programı olan "El Hijyeni" ile ilgili Uygulama Seti'ni  yayınlanmış. Detaylı bilgi için: &lt;a href="http://www.performans.saglik.gov.tr/"&gt;www.performans.saglik.gov.tr&lt;/a&gt; adresine bakabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4691046173025800369?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4691046173025800369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4691046173025800369&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4691046173025800369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4691046173025800369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/08/hasta-gvenlii-kresel-mcadelesinda-el.html' title='Hasta Güvenliği Küresel Mücadelesi&apos;nda &apos;El Hijyeni&apos;'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5593739630583108593</id><published>2008-08-05T18:31:00.004+03:00</published><updated>2008-08-05T18:41:25.536+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Fiyatları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda İhbar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinçli Tüketici'/><title type='text'>Kötü Gıdaları İhbar Edebilirsiniz</title><content type='html'>Bilinçli tüketici olmanın belki de ilk şartlarından birisi aldığımız ürünlerin kalite özelliklerinin kontrol edilmesidir. Bunun ardından aldığımız gıdalarla ilgili şikayetlerimizi ilgili makama yapma eylemi gelir.&lt;br /&gt;Son zamanlarda Ramazan'ın da yaklaşmasıyla gıda fiyatlarında aşırı artış yaşanabileceği gibi problemler fazlaca konuşulur oldu. Bu gibi ve hatta daha fazla konuda görüş, öneri ve ihbarın yapılabileceği bir yer var.&lt;br /&gt;Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü'nün &lt;a href="http://www.kkgm.gov.tr/indeks.html"&gt;web sitesi&lt;/a&gt;nde bulunan '&lt;a href="http://www.kkgm.gov.tr/mail/gida.asp"&gt;Gıda İhbar&lt;/a&gt;' formunu doldurarak gıda ile ilgili yaşadığınız her problemi yazabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5593739630583108593?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5593739630583108593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5593739630583108593&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5593739630583108593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5593739630583108593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/08/kt-gdalar-ihbar-edebilirsiniz.html' title='Kötü Gıdaları İhbar Edebilirsiniz'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6522684516042115984</id><published>2008-07-26T17:43:00.003+03:00</published><updated>2008-07-26T17:59:07.150+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küresel Isınma'/><title type='text'>Altı derecelik ısınma neler yapar?</title><content type='html'>Vatan gazetesinden Memet Güler, küresel ısınmanın etkileri üzerine güzel bir yazı yazmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya 1 derece ısınırsa, Kuzey Kutup dairesi, yılın yarısı boyunca buzdan yoksun kalacak ve efsanevi Kuzey Batı Geçidi, gemilerin geçebileceği şekilde açık olacak. Bengal Koyu'nun etrafındaki on binlerce evi sel basacak. Güney Atlantik'i kasırgalar vuracak. Batı Amerika'daki şiddetli kuraklıklar, küresel tahıl ve et pazarlarında kıtlığa yol açacak. Amerika Birleşik Devletleri'nin batı yarısında çöller oluşacak. Teksas'tan Kanada sınırına kadar olan bölge, hiçbir ürünün yetişmeyeceği aşırı kurak alanlara dönüşecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Böcekler göç edecek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya 2 derece ısınırsa, Grönland'ın buzulları yok olacak. O kadar çok buzul eriyecek ki, kutup ayıları hayatta kalma mücadelesine girecek. Böcekler yeni yönlere doğru göç edecek. Amerika'daki ılıman iklim kuzeye doğru kayarken, çam böcekleri ormanları yok edecek. Bu, boz ayıların en önemli besin kaynağının da yok olması demek. Büyük Okyanus'taki birçok ada sular altında kalacak. Tropik mercan resiflerinin büyük bölümü kaybolacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Okyanuslar yükselecek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya 3 derece ısınırsa, Amazon Yağmur Ormanları kuruyacak. Alpler'in karlı zirveleri yok olacak. El Nino'nun şiddetli baskınları sürekli hale gelecek. Akdeniz ve Avrupa'nın bazı kısımları yaz mevsiminde kavurucu bir sıcak yaşayacak. Büyük sıcaklık dalgaları yaşanacak. Ortadoğu'da görülen sıcaklıklar, Kuzey Avrupa'ya taşınacak. Gezegenin temel yaşam destek sistemleri bozulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya 4 derece ısınırsa, Okyanuslar yükselecek ve milyonlarca insanın yuvası olan yoğun nüfuslu deltaları yok edecek. Bangladeş denize karışacak. Mısır'ı sel basacak. Venedik sular altında kalacak. Buzullar yok olacak. Milyarlarca insana temiz su akışı kesilecek. Güney Kutbu'nun bütün Batı Kutup kitlesi kopacak ve deniz seviyesi daha da yükselecek. Dünya, bugünkü haline hiç benzemeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Denizler çöl olacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya 5 derece ısınırsa, Kuzey ve Güney yarımkürelerde eskiden ılıman olan iki büyük kuşak, yaşanılmaz hale gelecek. Los Angeles, Kahire, Bombay gibi dünyanın büyük şehirlerini besleyen kar ve su kaynakları kuruyacak. İklim mültecilerinin sayıları yüz milyonlara yükselecek. Canlı türlerinin çoğu büyük bir iklim şoku yaşayacak ve yok olacak. Geleneksel toplumsal yapılar altüst olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya 6 derece ısınırsa, Okyanuslar uzaktan bakınca masmavi görünse de aslında denizler bir çöl haline gelecek. Çöllerse kıtalara doğru fethe çıkan ordular gibi yayılacak. Doğal afetler, gündelik olaylara dönüşecek. Dünyanın en büyük şehirleri sular altında kalıp terk edilecek. Tarihin en büyük soy tükenmesi yaşanacak. Bunun adına küresel yok oluş da denilebilir...&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;Bizi bekleyen gelecek&lt;br /&gt;Bakın bu yazdıklarımın hepsi tamamen gerçek, tamamen bilimsel ve tamamen bizi bekleyen o geleceği işaret kesitler. Hepsi, virgülüne dokunmadan National Geographic'in müthiş belgeseli 6 Dereceden bire bir derlediğim cümleler. Hadi gelin şimdi hala küresel ısınmaya kayıtsız kalmaya devam edin. Hepinize iyi günler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6522684516042115984?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://w10.gazetevatan.com/root.vatan?exec=yazardetay&amp;wid=132' title='Altı derecelik ısınma neler yapar?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6522684516042115984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6522684516042115984&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6522684516042115984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6522684516042115984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/07/alt-derecelik-snma-neler-yapar.html' title='Altı derecelik ısınma neler yapar?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-429527752817426938</id><published>2008-07-22T20:24:00.004+03:00</published><updated>2008-07-22T20:41:19.474+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='omega 3'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekmek'/><title type='text'>Sağlığına Özen Gösterenler için Omega 3'lü Ekmek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img.sabah.com.tr/2008/07/22/gny/im/57F3CC4A666192488A40390Er.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://img.sabah.com.tr/2008/07/22/gny/im/57F3CC4A666192488A40390Er.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yiyeceklerimizdeki çeşit artışlarından en temel gıdalarımızdan biri olan ekmek nasiplendi. Cevizli ekmeği favori edinen bendeniz, bugün itibariyle gördüm ki ekmekçilik sanayinde önemli bir isim olan &lt;a href="http://www.uno.com.tr/"&gt;Uno&lt;/a&gt;, 'Omega 3' katkılı ekmek çıkarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.uno.com.tr/"&gt;Uno&lt;/a&gt;'nun ürettiği 'Omega 3'lü ekmek; kalp hastalıkları, kanser ve diyabete karşı kendini korumak isteyen tüketiciler için tüketime sunulmuş. Fakat tabii ki omega 3 sadece bu gruptaki alıcılara hitap etmiyor. Omega 3 aynı zamanda bebek ve çocukların zihin gelişimine de yardımcı oluyor, ayrıca yaşlanma ve stresin olumsuz etkilerini de azaltıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omega3'lü ekmeğinin 100 gramı, günlük Omega 3 ihtiyacının yüzde 17'sini karşılıyormuş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-429527752817426938?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/429527752817426938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=429527752817426938&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/429527752817426938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/429527752817426938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/07/salkl-kalp-iin-omega-3l-ekmek.html' title='Sağlığına Özen Gösterenler için Omega 3&apos;lü Ekmek'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3380473271721482977</id><published>2008-07-17T10:48:00.000+03:00</published><updated>2008-07-17T10:51:51.775+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekmek İsrafı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekmek'/><title type='text'>Ekmek Büyüyünce İsraf da Büyüdü</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kocaeli.bel.tr/"&gt;Kocaeli&lt;/a&gt; Fırıncılar Odası Başkanı Mehmet Altunay , ekmeğin gramajının fazla olması ve bilinçsiz tüketim sebebiyle ekmek israfının her geçen gün arttığını söylemiş. Kocaeli'nde her 10 ekmekten 1'i çöpe gidiyormuş. Türkiye genelinde ise her gün 6 milyon ekmek çöpe gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmeğin gramajının 300'e çıkarılması nedeniyle ekmek daha geç tüketiliyor. Uygun koşullarda saklanamadığında da bayatlıyor ve çöpe atılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok ekmek israfı ise yemekhaneli işyerleri, hastaneler, yatılı okullar, öğrenci yurtları, oteller ve lokantalar gibi toplu tüketim yerlerinde yapılıyor. Buralarda ‘ekmek israfı önleme planları’nın hayata geçirilmesi, talebe göre üretim yapılması, ekmeğin fırında veya satış yerinde uygun koşullarda korunması, raf ömrü uzun kaliteli ekmek üretimi, pişirilmesi ile satışı arasındaki sürenin en aza indirilmesi, poşetlenmesi, küçük gramajlarda ekmek üretimi, toplu yemek tüketim yerlerinde ekmeğin dilimlenmiş veya küçük yuvarlak ekmek olarak verilmesi, orta derecede bayatlamış ekmeklerin düşük fiyattan satılması gibi önlemler alınarak asgariye indirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmek israfının önlenmesinde bir diğer basamak ise ev hanımlarının konuya gerekli özeni göstererek ihtiyaçtan fazla ekmek almamaları ve ekmeğin saklama koşullarına dikkat etmeleridir. Ekmekler poşette saklanmalı, uzun süreli saklama amaçlanıyorsa, çoğu ev hanımının yaptığı gibi ekmeğin derin dondurucuda ve poşet içerisinde saklanması bayatlamayı önlediği unutulmamalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3380473271721482977?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3380473271721482977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3380473271721482977&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3380473271721482977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3380473271721482977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/07/ekmek-byynce-israf-da-byd.html' title='Ekmek Büyüyünce İsraf da Büyüdü'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5773531073078627934</id><published>2008-07-15T14:03:00.002+03:00</published><updated>2008-07-15T14:28:20.774+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kavun'/><title type='text'>İyi Kavun Nasıl Seçilir?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.mevsimmanavi.com/kavun_jpg.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.mevsimmanavi.com/kavun_jpg.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kavunun %95'ini su oluşturur. A, B 1, C vitaminleri, meyve şekeri, selüloz, azotlu ve yağlı maddeler de var. Avrupa ve Amerika'da doktorlar tarafından da yararları tescil edilen kavunun en önemli özelliği toksik maddelerin atımına yardımcı olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ekoyol.com/"&gt;Ekoyol&lt;/a&gt; iyi kavun seçmenin ipuçlarını biraraya getirip, kavunun faydalarının da anlatıldığı güzel bir yazı yazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NASIL ALMALIYIZ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. İyi kavun ağır olur. Elinizde okkalayın, ağır olanı alın.&lt;br /&gt;2. Yuvarlak, san kavunun sapı, çektiğiniz zaman kolay kopuyorsa iyi kavundur.&lt;br /&gt;3. Kavun Kırkağaç kavunu ise dibinin sarıya çalması gerekir.&lt;br /&gt;4. Bir kavun ne kadar yumuşaksa içi o kadar da asitleşmiş demektir. Kavunun yumuşağına yanaşmayın.&lt;br /&gt;5. Turfanda kavunlar lezzetsizdir. Kavunu, sezonun başlangıcından bir ay sonra yiyin ancak o zaman lezzet kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NASIL YEMELİYİZ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavunu genellikle yemeklerden sonra yemek gibi bir alışkanlığımız var. Akşamcılar ise kavunu yemek arasında, diğer mezelerle birlikte yer. Her iki şekli de fazla yarar sağlamaz. Kavunu yemeklerden önce yiyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YARARLARI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Kanı zehirlerden temizler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İştah açar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bağırsakları yumuşak tutar,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sinirleri yatıştırır ve rahat bir uyku sağlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Romatizma ağrılarını hafifletir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hafif yanıkları iyileştirir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Göz nezlesini önler. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bağırsaklarında ülser ya da iltihap olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5773531073078627934?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5773531073078627934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5773531073078627934&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5773531073078627934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5773531073078627934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/07/iyi-kavun-nasl-seilir.html' title='İyi Kavun Nasıl Seçilir?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5900057768736875409</id><published>2008-07-01T14:19:00.004+03:00</published><updated>2008-07-01T14:32:47.139+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çikolata'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar'/><title type='text'>Bilişimcilerin de Canı Çikolata Çekiyor</title><content type='html'>Dünyada son 15 yıldır giderek artan mantar hastalıklarının kakao üretimini etkilemesi, çikolatasız bir dünya tehlikesine karşı küresel şirketleri harekete geçirdi. Olası bir krizi önlemeyi hedefleyen IBM ve çikolata üreticisi Mars , ABD Tarım Bakanlığı`nın Tarımsal Araştırma Servisleri`yle, çikolatanın hammaddesi kakaoyu korumak amacıyla bir araya geldi.&lt;br /&gt;Kuruluşlar, bilimsel kaynaklarını birleştirerek kakaonun genetik yapısını inceleyecek. Ancak genetik yapıyla oynanması Avrupa ve Amerika`da pek çok sivil örgütün tepkisini çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genetiğiyle oynanan tarımsal ürünlerle ortaya çıkacak krizi önlemek daha da zorlaşıyor. Kakao üretiminin geliştirilmesini ve ıslah edilmesini amaçlayan araştırmacılar, kakao tohumunun genetik yapısının incelenmesiyle, kakao ağacı yetişme programına destek vereceklerini umuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağacın DNA yapısını anlamanın, zararlı böceklere, hastalıklara ve küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin yol açtığı su sıkıntısına karşı, üretimi daha dayanıklı kılacağı düşünülüyor. Çalışmaların, mahsulleri daha dayanıklı hale getirip hastalık kapmalarını engelleyerek kıtlığa çözüm üretebileceği, çikolatanın tadının daha güzel olması öngörülüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5900057768736875409?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5900057768736875409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5900057768736875409&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5900057768736875409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5900057768736875409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/07/biliimcilerin-de-can-ikolata-ekiyor.html' title='Bilişimcilerin de Canı Çikolata Çekiyor'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5415174704348540999</id><published>2008-06-26T20:51:00.004+03:00</published><updated>2008-06-26T21:18:18.631+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Su Kaybı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Su'/><title type='text'>Ne Kadar Su İçmeliyiz?</title><content type='html'>Etrafımdaki pek çok insan, yeterli miktarda su içmiyor. Bunun sebebi bir bakıma alışkanlıklarımız olsa da, bir de biyolojik nedeni var. Vücudumuz yaşlandıkça susama hissini daha az duymaya başlıyor. Böylece giderek daha az su içer hale geliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarındaysa vücudumuzun su kaybı çok fazla olduğu için, bu aylarda günlük su ihtiyacımızı karşılamamız hem gün içerisinde yorgun ve halsiz hissetmemizi, dolayısıyla aktivite düşüklüğünü, hem de çeşitli fiziksel rahatsızlıklar duymamızı sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar ve herkesin gün içinde tüketmesi gereken su miktarının farklı farklı olması düşünüldüğünde ve bana da sıkça sorulan sorulardan biri olan, "Günlük ne kadar su içmeliyiz?" sorusunun cevabını &lt;a href="http://www.hayatsu.com.tr/hayat_su/Default.aspx"&gt;Hayat Su&lt;/a&gt;'nun &lt;a href="http://www.hayatsu.com.tr/suyun_uzmanindan/nekadar_su_icmeliyiz.aspx"&gt;hazırladığı sayfada&lt;/a&gt; kendi beden yapınıza ve günlük aktivitenize göre kolaylıkla hesaplayabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu teste göre benim günlük 3 litre su içmem gerekiyor. Suyu pet şişelere doldurarak içmek, hem hesaplama kolaylığı sağlıyor, hem de su içmeyi daha çok hatırlamama yardımcı oluyor. Bu bir taktikse önerebilirim. (:&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5415174704348540999?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5415174704348540999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5415174704348540999&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5415174704348540999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5415174704348540999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/06/ne-kadar-su-imeliyiz.html' title='Ne Kadar Su İçmeliyiz?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4534576228953489271</id><published>2008-06-19T20:49:00.007+03:00</published><updated>2008-06-19T21:10:45.332+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Domates'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rusya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyurular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinçli Tüketici'/><title type='text'>Geri Dönen Domatesler için Basın Açıklaması</title><content type='html'>Rusya'nın Türkiye’den yaş meyve-sebze ithalatına yasak getirmesi ve geri dönen domateslerin iç piyasaya sunulduğu yönünde çıkan rivayetler kulaktan kulağa dolanıyor. Bu konu da bana da çok fazla soru soruluyordu. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bu konuda bir basın açıklaması yapmış, okumakta yarar var:&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Rusya Federasyonu’nun 03.06.2008 tarihinde elimize ulaşan yazılarında; ülkemizden bu ülkeye yapılan yaş meyve-sebze ihracatında, Rusya Federasyonu’nun standartlarının aşıldığı iddia edilerek “domates, patlıcan, patates, üzüm ve limon ihracatımıza geçici bir yasaklama tedbiri alındığı” belirtilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya Federasyonu’nun bu yasaklaması üzerine son günlerde bazı basın yayın kuruluşlarında Rusya’dan geri dönen yaş sebze ve meyvenin iç tüketime sunulduğu yönünde haberler yer almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya Federasyonu (RF) tarafından insan sağlığı ve pestisit kalıntısı gerekçe gösterilerek ülkemize geri gönderilen bir ürün bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz, Avrupa Birliği ile aynı pestisit kalıntı limitlerini (MRL) uygulamaktadır. Buna karşı Rusya Federasyonu limitleri Avrupa Birliği limitlerinden 30-40 kat daha düşük seviyelerdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlığımızca ihracat öncesinde yapılan kontrollerde öncelikle alıcı ülke mevzuatına göre değerlendirme yapılmaktadır. Rusya Federasyonu’na taze sebze ve meyve ihracatında karantina etmenleri yönüyle uygun olan ürünlerden numune alınmakta pestisit, kurşun,nitrat analizleri yaptırılmakta ve analiz sonucu uygun olan ürünlere “Bitki Sağlık Sertifikası” ve gıda güvenliğine yönelik olarak “Gıda Sağlık Sertifikası” düzenlenmektedir. Ürüne ait “Analiz Raporu” da bu sertifikalarla beraber ürünle birlikte Rusya Federasyonu’na gönderilmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere uygun olmayan taze sebze ve meyve ürünlerinin Rusya Federasyonu’na ihracatına izin verilmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, Bakanlığımızca ülke içine yönelik olarak pestisit kalıntı kontrolü de yapılmakta olup bu kapsamda toplam olarak 2006 yılında 11.324, 2007 yılında 16.028 adet analiz yapılmıştır. Bu denetimler sonucunda olumsuzluk tespit edilen oran % 1 civarında olup, bu değer AB ülkelerinde % 4’ün üzerindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizden Rusya Federasyonu’na yapılan ihracatta 2006 yılı Mayıs ayından 2008 yılı Haziran ayına kadar toplam 31.000 partiye Gıda Güvenlik Sertifikası düzenlenmiştir. Rusya Federasyonu’ndan alınan olumsuz rapor sayısı ise sadece 119 (% 0,4) adettir. Ülkemizde yapılan analizleri ise temizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldı ki Rusya Federasyonu’na gönderilmek üzere analizi yapılan ürünlerin şahit numuneleri 5 ay süreyle laboratuarlarda muhafaza edilmektedir. Dolayısıyla bu süre içinde olumsuz rapor bildirimlerini tekrar inceleme fırsatı bulunmaktadır. Bu şekilde Rusya Federasyonu’ndan alınan olumsuz bildirimler incelenmiş ve şahit numuneler Rusya Federasyonu değerlerine uygun tespit edilmiştir. Bu husus da Rusya Federasyonu makamlarına resmen iletilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla, Bakanlığımız gerek ihracat amaçlı olsun gerekse iç tüketim amaçlı olsun tüm tarımsal ürünlerde gerekli kontrol sistemlerini etkin olarak uygulamaktadır. Rusya Federasyonu tarafından tek taraflı alınan kısıtlama kararının kaldırılması için Bakanlığımız tarafından gerekli çalışmalar yürütülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuoyuna saygıyla duyurulur. &lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4534576228953489271?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4534576228953489271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4534576228953489271&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4534576228953489271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4534576228953489271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/06/geri-dnen-domatesler-iin-basn-aklamas.html' title='Geri Dönen Domatesler için Basın Açıklaması'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-8694922573650190159</id><published>2008-06-15T12:00:00.007+03:00</published><updated>2008-06-15T12:22:32.781+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dondurma'/><title type='text'>Sağlıklı Dondurma Tüketimi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/Rs_z2fG1pRI/AAAAAAAAAD4/rXio7z-iEIo/s1600/dondurma3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/Rs_z2fG1pRI/AAAAAAAAAD4/rXio7z-iEIo/s1600/dondurma3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarında tüketimi artan, besleyici ve serinletici gıdamız dondurma; önemli bir enerji, mineral ve vitamin deposu. Üstelik bu besin zenginliğinin yanında kolay sindirilebilmesi de en önemli artılarından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dondurma, sıcak havaların da etkisiyle gün içinde özellikle öğle vakitlerinde sıkça tüketiliyor. Fakat dondurmanın yemekten sonra tüketilmesi hem iştah kapanmasını önler, hem de midede soğuk yiyeceğin yaratacağı kramp tarzı rahatsızlıkların ortaya çıkışını önleyeceği için tok karna tüketilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı dondurma yemek için;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;sağlık koşullarına uygun ortamda üretilen, &lt;/li&gt;&lt;li&gt;gerektiği şekilde korunan&lt;/li&gt;&lt;li&gt;sağlıklı ambalajlarda satışa sunulan dondurma ve buzlu içeceklerin tüketilmesi &lt;/li&gt;&lt;li&gt;bu tür besinlerin güvenilir olmayan yerlerden satın alınmaması gerekiyor.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Ayrıca, kullanılan katkı maddelerinin Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından izin verilen Türk Gıda Kodeksine uygun olması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sağlıksız Dondurma Nasıl Anlaşılır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dondurmanın içinde buz kristallerinin olması kurallara uygun üretilmediğinin göstergesidir. Buz kristalleri, boğazı çizerek enfeksiyonlara neden olur. Bu yüzden özellikle mahalle aralarında seyyar satıcı tezgahlarında satılan dondurmalar sağlık açısından riskli olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-8694922573650190159?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/8694922573650190159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=8694922573650190159&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8694922573650190159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8694922573650190159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/06/salkl-dondurma-tketimi.html' title='Sağlıklı Dondurma Tüketimi'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/Rs_z2fG1pRI/AAAAAAAAAD4/rXio7z-iEIo/s72-c/dondurma3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-194533937033494391</id><published>2008-06-09T14:19:00.004+03:00</published><updated>2008-06-09T14:28:08.657+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Muhafaza Yöntemleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereotu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maydonoz'/><title type='text'>Maydonozlar Artık Daha Yeşil</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.prepara.com/img/img_product-herb-savor.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://www.prepara.com/img/img_product-herb-savor.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Nane, maydonoz, dereotu gibi sebzelerin, alındıktan sonra buzdolabında tazeliğini uzun süre korumak biraz zor oluyor. &lt;a href="http://www.prepara.com/herb_savor.php"&gt;Prepara.com&lt;/a&gt;'da bunun için oldukça portatif, ilginç bir aparat  geliştirilmiş. Bu sayede sebzelerin tazeliğini koruyarak 3 hafta saklanabileceği söyleniyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-194533937033494391?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/194533937033494391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=194533937033494391&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/194533937033494391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/194533937033494391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/06/maydonozlar-artk-daha-yeil.html' title='Maydonozlar Artık Daha Yeşil'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5485407386934443331</id><published>2008-06-07T13:01:00.003+03:00</published><updated>2008-06-07T13:12:13.730+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık Bakanlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Tütüne Hayır Günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Recep Akdağ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='WHO'/><title type='text'>Dünya Tütüne Hayır Günü 2008 Ödülü</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.who.int/en/"&gt;Dünya Sağlık Örgütü&lt;/a&gt;, “Dünya Tütüne Hayır Günü 2008 Ödülü”ne, tütün kontrolü ile mücadele konusundaki çalışmaları nedeniyle, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ı layık gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Mayıs tarihli “Dünya Tütüne Hayır Günü” kapsamında; Türkiye'nin havası, artık dumansız hava sahası reklamlarıyla ve daha önce de yazmış olduğum "&lt;a href="http://food-eng.blogspot.com/2008/04/brak-kazan.html"&gt;Bırak Kazan&lt;/a&gt;" kampanyalarıyla desteklenen proje, tütün kontrolünün güçlendirilmesi sürecindeki öncülüğü, kararlılığı ve yaygın ortaklık temelli Ulusal Tütün Kontrol programı geliştirmesine yönelik çalışmaları nedeniyle ödülün sahibi olmuş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5485407386934443331?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5485407386934443331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5485407386934443331&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5485407386934443331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5485407386934443331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/06/dnya-ttne-hayr-gn-2008-dl.html' title='Dünya Tütüne Hayır Günü 2008 Ödülü'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5546743193299752044</id><published>2008-06-05T13:36:00.004+03:00</published><updated>2008-06-05T16:48:59.326+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Fiyatları'/><title type='text'>Gıda Fiyatları ve Aracılar</title><content type='html'>&lt;p&gt;Son dönemde gıda fiyatlarındaki artışlar, hatta gıda krizi söylentileri evvelden çokça övündüğümüz "kendi kendine yeten ülke" olma potansiyelimizin kinetiğe dönüşümünde bir takım aksaklıklar olduğunun bir göstergesi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;Bu aksaklıklar ise esasen özellikle yurt dışına ithal edilen ürünlerimizin üretiminde görülmüyor. Şu anki mevcut sistemin içinde gıda fiyatlarından etkilenen iki toplumsal sınıf var; bunlardan biri üreticiler, ikincisi ise tüketiciler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel ısınma ve petrol fiyatlarının gündeme getirilerek yapılan görünür veya görünmez zamlar,  en çok üretici ve tüketiciyi etkilemekte. Bu konuda &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/2008/06/03/haber,BF218D79C8C94F9F8DFF9B448BB24650.html"&gt;Şeref Oğuz&lt;/a&gt; Haller Rejimi'nin tekrardan gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak reel örnekler veren bir yazı yazmış:&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;Mesela; üreticiden 20 YKr'ye çıkan salatalık, halde 30, pazarda 73 ve markette 1.02 YTL'ye çıkıyor. Üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkı, yaş sebze ve meyvede % 408, kurutulmuş ürünlerde % 170, baklagillerde % 359, pirinçte % 322 ve hayvansal ürünlerde % 232'lere kadar çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradaki tüm farkı petrol zammı ve küresel ısınma veya kuraklıkla açıklayamazsınız. Haller Yasası'nda kabzımalı ve gereksiz "belediye-hal" zincirini ortadan kaldıracak düzenleme, Sanayi Bakanı'nın önünde duruyor. Eskiden işe yarayan ancak şimdi hiçbir işlevi bulunmayan kabzımal ile haller, pekala devreden çıkarılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin ilginç yanı, üretici kaybediyor tüketici kaybediyor ama petrole zam gelse, kuraklık olsa da bu "değer yaratmayan aracılar" hiçbir şey yapmadan "para kazanma hallerini" korumaya kararlı. Aracılardan kurtulmak için petrol krizi iyi bir vesile olmaz mı; ne dersiniz?&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5546743193299752044?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5546743193299752044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5546743193299752044&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5546743193299752044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5546743193299752044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/06/gda-fiyatlar-ve-araclar.html' title='Gıda Fiyatları ve Aracılar'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5265338410176661205</id><published>2008-06-03T21:30:00.003+03:00</published><updated>2008-06-03T21:47:13.954+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Exponut-Dried Fruit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyurular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fuarlar'/><title type='text'>Uluslararası Exponut&amp;Dried Fruit Fuarı</title><content type='html'>3 yıldır İstanbul’da gerçekleştirilen &lt;a href="http://www.exponutfruit.com/"&gt;Exponut&amp;amp;Dried Fruit Fuarı&lt;/a&gt;, bu yıl resmi olarak “Uluslararası Fuar” unvanıyla endüstriyi 4. kez Türkiye’de bir araya getiren Uluslararası Kuru Meyve, Sert Kabuklu Meyve, İlgili Ürünler ve Teknolojiler Fuarı Exponut&amp;amp;Dried Fruit, yenilikleriyle endüstriye yaptığı katkıyı artırıyor. &lt;a href="http://www.adgfuar.com/"&gt;ADG Fuarcılık &lt;/a&gt;tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde 21–22–23 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek fuara dünyanın dört bir yanından üretici, ihracatçı, ithalatçı, akademisyen, bürokrat ve servis sağlayıcı bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl ilk kez çikolata ve şekerli mamul teknolojileri için de özel bir bölüm oluşturulan fuarın kapsamı genişletilerek daha geniş bir “ortak alıcı” portföyüne ulaşılacak. Fuarda 3 yıldır sağlanan yüksek müşteri memnuniyeti, fuara olan destekleri ve fuara olan uluslararası ziyaretçi ilgisini her yıl artırıyor. Bugüne kadar 12 ülkeden 215 katılımcı ile 45 ülkeden ortalama 3 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi bir araya getiren fuar, bu yıl yeni oluşturulan çikolata ve şekerli mamul teknolojileri bölümü ile de yurt içi ve yurt dışından sanayiciler için iş potansiyelini artırmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığa yaptığı olumlu katkıları her gün bilimsel çalışmalarla kanıtlanan kuru meyve ve kabuklu yemişlerin katma değerlerini artırmaya yönelik önemli projelerden biri olan &lt;a href="http://www.exponutfruit.com/"&gt;Exponut&amp;amp;Dried Fruit fuarı&lt;/a&gt; endüstrinin ilk ve tek ihtisas fuarı olma özelliğini koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı koordinatörlüğünde ve ihracatçı birliklerinin organizatörlüğünde gerçekleştirilecek “Uluslararası Alım Heyeti” ve &lt;a href="http://www.adgfuar.com/"&gt;ADG Fuarcılık &lt;/a&gt;tarafından davet edilen diğer ziyaretçiler ile “ikili” görüşmelerin yapılacağı fuar süresince endüstriyi oluşturan katılımcılarla bir araya gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;FUARDA SERGİLENEN ÜRÜN VE HİZMETLER&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;• Kuru Meyve, Sert Kabuklu Meyve, Kuruyemiş&lt;br /&gt;- Kuru Meyveler&lt;br /&gt;- Sert Kabuklu Meyveler, Kuruyemişler&lt;br /&gt;• İlgili Ürünler&lt;br /&gt;• Teknolojiler&lt;br /&gt;- Kuru ve Sert Kabuklu Meyve Teknolojileri&lt;br /&gt;- İlgili Ürün Teknolojileri-ChoCoTech-Çikolata Teknolojileri&lt;br /&gt;- Ambalaj Malzeme ve Teknolojileri&lt;br /&gt;- Asansör ve Konveyörler&lt;br /&gt;- Saklama Teknolojileri&lt;br /&gt;- Tartılar-Kantarlar&lt;br /&gt;- Teşhir Donanımları&lt;br /&gt;- Laboratuarlar ve Ekipmanları&lt;br /&gt;• Diğer&lt;br /&gt;- Gıda Katkı Maddeleri&lt;br /&gt;- Sektör Birlikleri ve Yayınları&lt;br /&gt;- Sektör Hizmetleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ZİYARETÇİ PROFİLİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;İthalatçılar&lt;br /&gt;Alıcılar&lt;br /&gt;Toptancılar&lt;br /&gt;Perakendeciler&lt;br /&gt;İhracatçılar&lt;br /&gt;Üreticiler&lt;br /&gt;Çikolata Üreticileri&lt;br /&gt;Zincir Market Temsilcileri&lt;br /&gt;Otel Profesyonelleri&lt;br /&gt;Bürokratlar&lt;br /&gt;Sektör Dernekleri Temsilcileri&lt;br /&gt;Sektör Hizmetleri Temsilcileri&lt;br /&gt;Akademisyenler&lt;br /&gt;Medya Temsilcileri&lt;br /&gt;Detaylı Bilgi için: 0(212) 266 35 35 * &lt;a href="http://www.exponutfruit.com/"&gt;http://www.exponutfruit.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5265338410176661205?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5265338410176661205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5265338410176661205&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5265338410176661205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5265338410176661205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/06/uluslararas-exponut-fruit-fuar.html' title='Uluslararası Exponut&amp;Dried Fruit Fuarı'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5904261285873472648</id><published>2008-05-26T19:40:00.003+03:00</published><updated>2008-05-26T19:48:33.969+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Su'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Salgın'/><title type='text'>Salgınlar ve Tedbirleri</title><content type='html'>&lt;span&gt;Geçtiğimiz günlerde Aksaray ve Konya'da yaşanan salgınlara ilişkin &lt;a href="http://www.mikrobiyoloji.org/"&gt;mikrobiyoloji.org &lt;/a&gt;'dan güzel bir bilgilendirme maili:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Aksaray ilinde görülen ishal salgını hakkında T. C. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya &lt;a href="http://www.saglik.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF71BE64510F6C8BC9AE52736517C4A993"&gt;http://www.saglik.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF71BE64510F6C8BC9AE52736517C4A993&lt;/a&gt; adresinden erişilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi salgınlarda öncelikle sudan şüphelenmek gerekir. Bununla beraber, mikrobiyolojik analizlerin zaman aldığı da açıktır. Salgın haberleri ortaya çıktığında öncelikle yapılması gereken iş, musluk suyunun kaynatılarak içilmesi ve hatta mümkünse kaynatılmış su ile meyve-sebzenin yıkanmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar şebeke sularında klorlama yapılsa da (Aksaray örneğinde olduğu gibi) gelişmekte olan ülkelerdeki bakım çalışmaları sırasında kanalizasyon suyu, şebeke suyuna karışabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu defa salgın çok ucuz atlatıldı. Ancak, her zaman böyle olmayabilir. Bu nedenle yetkili organlar yanında vatandaşların da duyarlı olması gerekiyor. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5904261285873472648?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5904261285873472648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5904261285873472648&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5904261285873472648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5904261285873472648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/05/salgnlar-ve-tedbirleri.html' title='Salgınlar ve Tedbirleri'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-7862508089814161133</id><published>2008-05-22T19:55:00.002+03:00</published><updated>2008-05-22T20:05:42.945+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Dedektifleri'/><title type='text'>Gıda Dedektifleri Göreve Hazır</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt;İstanbul'un 2010 yılı Kültür Başkenti olması nedeni ile İstanbul Valiliği, İstanbul  Tarım İl Müdürlüğü, İstanbul Milli Eğitim Bakanlığı desteği ve Gıda Güvenliği  Derneği'nin öncülüğünde ilköğretim öğrencilerine yönelik "Gıda Dedektifliği"  eğitimleri verilmeye başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlköğretim çocuklarına yönelik olarak hazırlanan Gıda Dedektifleri Projesi ile  gıda güvenliği bilincinin küçük yaşlarda kazandırılması amaçlanıyor. Proje, çocuklarda gıda güvenliği bilinci oluşturulmasına yönelik  "Tam Kapsamlı Oyun" formatında uygulanıyor. Eğitim, bilgilendirme, yol gösterme,  değerlendirme, iyileştirme ve teşvik, programın ana süreçleri olarak  belirleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre, Gıda Dedektifleri Projesi, seçilen okullarda konuyla ilgili rehber  Fen Bilgisi öğretmenlerinin proje ve gıda güvenliği konusunda eğitilmeleriyle  başlıyor. Ardından her bir okuldan 20 ilgili öğrenci seçiliyor. Bu öğrenciler  web bazlı oyunlar üzerinden eğitiliyor ve eğitimin sonunda "Gıda Dedektifi"  sertifikası ve kimliği veriliyor. Artık dedektiflerin görevi; kantin, restoran,  büfe, market, pazar yeri vs yerlerde Gıda Güvenliği alanında tespit ettikleri  uygunsuzlukların geri bildirimini yapmak oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedektifler, web portalı üzerinden topladıkları bu geri bildirimleri Tarım İl  Müdürlüğüne iletiyor. Tarım İl Müdürlüğü gerekenleri yapıyor, dedektifler ise  tespit ettikleri uygunsuzlukların düzeltildiğini görüyor. Böylece çocuk  dedektifler toplum sağlığı konusunda yanlış olan bir takım şeyleri  düzeltebileceklerini görüyor, özgüvenleri gelişiyor ve hepsinden de önemlisi  gıda güvenliği konusunda bilinçleniyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;&lt;br /&gt;Pilot bölge olarak Bakırköy İlçesinden 5 okul  seçilip ve bu bölgede toplam 100 öğrenciye eğitim verilmesi planlandı. İlk  eğitim 14 Mayıs 2008 Çarşamba günü İncirli Ahmet Hamdi Tanpınar İlköğretim  Okulu'nda yapıldı. 21 Mayıs 2008 Çarşamba günü sabah Emlak Kredi Bankası  İlköğretim Okulu'nda, öğleden sonra ise Halil Vedat Fıratlı İlköğretim Okulu'nda  80 kişilik öğrenci grubuna gıda dedektifi eğitimi verildi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="content"&gt;&lt;br /&gt;Proje önce İstanbulda Bakırköy Kaymakamlığı yerel ortaklığında pilot ölçekte  olmak üzere Nisan ayı içerisinde başlayıp ve etap etap yaygınlaştırılarak;  uygulama sonuçları doğrultusunda tüm Türkiye ilköğretim okullarına  yaygınlaştırılabilecek bir sistematikte yürütülecek.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-7862508089814161133?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/7862508089814161133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=7862508089814161133&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7862508089814161133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7862508089814161133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/05/gda-dedektifleri-greve-hazr.html' title='Gıda Dedektifleri Göreve Hazır'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6305173309328795776</id><published>2008-05-13T19:34:00.004+03:00</published><updated>2008-05-13T19:52:46.435+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Myanmar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kırım Kongo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kene'/><title type='text'>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi</title><content type='html'>&lt;p class="EC_MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span class="EC_SpellE"&gt;Myanmar'daki&lt;/span&gt; kasırgadan kurtulanların Askeri cunta yüzünden, açlık ve  susuzluk yanında çok daha tehlikeli olan salgın hastalık tehlikesiyle  karşı karşıya kalmaları kaçınılmaz gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="EC_MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bunun yanında birkaç haftadır Ülkemizde, Kırım Kongo  kanamalı ateşi olarak bilinen hastalığa bağlı ölümlerin yeniden görülmeye başlaması ise  yine pek çok haber ve yorumu beraberinde getirdi. Hastalıktan kurtulmak ve kene ısırması  durumunda ne yapılması gerektiği T. C. Sağlık Bakanlığı sayfalarında (&lt;a href="http://www.kirim-kongo.saglik.gov.tr/G2.pdf" target="_blank"&gt;http://www.kirim-kongo.saglik.gov.tr/G2.pdf&lt;/a&gt;) çok güzel açıklanmış,  kulaktan dolma bilgileri bir tarafa bırakıp bilinçli bir şekilde davranmakta fayda var.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6305173309328795776?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6305173309328795776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6305173309328795776&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6305173309328795776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6305173309328795776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/05/krm-kongo-kanamal-atei.html' title='Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3491730445651061174</id><published>2008-05-09T20:25:00.005+03:00</published><updated>2008-05-10T14:08:03.422+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Et'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Protein'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Amino Asit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Bileşenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balık'/><title type='text'>Proteinler ve Faydaları</title><content type='html'>Hücre yapısının temel organik maddesi olan ve yaşamla ilgili tepkimelerde doğrudan ya da dolaylı olarak rol oynayan proteinler; büyüme, gelişme ve dokuların onarımı gibi pek çok biyolojik olayı düzenleyen kompleks öğelerdir. Protein molekülleri amino asitlerin bir araya gelmesiyle oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar ve hayvanlar vücut proteinlerini besinlerden aldıkları proteinlerdeki amino asitlerden sentezler. Dolayısıyla insanlar protein yönünden bitki ve hayvanlara muhtaçtırlar. Biyolojik önemine göre ise amino asitler; elzem olanlar ve elzem olmayanlar olarak sınıflandırılabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sınıflandırma amino asitlerin vücutta sentezlenip sentezlenememesine göre yapılır. Eğer bir amino asit vücutta sentezleniyorsa onun besinlerle alınmasına ihtiyaç duymayız. Dolayısıyla bunlar elzem olmayan amino asitler adını alır. Fakat yine de eksiklikleri vücut proteinlerinin yeterli sentezini engeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan, eksikliğinde vücut proteinleri yeterli sentezlenemiyor, protein dengesi kurulamıyorsa bu o amino asitin elzem olduğunu gösterir ve tüm elzem amino asitlerin gereksinimi karşılayacak şekilde düzenli olarak alınması zorunludur.  Bunların eksikliklerinde hücre çalışmasında ve büyümede yetersizlik olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için her gün düzenli olarak özellikle elzem amino asitler yönünden zengin gıdalarla vücudumuza protein almamız gerekmektedir. 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak özellikle balık tüketimi protein alımı açısından iyi bir kaynak olarak kullanılmalı. Balık eti, aminoasitlerin ve omega 3 yağ asitlerini içermesinden dolayı oldukça değerlidir. Ayrıca kolay sindirilir ve normal şartlarda 200 gram tüketilen balık eti, bir insanın günlük protein ihtiyacının yüzde 70'ini karşılamaya yeter.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3491730445651061174?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3491730445651061174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3491730445651061174&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3491730445651061174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3491730445651061174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/05/proteinler-ve-faydalar.html' title='Proteinler ve Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-8405324490988150642</id><published>2008-05-07T19:03:00.002+03:00</published><updated>2008-05-07T19:08:30.726+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TÜSİAD'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda'/><title type='text'>Tarım ve Gıda</title><content type='html'>&lt;span id="arj50" class="content"&gt;Bugün &lt;/span&gt;&lt;span id="ffqr0" class="content"&gt; TÜSİAD tarafından &lt;/span&gt;&lt;span id="arj50" class="content"&gt;"Tarım ve Gıda: Gelişmeler, Politikalar ve Öneriler" raporu tanıtıldı. TÜSİAD başkanı Arzuhan Yalçındağ yaptığı konuşmada &lt;/span&gt;&lt;span id="yv_20" class="content"&gt;yeni dönemde, Türkiye'nin, tarım politikasını yeniden gözden geçirmek  zorunda olduğunu ifade etti. &lt;/span&gt;&lt;span id="wm1x0" class="content"&gt;Dünyada tarım alanlarının daralması ve küresel ısınmaya bağlı olarak iklim koşullarındaki dengesizliklerin neden olduğu düşük üretim ve yükselen enerji maliyetlerinin gıda fiyatlarını arttırdığını, bunun da &lt;/span&gt;&lt;span id="rawa0" class="content"&gt;ithalat yoluyla Türkiye piyasalarını da etkilediğini söyleyen  Yalçındağ, bu artışın özellikle alt gelir gruplarında daha yoğun hissedildiğine  işaret etti.&lt;/span&gt;&lt;span id="ypwy2" class="content"&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;span id="oet-0" class="content"&gt;Bütün bunların yanında, dünyada oluşan yeni fiyat seviyelerinin  Türkiye'ye uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü iyileştirme imkanı  sağlayacağını ve bunun da; &lt;/span&gt;&lt;span id="vlzu0" class="content"&gt;tarımda üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesinden geçtiğini söyledi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;span id="eo1-2" class="content"&gt;"Hedef, rekabetçi bir tarım sektörünün oluşturulmasıdır. Tarım destekleme  politikaları, bu hedef doğrultusunda biçimlendirilmelidir. Petrole olabildiğince  daha az bağımlı bir tarımın, hem daha az yakıt kullanan traktör, hem daha az  traktör girdisi gerektiren ürün türlerinin tercihi özendirilmelidir. Ayrıca,  küresel iklim değişikliği çerçevesinde kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin  yaygınlaştırılması, ya da sulama ekonomisini artıracak tekniklerin teşvik  edilmesi de önem taşımaktadır. Alternatif üretim teknolojileri konusunda  araştırmalara daha fazla kaynak ayrılmalı, tarımın yüksek teknolojili, bilgi  temelli bir sektör haline dönüştürülmesi hedeflenmelidir. Bu politikalar, AB'ye  uyum politikasıyla desteklenmeli ve paralel yürütülmelidir."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Durum böyleyken, &lt;/span&gt;&lt;span id="ty872" class="content"&gt;tüm dünyayı etkileyen &lt;/span&gt;&lt;span id="ty872" class="content"&gt;gıda krizinden (&lt;/span&gt;&lt;span id="ty872" class="content"&gt;gıda krizinin olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusu) &lt;/span&gt;&lt;span id="ty872" class="content"&gt;faydalananların başında tohum, gübre ve  tarım gereçleri üreticileri geliyor. Bu alanlardaki fiyat artışları gıda  üreticisi şirketlere, oradan da tüketiciye yansıyor.&lt;/span&gt;&lt;span id="mz:20" class="content"&gt;Giderek derinleşen gıda krizi çok sayıda az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeyi tehdit ediyor. Oysaki verilere baktığımızda dünya nüfus artışıyla, gıda üretim artışı birbirine pararlel bir seyir izliyor. Böylesi bir dengede ne gıda krizi ne de açlık problemi gibi bir sorun yaşanmaması gerekirken, oluşturulan (ben krizin oluşturulduğunu düşünüyorum) bu &lt;/span&gt;&lt;span id="xo6n0" class="content"&gt;krizden kârlı çıkan ve bugüne kadar çok fazla önde olmayan bir grup; tohum ve tarımsal gereçler üreticileri var. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;span id="nt.72" class="content"&gt;Tohum tarım için elzem ve ön şart olduğu için &lt;/span&gt;&lt;span id="n.900" class="content"&gt;çiftçiler bunlara daha fazla para ödemek zorunda kalıyor, üreten çiftçinin aldığı ile aracıların kazandığı para arasındaki uçurumun derinleşmesi, tohum üreticilerinin cebine yarasa da Türkiye'de tarımın akıbeti muamma gibi duruyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-8405324490988150642?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/8405324490988150642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=8405324490988150642&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8405324490988150642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8405324490988150642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/05/tarm-ve-gda.html' title='Tarım ve Gıda'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3166998193624547357</id><published>2008-05-07T18:01:00.006+03:00</published><updated>2008-05-07T21:30:16.934+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='food-eng'/><title type='text'>Food-eng 1 Yaşında</title><content type='html'>&lt;a href="http://forum.zevzek.com/uploads/post-5-1066944494.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://forum.zevzek.com/uploads/post-5-1066944494.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img475.imageshack.us/img475/8148/untitledzy1.png"&gt;&lt;/a&gt;Bundan tam 1 yıl önce, 7 Mayıs 2007 tarihinde web dünyasına gözlerini açan &lt;a href="http://food-eng.blogspot.com/"&gt;food-eng blogu&lt;/a&gt; bugün 1 yaşını doldurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıda mühendisliği nedir? diyip önce mesleğimi tanıtarak çıktığım bu yolda, hem kendi öğrendiklerimi, hem de ülkemizin gıda ve tarım gündeminiyle ilgili fikirlerimi paylaştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı beslenme konusunda bildiklerimi, bilimsel temelli fakat herkesin anlayabileceği bir şekilde dillendirmeye gayret gösterdim. Amaç; kendine önem gösteren,&lt;span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_lblBlogDescription"&gt; bu yüzden daha kaliteli bir yaşam için&lt;/span&gt; okuyan ve merak eden herkes için doğru bilgi ve "ne yediğimiz önemlidir" ilkesiyle faydalı olmaya çalışmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyan, ilgilenen, destek olan herkese teşekkürlerimle...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3166998193624547357?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3166998193624547357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3166998193624547357&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3166998193624547357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3166998193624547357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/05/food-eng-1-yanda.html' title='Food-eng 1 Yaşında'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4735167299472843119</id><published>2008-04-25T16:19:00.005+03:00</published><updated>2008-04-25T17:00:34.676+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Margarin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yağlar'/><title type='text'>Margarine Yağ mı Çekiliyor?</title><content type='html'>Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği'nin (MÜMSAD), son yıllarda margarinden uzaklaşan tüketicileri yeniden margarinle buluşturmak amacıyla bir&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; line-height: 1.7; cursor: pointer;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;a href="http://food-eng.blogspot.com/2008/04/margarinden-korkmayn.html"&gt;kampanya&lt;/a&gt; düzenlediğini söylemiştim. Yine kısa bir süre önce, bu kampanya dahilinde televizyon kanallarında reklam filmleri de dönmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamlarda ve &lt;a href="http://www.7gercek.com/"&gt;7 Gerçek.com&lt;/a&gt;'da, yıllardır katı yağ tüketmeyin diye salık veren Prof. Dr. Ayşe Baysal, Taylan Kümeli gibi bu konuda uzman kişiler, margarini gönül rahatlığıyla tüketebileceğimizi söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durum böyle olunca pek çok insan, bu değişim ve oluşan çelişkinin nedenini merak edip; "Acaba margarin üreticilerine yağ mı çekiliyor?" diye düşünür oldu. Bu konuda ne paranoyak olmak gerek, ne de körü körüne inanmak. Yağlar hakkında bilgi sahibi olup, gerekli yorumu biz yapmaya gayret gösterelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağlar, 1 gramında 9 kalori içeren besin gruplarından biridir. Özellikle yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K) vücutta kullanılmasında önem arz ederler. Bunun yanında vücutta sentezlenemediği için besinlerle alınması gereken elzem yağlar, sağlıklı bir yaşam için ön şartlardan birisidir. Diğer besin gruplarına göre çok fazla enerji sağlasalar da, yağlar, tokluk hissi oluşturdukları için yemeklerle bir miktar tüketilmelerinde fayda vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte burada önemli olan husus da yağları tam olarak, ne kadar tükettiğimizdir. Biz günde 5-6 dilim ekmeğin üstüne bir sağ bir sol yapıp margarin sürüp yiyorsak elbette günlük alım miktarımızın çok üstüne çıkmış olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Margarin bitkisel yağlardan yapıldığı için kolesterol içermediğinden, önemli olan nokta trans yağ içerip içermemesidir. 2000'den bu yana margarinlerde trans yağ olmadığı söyleniyor ve artık etiketlerde de "trans yağ yoktur" ibaresi kullanılmaya başlandı. İllaki margarin tüketmek istiyorsak, etiket bilgilerini okuyup ona göre bir marka tercih etmek ve günlük 10 gramı geçmeyecek şekilde yağ tüketmek sanırım bu kampanyanın en orta yollu yorumu olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4735167299472843119?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4735167299472843119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4735167299472843119&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4735167299472843119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4735167299472843119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/04/margarine-ya-m-ekiliyor.html' title='Margarine Yağ mı Çekiliyor?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4984991236408101146</id><published>2008-04-17T13:26:00.006+03:00</published><updated>2008-04-17T13:55:09.269+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Katkıları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='E Kodu'/><title type='text'>Gıda Katkıları ve E Kodları</title><content type='html'>Uzun bir süre önce &lt;a href="http://dunbuguninsan.blogspot.com/"&gt;3K&lt;/a&gt; benden, "E'ler nedir, ne oluyor, hangisi ne işe yarıyor?" diye gıda katkıları hakkında bir yazı yazmamı istemişti. Bunun üzerine ben de sınavlarımı atlatır atlatmaz verdiğim sözü yerine getirmek istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıda katkıları, tek başlarına gıda olarak tüketilmeyen, bilinen gıda bileşeni olmayan, besleyici değeri bulunan veya bulunmayan, gıdaya belli bir işlevi yerine getirmek için bilerek ve belli oranlarda katılan maddedlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıma baktığımız gıda katkıları, gıdalarda bir fonksiyonu yerine getirmek için kullanılırlar. Bu amaçla gıda katkıları; aroma verici, tatlandırıcı, renklendirici, koruyucu vb. 15 işlevle gıdalara eklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kimyasalın, hangi gıdaya, hangi dozda katkı olarak kullanılacağı ise bu konuda yetkili devlet mercii tarafından belirlenir. Bu araştırmaların ilki ise, toksikolojik testlerdir. Toksikolojik değerlendirmeleri tamamlanan ve güvenirlilik sınırları belirlenen gıda katkılarına, CAC (Kodeks gıda komitesi) ve AB tarafından bir E kodu verilir. Dolayısıyla E kodunu, bileşimi ve güvenli kullanma koşulları bilinen rumuzlanmış maddeler olarak düşünebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıda katkılarını E Kodlarından tanımak istersek, aşağıya yazacağım numaralardan o gıdaya hangi amaçla katıldığını siz de bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;E 101-199: Renklendiriciler&lt;/li&gt;&lt;li&gt;E 201-299: Koruyucular&lt;/li&gt;&lt;li&gt;E 300-399: Antioksidanlar&lt;/li&gt;&lt;li&gt;E 401- 499: Emülgatörler (kıvam verici)&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Burada önemli diğer hususlar ise; bir gıda katkısının yalnızca izin verildiği gıdada kullanılması, belirtilen dozu aşmaması, kullanıldığı gıdanın kusurunu kapatmak amacı ile kullanılmaması ve kullanıldığı gıdanın etiketinde belirtilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Not: Bu yazı hocamız, Prof. Dr. Aziz Ekşi'nin Gıda Katkıları notlarından faydalanılarak yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4984991236408101146?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4984991236408101146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4984991236408101146&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4984991236408101146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4984991236408101146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/04/gda-katklar-ve-e-kodlar.html' title='Gıda Katkıları ve E Kodları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-250882716901716668</id><published>2008-04-13T14:57:00.004+03:00</published><updated>2008-05-07T19:11:49.939+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigara'/><title type='text'>Bırak Kazan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.sestv.com.tr/images/haberler/sigara-kampanyas.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.sestv.com.tr/images/haberler/sigara-kampanyas.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı, tütünle mücadele kapsamında sigarayı bırakma kampanyası düzenliyor. 'Bırak kazan' kampanyasında 4 hafta boyunca sigara içmeyenler arasından yapılacak çekilişle bir kişi 8 bin YTL kazanacak. Katılabilmek için en az bir yıl sigara içmiş olmak gerekiyor. Son başvuru tarihi ise 30 Nisan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.saglik.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF1A9547B61DAFFE2AC2619C8A57EBA6C1"&gt;Sağlık Bakanlığı’nın web sitesinde&lt;/a&gt; yer alan bilgiye göre halk sağlığı açısından ciddi sonuçları olan sigara kullanımında Türkiye Avrupa Ülkeleri arasında 3. sırada, dünya ülkeleri arasında ise 7. sırada yer alıyor. Türkiye genelinde 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 33.4’ünün sigara kullandığının ifade edildiği bilgide Türkiye’de yaklaşık 17 milyon kadar sigara içen kişinin olduğu ve her yıl 100 bin kişinin sigaraya bağlı nedenlerle yaşamını yitirdiği belirtiliyor. İşte bu kapsamda Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği ve 2 yılda bir gerçekleşen ödüllü "bırak kazan" kampanyasının amacı bir bırakma günü belirleyerek sigarayı bırakma fikrini oluşturmak, bırakmak isteyenleri harekete geçirerek yardımcı olmak, sigaranın zararları ve sağlıklı yaşam konusundaki genel bilinçlenmeye katkı sağlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigarayı bırakma konusunda etkin yöntemlerden biri olarak gösterilen 'bırak-kazan' kampanyası bu yıl 1- 28 Mayıs tarihleri arasında düzenleniyor. Kampanyaya en az bir yıldır sigara içen ve 18 yaşını doldurmuş herkes katılabilecek. Kampanyaya katılanlar başvuru formlarını 30 Nisan’a kadar başvuru yerleri olarak belirtilen İl Sağlık Müdürlüklerine, Sağlık Grup Başkanlıklarına, Toplum Sağlığı Merkezlerine, Devlet Hastanelerine, Sağlık Ocaklarına, Aile Sağlığı Merkezlerine ve Sağlık Evlerine teslim edebilecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;4 HAFTA BOYUNCA SİGARA İÇMEYEN KAZANABİLECEK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katılımcıların, 1–28 Mayıs tarihleri arasında 4 hafta süre ile sigara içmemeleri gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Noter huzurunda gerçekleştirilecek çekilişle 1 asil, 10 yedek talihli belirlenecek. Kuradan hemen sonra ise kazanan kişiyle temasa geçilip kampanya koşullarını yerine getirip getirmediği teyit edilecek. Ve kazanan katılımcı hem sigarayı bırakmış olacak hem de 8 bin YTL ödülün de sahibi olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-250882716901716668?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/250882716901716668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=250882716901716668&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/250882716901716668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/250882716901716668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/04/brak-kazan.html' title='Bırak Kazan'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1465405368578680183</id><published>2008-04-02T16:28:00.005+03:00</published><updated>2008-04-02T16:43:04.652+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MÜMSAD'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Margarin'/><title type='text'>Margarinden Korkmayın</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;Başlığa bakıp, margarin tüketin mesajı verdiğimi sanmayın. Bunu, Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği (&lt;a href="http://www.mumsad.org.tr/default.htm"&gt;MÜMSAD&lt;/a&gt;) yapacakmış. Nüfus artışına rağmen son 6 yıllık margarin üretiminin 160 bin tonu geçmemesi  üzerine, margarin hakkındaki ön yargıları televizyon reklamlarıyla yıkmaya  çalışacaklarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜMSAD Başkanı Metin Yurdagül, yardımcısı Mustafa Seçkin  ve Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başanı Prof. Dr. Tanju  Besler’le kampanyayı tanıtmış. Yurdagül, Türkiye’de kişi  başına yıllık margarin tüketiminin 2.2 kilogram iken bunun İngiltere’de 8,  Belçika’da 26 ve Singapur’da 45 kilogram olduğunu söyleyerek 7 gerçekten söz etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7 GERÇEK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamlarda margarin hakkındaki ’7 Gerçek’i Prof. Dr. Ayşe Baysal, Taylan  Kümeli, Selahattin Dönmez ve Neşe Erberk anlatacaklar. Yurdagül'ün, 7 Gerçek’i  şöyle:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Margarin tamamen bitkisel yağlardan  üretilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kolestrol içermez.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Trans yağ içermez.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Beslenme  çeşitliliğine katkı sağlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Omega 3 ve Omega 6 yağları içerir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;A  ve D vitaminleri içerir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Margarin iyi bir enerji kaynağıdır.&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Not:Konu &lt;/span&gt;&lt;a style="font-style: italic;" href="http://www.gidasanayii.com/index.php"&gt;Gıda Sanayi&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;'nden alınmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1465405368578680183?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1465405368578680183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1465405368578680183&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1465405368578680183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1465405368578680183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/04/margarinden-korkmayn.html' title='Margarinden Korkmayın'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4405255388929138048</id><published>2008-03-26T19:45:00.002+02:00</published><updated>2008-03-26T19:58:41.756+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuş gribi'/><title type='text'>Kuş gribi 2 saatte teşhis edilecek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kartalyavuzselim.k12.tr/images/kus_gribi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.kartalyavuzselim.k12.tr/images/kus_gribi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, 2003'te Asya'da ortaya çıktığından beri çoğunluğu Endonezya olmak üzere dünya genelinde 240'a yakın kişi kuş gribi virüsünden öldü. Bilim adamları bu virüsün değişime uğrayarak insandan insana geçmesinden endişe ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya'nın çip geliştirilmesi ve üretiminde önder İsveç şirketi STMicroelectronics'in, Singapur'da kuş gribini 2 saatte teşhis edebilen portatif bir çip ürettiğini açıklandı. VereFlu adındaki çipin çeşitli hastalık yapan madde, mikroorganizmalar ve genleri 2 saat içinde tarayarak tanımlayabildiği kaydedildi. Çipin saptadığı maddeler arasında insanlarda görülen kuş gribi virüsünün de bulunduğu belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VereFlu, A ve B türü grip virüsü, kuş gribi virüsü olarak da biline H5N1'in de aralarında bulunduğu çok çeşitli virüsleri ayırt edebiliyor. Çipin Ar-Ge çalışmasının 1 yıldan fazla sürdüğü ve geçen yıl Singapur Ulusal Üniversitesi Hastanesi'nde klinik deneyleri yapıldığı açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç yıl önce de Hong Konglu ve Çinli bilim adamları, kuş gribini birkaç saat içinde teşhis edebilen bir test geliştirdiklerini açıklamıştı. Bu testle insanlar ya da hayvanlarda öldürücü H5N1 kuş gribi virüsünün bulunup bulunmadığının iki saatte anlaşılabildiği bildirilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:CHA&lt;br /&gt;Resmin kaynağı ise &lt;a href="http://www.kartalyavuzselim.k12.tr/kus_gribi.htm"&gt;şurasıdır&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4405255388929138048?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4405255388929138048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4405255388929138048&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4405255388929138048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4405255388929138048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/03/ku-gribi-2-saatte-tehis-edilecek.html' title='Kuş gribi 2 saatte teşhis edilecek'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1717010933589168204</id><published>2008-03-26T12:40:00.006+02:00</published><updated>2008-03-26T13:02:51.740+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='renklendirici'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EFSA'/><title type='text'>EFSA'dan Renklendiricilere İzin Çıktı</title><content type='html'>Geçtiğimiz günlerde çocuklarda hiperaktiviteye sebep olan içecek ve ilaçlarda kullanılan  renklendiricilerin yasaklanması istemiyle bir yasa tasarısı oluşturulmuştu. &lt;a href="http://www.efsa.europa.eu/EFSA/efsa_locale-1178620753812_1178694645855.htm"&gt;EFSA&lt;/a&gt; ise bu yasa tasarısını reddetmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karara Southampton Üniversitesi uzmanları, “Asitli içeceklerden  şuruplara kadar birçok üründe renklendirici kullanılıyor. Bu ürünler, psikolojik  bozukluklara neden oluyor” diyerek itirazda bulunmuşlar. Fakat EFSA, (Avrupa Birliği Gıda Sağlık Kurulu) kesin kanıtların olmaması nedeniyle renklendiricilerin kullanımına izin vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesin kanıtların olmaması bu maddeleri şüpheli olmaktan kurtarır mı, bilinmez...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1717010933589168204?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1717010933589168204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1717010933589168204&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1717010933589168204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1717010933589168204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/03/efsadan-renklendiricilere-izin.html' title='EFSA&apos;dan Renklendiricilere İzin Çıktı'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1180346074262818528</id><published>2008-03-20T20:09:00.002+02:00</published><updated>2008-03-20T20:13:24.474+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yumurta'/><title type='text'>Yumurtanın Faydaları</title><content type='html'>&lt;p&gt;Yumurta, anne sütünden sonra insanın ihtiyacı olan tüm besin öğelerini bulunduran tek besin kaynağıdır. A, D, E ve B grubu vitaminlerini önemli oranda içeren yumurta, içinde bulunan KOLİN sayesinde beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynar. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hayvansal kaynaklı bir besin olmasına rağmen yumurtanın yağ içeriği düşüktür. Yani yumurtada kalp damar hastalıkları için risk faktörü olan doymuş yağ asitleri ve toplam yağ miktarı azdır.Yapılan araştırmalar kahvaltıda yumurta tüketiminden vücut yağlarının yakılmasında önemli rol oynadığını ortaya koydu. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yumurta sarısı, D vitamini sağlayan birkaç besinden biridir ve güneş ışıklarından da yeterince faydalanıldığı taktirde yumurta özellikle çocuklarda D vitamini eksikliğine bağlı kemik bozukluğu oluşmasını engeller. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yumurta, demir ve çinko gibi sağlığımız açısından önem taşıyan mineralleri de içerir. Demir, kan yapımı için gereklidir.Ayrıca demirin büyüme, gelişme ve hastalıklardan koruma rölü vardır. Yetersizliği de çocukların öğrenme yeteneğini ve okul başarısını azaltır. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img alt="" src="http://www.yum-bir.org/templates/resimler/Image/resimler/yumurta_hakkinda_2.jpg" height="194" width="467" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yumurtadaki kolesterolden korkmayın. Yumurtanın kandaki zararlı kolesterolü düşürücü, faydalı kolesterolü artırıcı etkisi vardır.Kolesterol insanlar ve tüm hayvanlarda vücutta sentezlenen yağ benzeri bir maddedir. Sinir liflerinin yalıtımı hücre duvarlarının bütünlüğünün sağlanması, D vitavini sentezi, çeşitli hormanların ve sindirim salgılarının oluşumu için gerekli bir maddedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yumurtadaki protein tüm besinler içinde en kalitelidir. Yumurtada proteinin biyolojik yararlığı %100 iken bu değer sütte %85, balıkta %76, sığır etinde %74'de kalmaktadır. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dikkat! Hayvansan proteinden mahrum yaşıyoruz.Dengesiz besleniyoruz. AB ülkelerinde yıllık kişi başına yumurta küketimi 270 adet, İsrail'de 330, Yunanistan'da 180 adet, Türkiye'de ise 100 adedin altındadır. Bu nedenle ülkemizde hayvansal protein eksikliğinden kaynaklanan sorunlar gittikçe artmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yumurta öyle bir gıda maddesidir ki, dışarıdan hiçbir katkı ve destek almadan bir canlı oluşabilecek güç ve kabiliyettedir.Yumurta, ambalajı hayvan tarafından yapılan tek gıda maddesidir.Bu nedenle ticari hileye tamamen kapalıdır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.yum-bir.org/index.php?Page=AnaSayfa"&gt;Yum-Bir&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1180346074262818528?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1180346074262818528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1180346074262818528&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1180346074262818528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1180346074262818528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/03/yumurtann-faydalar.html' title='Yumurtanın Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-96584151308160661</id><published>2008-03-12T19:24:00.004+02:00</published><updated>2008-03-12T19:37:53.094+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2007 Gıda Envanteri'/><title type='text'>Gıda 2007 Envanteri</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt;Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, 2007 &lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;Gıda &lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt; Envanteri'ni açıklamış. &lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;Toplam imalat sanayimiz  içerisinde dördüncü sırada bulunan gıda ve içecek sanayimiz, ülke kalkınmamızın  ve ihracatımızın ana sektörlerinden biri haline gelmiştir, diyerek şunları söylemiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt; "Gerek Sanayicimizin, gerek akademisyenlerimizin, gerekse de karar alıcıların,  bugün en temel sorunu 'doğru ve güvenilir' verilere ulaşamamaktır. Hepimiz ülke  ekonomisi adına bir şeyler söylemeye başladığımızda, dönüp dolaşıp mutlaka kayıt  dışı ekonomiye geliyoruz. 'Kayıt dışı ekonomi ile mücadele edilmeli' diyoruz.  Ama ne yazık ki bugüne dek gerek makro ölçekte, gerekse de sektörel ölçekte  kayıt dışı ekonominin ülkemizdeki büyüklüğüne ilişkin net bir rakama ulaşmak  mümkün olmadı. Türkiye artık 'Türkiye'yi kayıt dışı ekonomi ayakta tutmaktadır'  mantığının arkasına saklanmaktan vazgeçmek zorundadır. Bu vergisini ödeyen,  sigortasını yatıran dürüst üreticiye yapılan en büyük haksızlıktır."&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Kayıtdışı gıda güvenliğini tehdit ediyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gerek makro anlamda gerekse de sektörel bazda kayıtdışı ekonominin ülkemizdeki büyüklüğüne ilişkin net bir rakama ulaşmak mümkün değil. Bu nedenle bırakın kayıtdışını, kayıtlı olanı bile doğru dürüst bir araya getirip analiz edebilmiş bir ülke değiliz. Dolayısıyla makro anlamda kayıtdışı ile mücadele ediyoruz derken kayıtlı olana da yol gösterecek bir yol haritasına sahip değiliz. TGDF olarak ısrarla altını çizdiğimiz husus bu sektördeki kayıtdışının gıda güvenliği denetimi açısıdan en büyük tehlike olmasından kaynaklanmaktadır. Adı üzerinde adamın kaydı yok. Bunu mali açıdan denetleyemezken güvenli gıda üretip üretmediğini nasıl denetleyeceksiniz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt; Envanter, sektöre güvenilir ve yol gösterici veri tabanı sunuyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türk gıda sektörünün güvenilir ve yol gösterici veri tabanına oturtulması TGDF'nin olduğu kadar tüm paydaşların en temel önceliği olmalıdır" diyen Başkan; "Gıda sanayi yapısı itibariyle son derece karmaşık olup; tarladan sofraya uzanan büyük bir zincirin en önemli halkasıdır. Toprakta başlayan her türlü sorun tüketicinin sofrasına kadar gelmektedir. Bu ister kalitesiz hammaddeden kaynaklansın isterse de fiyat istikrarsızlıklarından kaynaklansın neticede bu büyük bedel yine tüketiciye yansımaktadır. Geçtiğimiz yıl TGDF olarak ilk defa bir Gıda ve İçecek Sanayi Envanteri hazırladık. Yapılan çalışmada TOBB, TUİK, Hazine Müsteşarlığı verileri baz alınarak ilk defa gıda ve içecek sanayine özel bir veri analizi gerçekleştirildi. İlk çalışmanın büyük bir beğeni ile karşılanması, üyelerimiz, okurlarımız ve akademi çevrelerinden olumlu tepkiler gelmesi, ne kadar doğru bir çalışma yaptığımızın da en büyük göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl geçtiğimiz yıldan farklı olarak AB Gıda ve İçecek Sektörü verilerini de baz alarak daha geniş bir envanter hazırladık. Mevzuat, teknoloji, gıda güvenliği gibi önemli konularda entegre olmaya çalıştığımız, en büyük ithalatçımız ama aynı zamanda global pazarlardaki en güçlü rakiplerimizden biri olan AB Gıda ve İçecek Sektörü ile ilgili en güncel ve en doğru bilgileri de envanter çalışmamız kapsamına alarak fotoğrafın tamamına dair bir dokümana sahip olduk." şeklinde açıklamasına devam etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt; Son 10 yılda gıda ihracatımız %110,2 oranında arttı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gıda sektörüne ilişkin güncel verilere de değinen TGDF Başkanı Kopuz; sektördeki gelişimin kendisini gösterdiği en belirgin alanın ihracat olduğuna dikkat çekti. Son 10 yılda gıda ve içecek sanayi ürünleri ihracatının % 110,2 oranında artış gösterdiğini söyleyen Kopuz; aynı dönemde ithalatta da bir gerileme yaşandığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 sonu itibariyle gıda ihracatının genel ihracattan aldığı payının arttığını, yine bir önceki yıla göre gıda ürünleri ihracatında %18,9 oranında yaşanan artışla ihracatta 10,5 milyar doları aştıklarını ifade eden Kopuz; sektör olarak, çok değil birkaç yıl içinde 20 milyar dolar ihracatı yakalayacaklarına inandıklarını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt; Gıda sektörünün önünü açacak düzenlemeler biran önce hayata geçirilmeli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kısa başlıklar halinde, güncel verilerle gıda sektörümüzün geldiği noktayı rakamlarla açıklamaya çalıştım. Gıda ve İçecek sanayimizin hala yaşamakta olduğu; yeni gıda yasası çalışmasının henüz sonuçlanmaması, tarım-sanayi entegrasyonunda yaşanan eksiklikler, kayıt dışının doğurduğu gıda güvenliği ve denetimi gibi sorunlara rağmen, istikrarlı bir yükseliş trendi içine girdiği, dünya piyasalarında rekabetçi bir yapıya kavuşması sayesinde ise sürekli artan bir ihracat potansiyeline kavuştuğu görülmektedir. Bu yükselişin ve dönüşümün devamı, ülkemiz için en önemli konulardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle sektörümüzün önünü açacak, özelleştirmeden yeni gıda yasası ve AB mevzuatına uyuma kadar birçok yasal düzenlemenin bir an önce gerçekleştirilmesini talep ediyoruz".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak:Gıda Bilimi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-96584151308160661?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/96584151308160661/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=96584151308160661&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/96584151308160661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/96584151308160661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/03/gda-2007-envanteri.html' title='Gıda 2007 Envanteri'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-8312298108178239651</id><published>2008-03-07T21:07:00.003+02:00</published><updated>2008-03-07T21:15:05.442+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekmek'/><title type='text'>Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği</title><content type='html'>Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğe göre, ekmeğin asgari ağırlığı 150 gramdan 300 grama çıkarıldı. Ekmekler 300 gramdan başlayarak 50'şer gram artırılarak piyasaya sunulacak. Tarım ve Köyişleri Bakanlığına ait Türk Gıda Kodeksi Tebliğleri Resmi Gazete'de yayımlandı. Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliğinde değişiklik yapan tebliğe göre, ekmeğin asgari gramajı 150'den 300'e çıkarılırken, 50'şer gramlık artırımlarla değişik boylarda ekmekler piyasaya sunulacak.    &lt;div align="justify"&gt; Ekmek çeşitlerinin etiketlerinde de un çeşitlerinin yüzde oranları belirtilecek. Bu ürünleri üreten ve satan iş yerleri de 3 ay içerisinde uygulamaya gececek. Şartları yerine getirmeyen iş yerlerinin faaliyetine izin verilmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;-HELVADA ÇEŞNİ MADDELERİ SINIRI YÜZDE 8 OLACAK-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Gıda Kodeksi Tahin Helvası Tebliği'ne göre, tahin helvasında kullanılan çeşni maddelerinden fındık, fıstık gibi kuru-sert kabuklu meyveler bütün veya ayıklanabilecek parçalar halinde katılacak. Çeşni maddeleri en az yüzde 8 olacak. Ürüne sadece vanilya, vanilin ve ethyl vanilin ile doğal aroma maddeleri kullanılabilecek. Faaliyet gösteren şirketler, tebliğin yayımı tarihinden itibaren 6 ay içinde bu Tebliğ hükümlerine uyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;-HAYVANLARDA İLAÇ KALINTILARINDA AB'YE UYUM-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Gıda Kodeksi Hayvansal Kökenli Gıdalarda Veteriner İlaçları Maksimum Kalıntı Limitleri Tebliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ'e göre ise, ilaç kalıntılarının limitleri değiştirildi. Farmakolojik etkili tilvalosin kalıntısı domuzda kas, yağ, karaciğer ve böbreklerde, yumurtası tüketimde kullanılmayan kanatlı hayvanlarda da yağ ve karaciğerde 50 birim olarak belirlendi. Veteriner ilaçlarında farmakolojik etkili maddeler ise listeden çıkarıldı. Tebliğ, AB uyum çerçevesinde hazırlanırken, ürünleri üreten ve satan işyerleri değişiklikleri 6 ay içinde uygulamaya geçirecekler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-8312298108178239651?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/8312298108178239651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=8312298108178239651&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8312298108178239651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8312298108178239651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/03/ekmek-ve-ekmek-eitleri-teblii.html' title='Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4629581630320324585</id><published>2008-03-06T17:43:00.001+02:00</published><updated>2008-03-06T17:47:39.607+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Et'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Patates'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çilek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çikolata'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yoğurt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zeka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fasulye'/><title type='text'>Zeka Geliştirici 10 Gıda</title><content type='html'>The Sun gazetesinin uzmanları, bilimsel araştırmaları inceleyip zeka gelişimine en çok katkı sağlayan 10 gıdayı belirlemiş. İşte zekayı geliştiren 10 besin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Patates:&lt;/span&gt; Kan şekerini dengeli olarak yükseltiyor bu sayede zeka daha verimli çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çilek:&lt;/span&gt; İçeriğindeki fisetin maddesi hafıza kaybının etkilerini azaltıp, bunamayı geciktiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bitter çikolata:&lt;/span&gt; Magnezyum ve antioksidan içeriğiyle beyne oksijen taşıyarak daha aktif çalışmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Üzüm suyu:&lt;/span&gt; Dopamin salgılanmasını arttırarak problem çözme yeteneğini geliştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yoğurt:&lt;/span&gt; İçinde bulunan tirozin isimli madde hafızayı güçlendirip, beyni uyarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fasulye:&lt;/span&gt; Lif ve protein bir arada özellikle çocuklarda zekayı açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Somon:&lt;/span&gt; Omega-3 yağları hem beyni koruyor hem hafızayı güçlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kırmızı ve turuncu renkli sebzeler:&lt;/span&gt; Özellikle domates, havuç ve kırmızı biberde bulunan antioksidan beynin daha uzun süre sağlıklı kalmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yağsız kırmızı et: &lt;/span&gt;Tam bir demir deposu, özellikle sağlıklı alyuvarlar için vazgeçilmez... Beyin gelişimi için büyük yarar sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tahıl:&lt;/span&gt; Önemli bir B vitamini kaynağı olan tahıllar, kan şekerini dengeliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4629581630320324585?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4629581630320324585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4629581630320324585&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4629581630320324585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4629581630320324585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/03/zeka-gelitirici-10-gda.html' title='Zeka Geliştirici 10 Gıda'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3991673744906218863</id><published>2008-03-05T19:35:00.001+02:00</published><updated>2008-03-05T19:38:46.104+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antibiyotik'/><title type='text'>Antibiyotik Kullanımı</title><content type='html'>Antibiyotik kullanımının patlamasının arkasında savurganlık ve dikkatsizliğimizin ciddi payı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Leblebi gibi" antibiyotik tüketiyoruz! Bu yanlışa doktorlar da, hastalar da ortak. Aşırı antibiyotik tüketimi yol açtığı ekonomik kayıplar bir yana, karaciğer ve böbreklerde çok ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antibiyotikler son yüzyılın en önemli keşiflerindendir. Bu keşifler mikrobik hastalıklarla mücadelede büyük bir çığır aşmış, birçok hastalıkların tedavisini sağlamıştır. Ne var ki, gereksiz ve yanlış zamanda ya da yerde kullanıldıklarında bu önemli tedavi araçları bir sorun haline de gelebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Böbrek ve Karaciğer&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antibiyotiklerin bilgisiz kullanılmaları karaciğer ve böbreklerde hasara yol açmakta, daha da kötüsü bu ilaçlara karşı direnç gelişmesine sebep olmaktadır. Antibiyotiklere direnç oluşmasının önemli bir problem haline gelmesinde yanlış ve gereksiz kullanımların ciddi payı vardır. Direnç sorunu, daha sonra kullanılacak antibiyotik bulunamamasına ve hastaların kaybedilmesine neden olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ateş Düşürmez&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan en önemli hatalardan biri, ateşi olan herkese antibiyotik vermektir. Ne var ki antibiyotikler aspirin gibi ateş düşüren ilaçlar değildir. Enfeksiyon hastalıklarında ateşe yol açan şey, mikroplarla bağışıklık sistemi arasında süren kavga esnasında ortaya çıkan bazı kimyasallardır. Herhangi bir ateşli enfeksiyon hastalığında antibiyotik kullanmanın amacı bağışıklık sistemine destek olmak, enfeksiyona yol açan hastalıkları yok etmek veya azaltmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen belirtelim: Ateş sadece mikrobik hastalıklar nedeniyle de yükselmez. Bazı romatizmal hastalıklarda, kanserler ve bağışıklık sistemi hastalıklarında da ateş yükselmesi görülebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Her Hastalığa Olmaz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca mikrobik olan her hastalık antibiyotikle tedavi edilmez. Antibiyotikler daha çok bakteri kökenli enfeksiyonların tedavisinde kullanılabilirler. Virüslerin veya parazitlerin oluşturduğu ateşli hastalıklar antibiyotiklerle tedavi edilmez. Bunların tedavisinde kullanılan ilaçlar (antiviral ve antiparaziter ilaçlar) ayrıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bilgili Kullanın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antibiyotik kullanımının ciddi bir bilgi, dikkat ve ilgi istediğini unutmayın. Hangi antibiyotiğin ne dozda, ne süre ile kullanılacağı kararını doktorunuza bırakın. Yetersiz ve yanlış planlanmış antibiyotik tedavilerinin sonucu, sadece tedavinin başarısız kalması değildir. Yanlış antibiyotik tedavisi bir süre sonra "antibiyotik direnci" ile de sonuçlanabilir. MRSA enfeksiyonları gibi ağır ve öldürücü sonuçları olan antibiyotiğe dirençli enfeksiyonlar bu basit ama önemli hatalar sonucu ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl binlerce insan "antibiyotiğe yanıt vermeyen enfeksiyonlar" sebebiyle hayatını kaybediyor. Ailenizde veya kendinizde oluşan her ateşli hastalığı antibiyotik ile kendiniz tedavi etmeye kalkmayın. Antibiyotik kullanma kararını yalnızca doktorunuzun alabileceğini unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınlar Çabuk Yoruluyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar, kadınların erkeklerden daha sık ve çabuk yorulduklarını gösteriyor. Yorgunluk şikáyetine kadınlarda erkeklerden daha sık rastlanmasının en önemli nedeni olarak kansızlık, özellikle de "demir eksikliği anemisi" gösteriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kansızlık, bilhassa menopoz çağı öncesinde, kadınlarda yorgunluk nedenlerinin ilk sıralarında yer alıyor. Periyot dönemlerinde kaybedilen kan miktarı arttıkça demir eksikliği ihtimali de artıyor. Diğer taraftan B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlığa da kadınlarda daha sık rastlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiroid bezi yetmezliklerinin kadınlarda erkeklerden daha sık ortaya çıkması da yorgunluk şikáyetini artırıyor. Her türlü hipotiroidiye, (özellikle Haşimoto hastalığına bağlı hipotirodiye) kadınlarda daha sık rastlanıyor.&lt;br /&gt;Fizyolojik süreçler de kadınları yorgunluğa eğilimli hale getirebiliyor. Örneğin, periyot (adet) dönemlerinde bazı kadınlarda yorgunluk şikáyetiyle daha sık karşılaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik ve menopoz dönemlerinde östrojen hormonu seviyelerinin azalıp çoğalması yorgunluğa yol açıyor.&lt;br /&gt;Ruhsal nedenler de etkili olabiliyor. Depresyon, kaygı gibi ruhsal problemlere kadınlarda erkeklerden daha sık rastlanıyor. Kadınlar erkeklere oranla daha detaycı, hassas, mükemmeliyetçi ve özverililer. Bu durum onları ruhsal travmalara daha açık hale getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar erkeklerden daha fazla çalışıyor. Özellikle çalışan kadınların işi, çalışma saatleri ile sınırlı kalmıyor. Eve dönünce erkek dinlenmeye çekilirken, kadın ise çalışmaya devam ediyor. Yemek pişirmek, temizlik yapmak, evin düzenini sürdürmek hálá birinci planda kadınların görevi olarak kabul ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3991673744906218863?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3991673744906218863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3991673744906218863&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3991673744906218863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3991673744906218863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/03/antibiyotik-kullanm.html' title='Antibiyotik Kullanımı'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1591362747992110045</id><published>2008-03-03T17:55:00.003+02:00</published><updated>2008-03-04T18:33:28.583+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Et'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hazır Yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Raporu'/><title type='text'>Bakanlığın Gıda Raporu Açıklandı</title><content type='html'>Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, ''&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;çiftlikten sofraya gıda güvenliği&lt;/span&gt;'' kapsamında 2007 yılında yürütülen izleme ve denetim sonuçlarını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen denetim ve izleme çalışmalarının sonucuna göre, gıdalarda en fazla olumsuzluk, çiğ süt, peynir ve hazır yemek sektöründe yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somatik hücre ve bakteri açısından çiğ sütte yaşanan sorun devam ederken, Türkiye'nin pestisit kalıntısı açısından AB'den daha iyi düzeyde olduğu belirlendi. AB'de yüzde 6 civarında olduğu kaydedilen pestisit kalıntı oranı, geçen yıl Türkiye'de yüzde 1,72 düzeyinde belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlığın elemanları tarafından yürütülen rutin denetimler dışında, ''izleme ve denetim programı'' kapsamında, 2004 yılından beri, firmanın haberi olmadan, piyasadan alınan ürünler üzerinden analiz yapılıyor. Olumsuz sonuçlar çıkması halinde firmaya mevzuattaki cezalar uygulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlık verilerine göre, geçen yıl, ''pestisit kalıntı denetim ve izleme programı'' kapsamında, bezelye, biber, buğday, çilek, domates, ekmek, elma, erik, greyfurt, havuç, hıyar, kabak, karnabahar, taze soğan, fasulye, kavun, kayısı, kiraz, limon, mandalina, marul, muz, patates, patlıcan, pirinç, portakal, portakal suyu, üzüm, bebek mamasından alınan toplam 15 bin 921 numunede pestisit analizi yapıldı. Analizlerde, 15 bin 647 örnekteki ilaç kalıntısı limitlerin altında çıkarken, 274 üründe limitlerin üzerinde ilaç kalıntısı belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetkililer, pestisit açısından Türkiye'nin oldukça iyi duruma geldiğini, bu nedenle AB'nin sevze-meyve ithalatında önceden 100 partiden 10'unu analiz ederken, analiz sayısını 100'den 5'e düşürdüğünü söyledi.&lt;br /&gt;Fındıkta da pestisit kalıntısı konusunda 91 örnek alınırken, hiçbir örnekte limitin üzerinde pestisit çıkmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fındık, yer fıstığı, Antep fıstığı, ceviz ve kuru incirde aflatoksin denetimi için bin 292 örnek alınırken, 50 örnekte limitin üzerinde aflatoksin belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru üzümde alınan 214 örnekten 2'sinde ise okratoksin bulundu.&lt;br /&gt;Kuru kayısıda kükürt denetimi için 429 örnek alınırken, 86 örnekte limitin üzerinde kükürt olduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;-SÜTTE SORUN DEVAM EDİYOR-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzleme programı, sütte, somatik hücre ve bakteri açısından sorunun devam ettiğini gösterdi. Normalde 40 bin civarında olması gereken sütteki somatik hücre ve bakteri sayısının, hayvan hastalıkları nedeniyle Türkiye'de milyona çıktığı da oluyor. Türkiye'de süt üretiminin yıllık 11-12 milyon tona çıkmasına karşın, bunun 3-4 milyon tonunun mikrobiyolojik kriterlere uygun olduğu tahmin ediliyor. Mikrobiyolojik kriterlere uygun süt üretimi için hayvan hastalıkları ile mücadele edilmesi ve antibiyotik kullanılan hayvanların sütlerinin tüketime sunulmaması gerekiyor.&lt;br /&gt;Türkiye'nin AB'ye üye olabilmesi açısından, hayvan hastalıklarının minimum düzeye indirilmesi için AB ile ortak, şap ve kuduz başta olmak üzere birçok proje uygulanıyor. Yetkililer, mikrobiyolojik kriterler açısından sokak sütlerinin çok daha kötü durumda olduğunu belirtirken, tüketicileri, bu sütü tüketmemeleri konusunda uyarıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilere göre, geçen yıl, 55 süt örneğinde canlı bakteri ve somatik hücre analizi yapılırken, 36 örnekteki bakteri ve somatik hücre sayısı mevzuatın üzerinde çıktı. 19 örnek ise mevzuatına uygun çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sütteki olumsuzluk peynire de yansıdı. Geçen yıl alınan 794 peynir örneğinden 7'sinde ''salmonella spp'', 35'inde ''staphylococcus aureus'', 789 peynir örneğinden 106'sında ''escherichia coli'', 702 peynir örneğinden 6'sında ''listeria monocytogenes'' bakterileri belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;-HAZIR YEMEK SEKTÖRÜ-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazır günlük yemekler ve mezeler üzerinde yapılan analizlerde ise olumsuzluk oranı yüzde 2,6- 8,7 arasında belirlendi. Hazır yemek ve meze ürünlerinden 540 örnekte yapılan analizlerde, 47 örnekte 'escherichia coli' virüsü, 20 örnekte 'bacillus cereus' virüsü bulundu. 535 örnekten 14'ünde 'staphylococcus aereus' virüsü bulunurken, hiçbir örnekte, 'clostridium perfringens' ve 'salmonella spp'' virüsüne rastlanmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıvı yağlarda poli aromatik hidrokarbonlar, benzo(a) piren denetimi konusunda 79 örnek alınırken, hiçbir yağda bu kimyasalların bulunmadığı belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buğday ununda benzoil peroksit denetimi amacıyla 147 örnek alınırken, hiçbir örnekte bu kimyasal olmadığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;-ETTE DOMUZ ETİ YOK, ALKOLSÜZ İÇECEKLERDE ALKOL YOK-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Et ve et ürünlerinde taklit ve tağşiş amaçlı domuz etine yönelik olarak 17 örnek üzerinde yapılan analizde, hiçbir örnekte domuz eti belirlenmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavuk eti denetim programı kapsamında 364 örnek alınırken, bu örneklerden 9'unda 'aerobik mezofilik bakteri', 10'unda 'escherichia coli' virüsü, 5'inde 'staphylococcus aerus' virüsü, 16'sında da 'salmonella spp'' virüsü bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazoz, meyve suyu gibi alkolsüz içeceklerde etil alkol denetimi için 45 örnek alındı ve bu ürünlerde hiç etil alkol olmadığı belirlendi.&lt;br /&gt;İyotlu tuzlarda iyot kontrolü için alınan 6048 örnekten 44'ünde limitin üzerinde veya altında iyot tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl kurşun analizi için 87 üzüm örneği alınırken, sadece bir örnekte limitin üzerinde kurşun bulundu. Toplam 98 elma suyu örneğinden 3'ünde limitin üzerinde patulin belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ispanak ve marulda nitrat denetimi için 494 örnek alınırken, 5 örnekte limitin üzerinde nitrat bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;-KIRMIZI PUL BİBERDE SUDAN BOYASI DENETİMİ-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı toz ve pul biberde sudan boyası denetimi kapsamında geçen yıl 504 örnek alınırken, 20 örnekte sudan boyası bulundu. Geçen yıl alınan 472 kırmızı toz ve pul biber örneğinden 57'sinde limitlerin üzerinde aflatoksin, 47'sinde de limitlerin üzerinde aflatoksin B1 tespit edildi.&lt;br /&gt;Toplam 453 kırmızı toz ve pul biber örneğinde yapılan mikrobiyolojik analizlerde ise 2 örnekte 'salmonella spp' virüsü, 3 örnekte 'bacillus cereus' virüsü, 3 örnekte 'clostridium perfringens' virüsü olduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;-GEÇEN YIL 334 BİN 670 DENETİM YAPILDI-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlığın 81 il müdürlüğü tarafından, 5179 sayılı ''Gıdaların, Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair KHK’nın Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'' gereği rutin gıda denetimi yapılırken, buna ilave olarak, bakanlıkça ''ürün'' ve ''risk'' bazında ve gıda maddesinin taşıdığı riskle orantılı olarak hazırlanan yıllık denetim ve izleme programları gereği de gıda zincirinin her aşamasında denetimler yürütülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl 27 farklı ürün ve risk bazında Denetim ve İzleme Programı uygulanırken, bu yıl risk bazında 36 üründe denetim programı, 11 üründe izleme programı, 61 üründe pestisit kalıntı denetim programı, 19 üründe aflatoksin denetim programı, 12 değişik ürün sınıfında etiket denetim ve kontrol programı uygulamaya konuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl il müdürlükleri tarafından yürütülen rutin denetimler kapsamında, gıda üretim yeri, satış yeri ve toplum tüketim yerlerinde toplam 334 bin 670 denetim yapılırken, denetimler sonucunda 6 bin 49 firma veya kişiye idari para ceza uygulandı, 586 kişi veya firma hakkında da savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetimlerin 91 bin 663'ü üretim yerlerinde, 166 bin 178'i satış yerlerinde, 76 bin 829'u da toplu tüketim yerlerinde yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak: AA&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1591362747992110045?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1591362747992110045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1591362747992110045&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1591362747992110045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1591362747992110045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/03/bakanln-gda-raporu-akland.html' title='Bakanlığın Gıda Raporu Açıklandı'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-8714179312128072033</id><published>2008-02-29T20:53:00.002+02:00</published><updated>2008-02-29T21:00:08.529+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osteoporoz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereotu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şifalı Bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><title type='text'>Süt İçemeyenler Ne Yapsın?</title><content type='html'>Süt, çocukluk döneminde sağlıklı gelişme, ileri yaşlarda ise osteoporoz riskini önleme konusunda her gün tüketilmesi gereken gıdalar arasında yer alır. Fakat pek çok insan sütü, direkt olarak tüketemediklerinden yakınır. Bu duruma çare olarak, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün alternatifinin dereotu olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Dereotu sütten daha fazla kalsiyum içeriyor. İnek sütünde 117 miligram kalsiyum bulunurken, dereotunda bu oran 208'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca dereotu magnezyum ve potasyum açısından zengin olması bakımından da kemik sağlığına daha faydalıdır. Çocuklar, anne ve babalar kemiklerinin kuvvetli olması için mutlaka dereotu tüketmeli."&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-8714179312128072033?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/8714179312128072033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=8714179312128072033&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8714179312128072033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8714179312128072033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/02/st-iemeyenler-ne-yapsn.html' title='Süt İçemeyenler Ne Yapsın?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-519268446970839514</id><published>2008-02-29T20:42:00.002+02:00</published><updated>2008-02-29T20:50:48.506+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Keten Tohumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şifalı Bitkiler'/><title type='text'>Keten Tohumunun Faydaları</title><content type='html'>Gıda olarak 10 bin yıldır kullanılan keten bitkisi, son yıllarda alternatif tıbba olan ilginin artmasıyla tekrar gündeme gelir oldu. Kolesterol düşürücü, felç, kanser, unutkanlık önleyici, bağırsak çalıştırıcı etkisi bulunan keten tohumu, aynı zamanda anti-aging etki gösteriyor. Uzmanlar, sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor. İşte mucize besinin yararları...&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Cilt yapısını yeniler, parlaklık kazandırır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi geliyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bağırsakları yumuşatır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kemikleri güçlendirir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bağışıklık sistemini güçlendirir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kalp-damar hastalıklarından korur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kolesterol, şeker seviyesini dengeler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yüksek tansiyonu düşürür.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Romatizmal hastalıkları önler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sinir sistemini güçlendirir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hafızayı güçlendirir&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Günde bir kaşık yeterli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keten tohumunu kaynatılarak içilebilir, ya da döverek, toz haline getirip, bir kaşık ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilirsiniz. Çok özel bir tadı veya kokusu olmayan keten tohumu, kavrulunca güzel bir tada kavuşuyor. Tohum şeklinde de tüketilebiliyor. Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu mamullere karıştırılabiliyor. Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından yeterlilik gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak: Tercüman&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-519268446970839514?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/519268446970839514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=519268446970839514&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/519268446970839514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/519268446970839514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/02/keten-tohumunun-faydalar.html' title='Keten Tohumunun Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4638156236374033934</id><published>2008-02-15T20:00:00.004+02:00</published><updated>2008-02-15T20:11:00.275+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kafein'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çay'/><title type='text'>Çayın Kimyası ve Sağlığa Etkileri</title><content type='html'>Özellikle Türk insanı için sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi çayın aslında bilmediğimiz bir çok özelliği var. Sütsüz ve şekersiz alındığı sürece kalorisi olmayan çay,  kahveden çok daha canlandırıcı ve tazeleyicidir...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hanimlar.com/image/yazi_img/cay2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.hanimlar.com/image/yazi_img/cay2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ÇAYIN KİMYASI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Camelia Sinensis bitkisinin yaprakları, çaya kendine has koku ve tadını veren birçok kimyasal madde, amino asitler, karbonhidratlar, mineral iyonları, kafein ve polifenolik bileşimler içerir. Ayrıca % 75-80 oranında su içerirler; ki bu oran işleme sürecinin ilk soldurma aşamalarında % 60-70’e düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Oolong” ve “siyah çay” işlemenin mayalanma (veya oksitlenme) aşamasında, polifenolik flavanoller (veya katekinler) havadaki oksijenle oksitlenerek o benzersiz tad ve rengi oluştururlar. Kavurma (veya kurutma) işlemi, oksidasyona neden olan enzimi etkisiz kılar ve hatta içinde bulunan su oranını % 3’e düşürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah çayın kokusu çok karmaşıktır. Bugüne kadar hidrokarbonlar, alkoller ve asitler olmak üzere 550’den fazla kimyasal madde tespit edilmiştir. Bunların çoğu işleme sırasında oluşur ve kimyasal madde kendi önemli özelliklerini ekkeleyerek, çayı içenin koku alma duyusuyla çayın tadına katkıda bulunur. Ancak tad, esas olarak çeşitli (çok yaygın ama hatalı olarak tanen diye bilinen) polifenolik bileşimlerin kafeinle değişime uğraması sonucu ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafein, çayın en önemli bileşenlerinden biridir. Hafif bir uyarıcı olarak hareket eder ve midedeki sindirim sağlayan suların faaliyetini artırır. Her tip çay -yeşil, Oolong, siyah- farklı miktarlarda kafein içerir.&lt;br /&gt;Yeşil çayda Oolong’dakinden daha az kafein vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oolong’daki kafein ise siyah çaydakinden daha azdır. Genel olarak ortalama bir fincan çay 8,36 mg, Oolong çayı 12,55 mg ve siyah çay 25-110 mg kafein içerirken, ortalama bir fincan kahve 60-120 mg kafein içerir. Dolayısıyla kafein alımı konusunda endişelenenler yeşil çay veya Oolong çayı gibi açık renkli, hafif demli çaylar tercih etmelidirler. Önemli başka bir nokta da, kahvedeki kafeinin vücut tarafından çok çabuk emilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna bağlı olarak kahve uyarıcı etkisiyle kan dolaşımını ve kadiyovasküler faaliyeti hemen artırır. Oysa çaydaki poliflavanoller emilme hızını yavaşlatır. Kafeinin etkileri daha yavaş hissedilirken vücutta kalma süresi daha uzun olduğu için çay, kahveden çok daha canlandırıcı ve tazeleyici bir içecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ÇAY VE SAĞLIK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşfedildiğinden bu yana çayın, sağlığa yararlı birçok yönü olduğu düşünülmüştür ve modern araştırmalar da yüzyıllar boyu ileri sürülenlerin doğru olduğunu göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çayın en önemli özelliği tamamen doğal bir ürün olması, kokulu çaylardaki çiçek, meyve veya baharatlar hariç hiçbir yapay renklendirici, koruyucu ve kokulandırıcı içermemesidir. Ayrıca sütsüz ve şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur ve vücudun su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çay doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendirir ve ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak plak oluşumunu azaltır, diş eti hastalıklarına karşı koruma oluşturur. Yapılan araştırmalar, hem yeşil hem de siyah çayların tüketilmesinin kanser riskini -özellikle akciğer, bağırsak ve cilt kanseri- azaltabileceğini göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah çayın bileşenlerinin antioksidan etkisinin olabileceği, kanser yapıcı hücrelerin oluşmasını engelleyebileceği düşünülmektedir. Geçtiğimiz yıllarda yapılan çeşitil araştırmalar çayın kalp hastalıkları, felç ve tromboza karşı olası etkilerini göstermektedir. Çaydaki kafeinin kalp ve dolaşım sistemi için hafif bir uyarıcı olabileceği ve böylece arteoskleroz (damar sertliği) olasılığını azaltabileceği düşünülmektedir. Ayrıca çaydaki polifenollerin, kolekstrolün damarlar tarafından emilmesini ve kan pıhtılarının oluşmasını engellediğine de inanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaydaki kafein, konsantrasyonu artırabilir, tat ve koku alma duyularını güçlendirebilir. Çayın hazım sağlayan sıvıları, böbrekler ve karaciğer de dahil olmak üzere metabolizmayı uyarır. Böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Haber 7&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4638156236374033934?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4638156236374033934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4638156236374033934&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4638156236374033934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4638156236374033934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/02/ayn-kimyas-ve-sala-etkileri.html' title='Çayın Kimyası ve Sağlığa Etkileri'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1928038002171134850</id><published>2008-02-14T19:12:00.005+02:00</published><updated>2008-02-14T19:45:41.726+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anne Sütü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><title type='text'>Bebeğinizi Sağlığı için Bilinçli Besleyin</title><content type='html'>Beslenmede en çok itina gösterilmesi gerekenler hiç şüphesiz ki bebekler, özellikle de yeni doğanlardır. Bu konuda Bursa Çekirge Çocuk Hastalıkları Hastanesi Çocuk Hastalıkları, Gastroentoloji ve Beslenme Uzmanı Dr. Fatih Ünal, güzel bir açıklama yapmış, okumanızı öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle yenidoğan bebek için en ideal besin anne sütü olduğuna dikkat çeken uzmanlar, "Yenidoğan bebeği en güzel nimetlerden biri olan ve daima hazır bir şekilde sunulan anne sütünden mahrum bırakmak belki de ona karşı yapılacak en büyük kötülüktür." uyarısında bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünal, anne sütünün bebeğin büyüme ve gelişimine katkıda bulunmasının yanı sıra; Kognitif özelliklerinin, IQ ve entelektüel performansının gelişimine ve enfeksiyon hastalıklarına ve alerjiden korunmasına katkısı olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Ünal, "Anne sütünden daha fazla yararlanabilmek için annenin buna doğum öncesi ve doğum sonrası psikolojik olarak hazırlanmış olması gerekmektedir. Bebeği de doğar doğmaz ilk 1-2 saat içinde anne göğsüne yatırılması sağlanmalıdır. Böylece prolaktin salınımı için gerekli mesaj beyine gönderilir ve bebeğin hemen emmesi sağlanır, aynı zamanda bu davranışla anne ve bebek arasında tensel temas ve psikolojik bağ da sağlanmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annenin bebeğini emzirme sıklığı tamamen bebeğe bağlı olmalıdır. Anne sütünün yetip yetmediği tartı, dışkı ve idrar çıkışına bağlı olmalıdır. Doğumu takiben 3. günde 3 ıslak bez ve ilk haftanın sonunda 4 ıslak bezin olması anne sütünün yeterli olduğunu gösterir. İlk 6 ay bebeğe sadece anne sütü verilmeli su dahi verilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer anne çalışıyorsa ve işe başlayacaksa annenin sütünün buz dolabında, buzluk ve derin dondurucu da saklayabileceği anlatılmalı bebek gereksinim duyunca sıcak suyun içine oturtulup çözündükten sonra vücut ısısına ulaşınca bebeğe verebileceği belirtilmelidir." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünde bulunan suda eriyen ve yağda eriyen vitaminlerinin miktarı -D ve K vitamini dışında yenidoğan bebek için yeterli olduğunu dile getiren Dr. Ünal, bunun için yenidoğan bebeğe doğar doğmaz K vitamini prematürelere 0.5 mg, temrinde doğan bebeğe 1 mg yapılması gerektiğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalarda Türkiye'de bebeklerde, Nutrüsyonel demir eksikliği anemisinin sık gözüktüğünü anlatan Dr. Ünal, "Bunun sonucunda süt çocukluğu döneminde demir takviyesi alanlar ile demir takviyesi almayanlar arasında 6 puan zeka farkı olduğu gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta anne sütü alan bebeğe rutin olarak demir preparatı başlanmalıdır. Eğer bebek yeterli anne sütü alıyor, annenin beslenmesi iyi ve ilk bebek ise 6. ayda demir preparatı başlanmalıdır. Anne daha önce doğum yapmış ve annenin beslenmesi bozuk ise bebeğe 4. ayda demir preparatı başlanır. Anne sütünü herhangi bir sebepten alamamış bir bebeğe ise eğer adapte mama ile besleniyorsa ilk 6 ay demir takviyesi gerekmemektedir. Bebek 6. aydan sonra da demir takviyeli mama ile besleniyorsa ilave yine demir takviyesi gerekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat İnek sütündeki demir konsantrasyonu anne sütünden fazla olsa da emilimi anne sütünden düşük olduğu için, sonuçta inek sütü ile beslenen bebeğe 6. ayda demir takviyesi gereklidir." diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak: Cihan Haber&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1928038002171134850?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1928038002171134850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1928038002171134850&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1928038002171134850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1928038002171134850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/02/bebeinizin-sal-iin-bilinli-besleyin.html' title='Bebeğinizi Sağlığı için Bilinçli Besleyin'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-819049294902692483</id><published>2008-02-08T20:32:00.001+02:00</published><updated>2008-02-08T20:51:05.098+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiğ Köfte'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Toksoplazma'/><title type='text'>Çiğ Köfte Toksoplazma Etmeni</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img39.yukle.tc/images/93198914198_ebe2209397_m.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://img39.yukle.tc/images/93198914198_ebe2209397_m.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Uzmanlar, çiğ köftenin, çiğ etle bulaşabilen 'toksoplazma' hastalığına yol açabileceğini belirterek, çiğ köftedeki etin nasıl kullanılması gerektiğini anlatmışlar. Ben de bir çiğ köfte sever olarak hemen dikkatimi çeken bu haberi paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harran Üniversitesi (HRÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Süda Tekin Koruk, çiğ et yoluyla bulaşabilen ''Toksoplazma hastalığı''ndan korunmak için, çiğ köftede kullanılan etin dondurulduktan sonra kullanılması gerektiğini anlatmış.&lt;br /&gt;Çiğ köftenin yapılışı sırasında hijyenik koşulların çok önemli olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Koruk, yemeği yapan kişinin elinin temiz olması, köfte malzemelerinin sağlıklı koşullarda hazırlanması gerektiğini vurgulamış. Ancak bölgede üretilen isotun (kırmızı biber) yol kenarlarında veya evlerin damlarında sağlıklı olmayan koşullarda, nemli poşetlerde bırakılarak kurutulmasının küf oluşmasına neden olduğunu ifade ederek, söz konusu koşullarda yapılan isotun çok fazla tüketildiğini aktarmış. Bunun dışında köftede kullanılan yeşilliğin temiz suyla iyice yıkanması, bulgurun sağlıklı olmasına dikkat edilmesi gerektiğini anlatarak, çiğ köfte denilince akla gelen ilk unsurun çiğ et olduğunu belirtmiş. Çiğ köftede kullanılan etin vücutta parazitlere neden olabildiğini aktararak, bundan ötürü bölgedeki çocuklara bakıldığında yeterince gelişemediğini, kansızlık ve bağırsak parazitlerine sık rastlanılabildiğini söylemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yrd. Doç. Dr. Koruk, ''Etin içindeki parazitler, ancak etin pişirilmesiyle ortadan kalkabilir. Bunun dışında hiçbir yöntem paraziti yok etmez. Bölgedeki vatandaşlara etin pişilerek köfteye konulması konusunda önerilerimiz oldu. Ancak, vatandaşlar (köftenin özelliğinin bozulacağı) endişesiyle önerimize sıcak bakmıyorlar'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-TOKSOPLAZMA HASTALIĞI-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etin ancak pişirilmesiyle parazitlerden arınacağını, çiğ etin parazit yapmasının yanı sıra ''toksoplazma'' denilen, kedi, köpek ve çiğ et yoluyla insana bulaşan enfeksiyon hastalığına neden olduğunu anlatan Koruk, şunları kaydetti: ''Hastalık, hafif kas ve eklem ağrıları, halsizlik, yorgunluk, lenf düğümlerinde şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bazı kişiler kendiliğinden bu hastalığı atlatabilir. Bazen hastalar lenf bezlerindeki şişlik nedeniyle bize geldiklerinde toksoplazma olduğunu ortaya çıkarabiliyoruz. Bu hastalık hamileler için büyük bir risk. Toksoplazma hastası hamile birinin doğacak çocuğunda görme, sarılık ve zeka geriliği gibi sorunlar yaşanabilir. Bölgede de çiğ etle yapılan çiğ köfte yeme alışkanlığı çok fazla, bundan ötürü hastalığa yakalanma oranı da fazla olabilir. Çiğ köfte etini, eksi 20 derecede dondurduktan sonra kullanmak, çiğ etle bulaşabilen toksoplazma hastalığından korunmamazı sağlayabilir. Çünkü bu şekilde etin içindeki parazitlerin ölmesini sağlayabiliriz. Ancak en güvenli ve sağlıklı yöntem etin pişirilerek tüketilmesidir.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak: AA&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-819049294902692483?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/819049294902692483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=819049294902692483&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/819049294902692483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/819049294902692483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/02/i-kfte-toksoplazma-etmeni.html' title='Çiğ Köfte Toksoplazma Etmeni'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1262615143033349572</id><published>2008-02-03T19:10:00.000+02:00</published><updated>2008-02-07T22:45:28.866+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antioksidan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turp'/><title type='text'>Turpun Faydaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://medya.zaman.com.tr/2008/01/27/turp.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://medya.zaman.com.tr/2008/01/27/turp.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi diyetisyeni Özgen Arı, geçmişten günümüze kadar halk arasında sıkça kullanılan "turp gibi sağlam" sözünün, bu sebzenin sert yapısının yanı sıra içeriğindeki vitamin değerlerinden kaynaklandığını açıklıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini, kalsiyum potasyum ve demir kaynağı turp, cildi güzelleştirip, bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanı sıra çok sayıda hastalığa doğal şifa kaynağı olarak gösteriliyor. Mide ve bağırsağı çalıştıran, sindirimi kolaylaştıran, öksürüğe, romatizmaya ve damar sertliğine iyi geldiği yaygın olarak bilinen turp, bağırsakları adeta dezenfekte ediyor, kabızlığı gideriyor. Turpun en büyük özelliği ise içeriğindeki antioksidan etki... Turpun antioksidan etkisi, vücutta kanser hücrelerinin oluşumunu engelliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak: AA&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1262615143033349572?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1262615143033349572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1262615143033349572&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1262615143033349572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1262615143033349572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/02/turpun-faydalar.html' title='Turpun Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-438343793803088386</id><published>2008-02-02T18:55:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.706+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antioksidan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Renk'/><title type='text'>Gıdalarda Renkler Ne Anlama Geliyor?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.gulum.net/haberler/upload/54415.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.gulum.net/haberler/upload/54415.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Renkler, gıdaların iştah açıcı özelliği ve alım cazibeleri dışında yediğimiz gıdaların besleyici değerleri için de önemliler. Renklere göre gıdaların yararları da değişiyor. Mesela koyu kırmızı renkteki meyveler genelde antioksidan içeriği olarak diğerlerinden daha zengin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı&lt;/span&gt;: Kırmızı renkli yiyecekler likopen bakımından zengin ve kanser riskini azaltıyor. Kırmızı renkli yiyeceklerin başında domates, karpuz, pembe greyfurt sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Mor&lt;/span&gt;: Mora yakın yiyecekler de, aynı özelliğe sahiptir. Üzüm, kırmızı şarap, böğürtlen, ahududu ve kırmızı elma bu tür yiyeceklerin başında gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Portakal Sarısı&lt;/span&gt;: Bu tür yiyecekler alfa ve beta keroten içeriyor, kanserin yayılmasını önyeici ve hücreleri yenileyici... Havuç, mango, kış meyveleri ve tatlı patates.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 0);"&gt;Sarı&lt;/span&gt; ve &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;portakal sarısı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;: Bu tür yiyecekler başta C vitamini olmak üzere hücreleri koruyor ve beta-kriptoksin gibi bir çok bağışıklıkla ilgili mineraller içeriyor. Portakal, yeşil fasulye ve avakado bu grupta anılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 0);"&gt;Sarı&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 204, 0);"&gt;ve&lt;/span&gt; yeşil&lt;/span&gt;: Bu tür yiyecekler lutein, keraten içeriyor ve göz sağlığı için yararlı.&lt;br /&gt;Ispanak ve diğer yeşil sebzeler, taze mısır, yeşil fasulye, taze baklagiller ve avakado bu tür yiyeceklere örnek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt;Yeşil&lt;/span&gt;: Yeşil renkli yiyecekler ise, genlerin bozulmasını engelliyor, kemik kanserine ve diğer kanserlere karşı önleyici özellik taşıyor. Brokoli, brüksel lahanası, karnıbahar, lahana bu tür besinlerin başında geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz ve &lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;Yeşil&lt;/span&gt;: Bu tür yiyecekler hücrelerin ince zarını koruyor. Soğan, sarımsak, kereviz, armut, beyaz şarap bu grupta yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:İmedya&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-438343793803088386?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/438343793803088386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=438343793803088386&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/438343793803088386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/438343793803088386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/02/gdalarda-renkler-ne-anlama-geliyor.html' title='Gıdalarda Renkler Ne Anlama Geliyor?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-7626157138584647168</id><published>2008-02-01T16:43:00.000+02:00</published><updated>2008-02-01T16:58:02.181+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soğan'/><title type='text'>Ağlatmayan Soğan Üretildi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.50mucizebitki.com/img/sogan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.50mucizebitki.com/img/sogan.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.newstime7.com/haber/20080201/Scientists-find-no-tears-onions.php"&gt;Newstime7&lt;/a&gt;'de yer alan bir haberde söylendiğine göre, bilim adamları özellikle ev hanımlarının en büyük sorunlarından birini daha çözmüşler ve ağlatmayan soğan üretmeyi başarmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japon araştırmacıların 2002'de soğanın içinde var olan ve gözyaşına neden olan geni keşfetmelerinin ardından, Yeni Zelanda'da başlayan araştırma programında yer alan Colin Eady, "İlk başta gözyaşına neden olan maddenin soğanı kesme eylemiyle kendiliğinden ortaya çıktığını düşünüyorduk. Ama Japon bilim insanları bize bu maddenin bir enzimle kontrol edildiğini gösterdiler" demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Zelanda'daki teknolojinin soğanlara DNA nakline olanak tanıdığını ve bu DNA'nın gözyaşına yol açan genin aktif hale gelmesine engel olacağını söyleyen Yeni Zelandalı araştırmacı, kısa süre önce Hollanda'daki bir sempozyumda sunulan buluşun, uzmanların büyük ilgisiyle karşılaştığını söylemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eady, sanayinin böyle bir ürün için kuvvetli beklentisine karşın, ağlatmayan soğanın mutfaklara girmesi için ne yazık ki daha 10-15 yıl beklememiz gerektiğini söylemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Resmin &lt;/span&gt;&lt;a style="font-style: italic;" href="http://www.50mucizebitki.com/img/sogan.jpg"&gt;kaynağı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-7626157138584647168?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/7626157138584647168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=7626157138584647168&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7626157138584647168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7626157138584647168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/02/alatmayan-soan-retildi.html' title='Ağlatmayan Soğan Üretildi'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3917818889108169386</id><published>2008-01-29T19:54:00.000+02:00</published><updated>2008-01-29T20:27:56.419+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Obezite'/><title type='text'>Obeziteyi Önlemek için Neler Yapılabilir?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.nursery-services.com/upload/site/66713obesity.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.nursery-services.com/upload/site/66713obesity.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obezite genlede çocukluk döneminde dengeli ve sağlıklı beslenilmediğinde daha sık görülüyor. Bunu için bebek ve çocuk beslenmesi önem arz ediyor. Peki obezitenin önlenmesi için ilave olarak neler yapılabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruya &lt;em&gt;İ.Ü. Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu Çocuk Sağlık ve Hastalıkları Hemşireliği AD. Araştırma Görevlisi Birsen Mutlu'nun cevapları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Çocukluk döneminde obezitenin önlenmesi erişkin dönemdeki komplikasyonları azaltır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuklar bebeklik döneminde olabildiğince anne sütü ile beslenmeli ve anne sütünün önemi vurgulanmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuğunun büyüme- gelişimi takip edilmelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ek besinlere erken başlanmamalı, verilen ek besinlerin niteliği, miktarı çocuğun ayına uygun olmalıdır.Ek gıdalar verilirken biberon yerine kaşıkla beslenmelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuklara her gün kahvaltı etme alışkanlığı kazandırılmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Evde pişen yemeğin uygun miktarda tüketilmesi sağlanmalı ve öğün atlanmamalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yağ ve şeker oranı düşük, lifli besin değeri fazla olan gıdalar tercih edilmeli, beslenmede margarin yer almamalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kademeli olarak fast food tüketimi azaltılmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gece yatmadan önce kalori bakımından yüksek yiyecekler tüketilmemelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuğa susadığında meşrubat değil su verilmelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuğa yiyecekler arasında ayrım yapmaması gerektiği anlatılmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yiyecekler hiçbir zaman ödül olarak sunulmamalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yiyecek ve içeceklerin mutfak masası gibi belli yerde tüketilmesi sağlanmalı bilgisayar ya da televizyon karşısında yemek yeme engellenmelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Televizyon izleme, bilgisayar oyunları gibi pasif ev içi faaliyetler kısıtlanmalı , televizyon ve bilgisayar çocuğun yatak odasına konulmamalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuğa erişkin egzersiz programları yada cihazları uygulanmamalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocukluk çağı obezitesinin zararları birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuruda ailelere, okullarda eğitimcilere anlatılmalı ve radyo, televizyon, gazete gibi kitle iletişim araçlarındaki eğitim köşelerinde obeziteye yer verilemelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Okul kantinleri sağlığa ve normal çocuk beslenmesine uygun olarak düzenlenmeli ve denetlenmelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Okul çocuğu okula yakınsa yürüyerek gitmelidir. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3917818889108169386?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3917818889108169386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3917818889108169386&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3917818889108169386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3917818889108169386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/obeziteyi-nlemek-iin-neler-yaplabilir.html' title='Obeziteyi Önlemek için Neler Yapılabilir?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-8301230402859270709</id><published>2008-01-27T19:09:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T19:09:10.151+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yumurta'/><title type='text'>Yumurtada Damgalı Etiket Devri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R5y79gnONyI/AAAAAAAAAho/29Qr_f7jTDM/s1600-h/yumurta.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R5y79gnONyI/AAAAAAAAAho/29Qr_f7jTDM/s320/yumurta.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160205938460604194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="content"&gt;Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı Derya Pala, kayıt dışının  önlenmesi ve tüketicinin bilgilendirilmesi açısından, yumurtada damgalı etiket  uygulanması zorunluluğu getirilmesini olumlu bulduklarını, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de  yayımlanan “Yumurta ve Yumurta Ürünleri Tebliği’nin” hazırlanmasında sektör  temsilcisi olarak kendilerinin de yer aldığını belirterek, dolayısıyla tebliğle  getirilen düzenlemeye bir itirazlarının bulunmadığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sektörün tebliğ ile getirilen düzenlemelere hazırlık yaptığını ve uyumda bir  sorun beklemediklerinin kaydeden Pala, damgalı etiket uygulaması için büyük  yatırım gerekmediğini, entegre işletmelerde bunun çok daha kolay  yapılabileceğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletmelere kolaylık için, damgalı etikette uygulama için 1,5-2 yıl süre  istediklerini, ancak tebliğde bu sürenin 1 yıl olarak çıktığını belirten Pala,  yine de uyumda bir sorun yaşanmasını beklemediklerini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç piyasaya yılda 8-10 milyar yumurta verildiğini açıklayan Pala, ambalajsız  yumurta satışının yasaklanmasına karşın hala pazarlarda yumurta satılabildiğini,  bunun da ancak denetimle engellenebileceğini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zonguldak’ta ortaya çıkan kuş gribi vakasından sonra ihracatın nasıl etkilendiği  yönündeki soru üzerine, YUM-BİR Başkanı Pala, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Türkiye kuş gribi ile mücadelede çok başarılı sonuçlar alıyor. Bunun için bunu  iç ve dış piyasayı çok etkilemesini beklemiyoruz. Geçen yıl Batman’da kuş gribi  çıkınca Irak kapıyı kapattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine bir süre sonra Suriye üzerinden ihracat devam etti. Bu sefer de  eğer Irak kapıyı kapatırsa, yine Suriye üzerinden devam ederiz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın, AB mevzuatına uygun olarak yenilediği “Yumurta  ve Yumurta Ürünleri Tebliği”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girerken,  doğrudan tüketime sunulacak yumurtanın üzerine, hangi işletmede ve hangi kümeste  elde edildiğine dair bilgilerin damgalanması zorunluluğu getirilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl sonra zorunlu olarak başlaması öngörülen uygulamayla, tüketici, hangi  kümesteki tavuğun yumurtasını yediğini bilecek. Artık ambalajsız yumurta satışı  yapılamayacak. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-8301230402859270709?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/8301230402859270709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=8301230402859270709&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8301230402859270709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8301230402859270709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/yumurtada-damgal-etiket-devri.html' title='Yumurtada Damgalı Etiket Devri'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R5y79gnONyI/AAAAAAAAAho/29Qr_f7jTDM/s72-c/yumurta.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3451000897334433815</id><published>2008-01-24T20:38:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.708+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Stres'/><title type='text'>Stresle Savaşan Gıdalar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img145.imageshack.us/img145/5813/816951922202ew7.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://img145.imageshack.us/img145/5813/816951922202ew7.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kendini kötü hissettiğimizde çoğu zaman yiyeceklere saldırırız. Doğru gıdaları seçtiğimizde stresle başa çıkmak da kolaylaşıyor. İşte stresle savaş için ideal gıdalar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Çikolata:&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Çikolata flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu "seratonin" anında beyinde dolaşıma çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Dondurma:&lt;/span&gt; Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini öneriyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Makarna:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Çok ağır soslarda yenilmediği sürece enerji veren ve mutlu eden besinler arasında yer alıyor. Hazmı kolaydır. Özellikle sadece salata ile birlikte yenirse şişmanlatmaz.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Ekmek:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Buğday ekmeği de sıkıntıları unutturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Fıstık:&lt;/span&gt; Yağ oranı yüksek ama insanı çok mutlu ediyor. Roma İmparatorluğu'nda "Tanrı yiyeceği" olarak adlandırılan fıstığın kolesterolü düşürdüğü ve kalp krizi riskini azalttığı biliniyor. Demir, bakır, selenyum, magnezyum, çinko, potasyum, fosfor gibi minerallerin doğal kaynağı olan bu çerez kalbimizin yanı sıra, beyin sinir sistemi, kas ve kemiklerimizin dostu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Çilek:&lt;/span&gt; C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alıyor. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Muz:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir Endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Üzüm:&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında direkt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dakika sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Portakal:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Vücuttaki direnci artırıyor. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor. Hazmı kolaylaştırıyor. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Susam:&lt;/span&gt; Dar gelirlilerin baş tacı olan simit mutluluğa giden yolda önemli bir yere sahip. Yağ ve protein içeriyor. Susamdan elde edilen tahin, bal ile karıştırılıp yenirse boğaz ağrısı ve bronşite iyi geliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3451000897334433815?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3451000897334433815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3451000897334433815&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3451000897334433815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3451000897334433815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/stresle-savaan-gdalar.html' title='Stresle Savaşan Gıdalar'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4551979640625499863</id><published>2008-01-20T13:59:00.000+02:00</published><updated>2008-01-20T14:10:17.362+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İştahsızlık'/><title type='text'>Çocuklarda İştahsızlığın Sebepleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm2.static.flickr.com/1129/633621573_adbdaa89b5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://farm2.static.flickr.com/1129/633621573_adbdaa89b5.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Oyun çağı döneminde çocukların çoğu iştahsızdır. Sağlıklı bir çocuk yemek saatlerinde açlık duyarak yemeklerini iştahla yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat yapılan bazı yanlışlar nedeniyle çocuklar yemek yemeyi reddedebilir. Bu dönemde çocuğun çevreye olan ilgisinin artması da yemek yemeyi ikinci plana atmasına sebep olabilir. İştahsızlık daha çok psikolojik bir durumdan da kaynaklanabilir. Çocuğun yemeğe zorlanması, aile bireylerinin münakaşaları, çocuğun yemeği kendisinin yemesine izin verilmemesi, sofra düzeninin olmaması gibi durumlarda çocuk yemek yemeyi reddedebilir. Çocukların iştahını şunlar etkileyebilir:&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Yemek öncesinde su içmiş olabilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yeme sırasında sofrada herhangi bir huzursuzluk yaşanmış olabilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuk yemek öncesinde şeker, çikolata yemiş olabilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Öğün aralarında simit, pasta, kola, cips gibi abur cubur şeyler yemiş olabilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bir besin çocuğa daha önce zorla yedirilmişse o besine karşı tepki oluşabilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuk yemek yerken bir ödül bekleyebilir.&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/bolum.do?bolumno=5"&gt;Kaynak&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4551979640625499863?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4551979640625499863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4551979640625499863&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4551979640625499863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4551979640625499863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/ocuklarda-itahszln-sebepleri.html' title='Çocuklarda İştahsızlığın Sebepleri'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm2.static.flickr.com/1129/633621573_adbdaa89b5_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6434951115763662045</id><published>2008-01-19T19:43:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.709+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makarna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Obezite'/><title type='text'>Makarna Şişmanlatır mı?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.komgida.com.tr/images/tarif_makarna.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.komgida.com.tr/images/tarif_makarna.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;Genelde makarnanın şişmanlattı şeklinde bir kanı vardır. Bu konuda Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ergin Erzurumlu makarnanın, vitamin ve mineraller bakımından çok zengin ve yararlı bir besin kaynağı olduğunu anlatan güzel bir konuşma yapmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnanın A, B1, B2 vitaminleri ile demir, kalsiyum, fosfor, potasyum ve protein yönünden de çok zengin bir gıda, makarnadaki yağ ve sodyum oranının da çok düşük olduğunu ve kolesterol riski bulunmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Tarım Bakanlığı'nın 1991 yılında yayımladığı raporda yer alan ''Sağlıklı Beslenme Piramidi''nin, günlük beslenmede çok az alınması gereken besinlerle, her gün birkaç kez alınması gereken besinleri gösterdiğini ifade eden Erzurumlu, rapora göre makarnanın, sağlıklı beslenmenin en temel unsurlarından birisi olduğunu ve piramitte, en çok kullanılması gereken besinler arasında gösterildiğini anlatmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnanın, kompleks karbonhidratlar grubundan olduğundan ve metabolizmada çabucak parçalanarak, hemen enerjiye dönüşüyor, makarna bu nedenle kolay ve hızla hazmedilen bir besin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''İTALYANLARIN DAHA ŞİŞMAN OLMASI GEREKİRDİ''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğunu ifade eden Erzurumlu, şunları da eklemiş:&lt;br /&gt;''Toplumumuzda, şişmanlara 'makarnacı' denilir... Çünkü ülkemizde 'makarna şişmanlatır' şeklinde yanlış bir inanış var. Oysa makarna şişmanlatmaz. Öyle olsaydı kişi başı makarna tüketimi bizimkinden 5-6 kat fazla olan İtalyanların bizden daha şişman olması gerekirdi, ama değiller. Genel kanının aksine, şişmanlatma riski yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şişmanlatan makarna değil, içine konulan yağ ve kalorisi yüksek soslar. Makarnanın içinde şişmanlatıcı unsurlar bulunmaz. Formuna dikkat eden herkes, hafif bir sosla yapılmış makarnayı gönül rahatlığıyla yiyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarna hem çok doyurucudur hem de vücut için gerekli tüm vitamin ve mineralleri içerir. Acil enerji ihtiyacı duyan bir karşılaşmaya ya da gösteriye hazırlanan sporcular, sanatçılar, yani fiziksel güç gerektiren işlerle uğraşan herkes için makarna, özellikle tercih edilen bir temel besindir.''&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6434951115763662045?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6434951115763662045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6434951115763662045&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6434951115763662045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6434951115763662045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/makarna-imanlatr-m.html' title='Makarna Şişmanlatır mı?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5635281882132560743</id><published>2008-01-18T19:39:00.000+02:00</published><updated>2008-01-18T19:52:32.859+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyurular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar'/><title type='text'>EFSA: Kopya Hayvanların Etleri Tüketilebilir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.dairycrc.com/www/163/files/cloning20process.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.dairycrc.com/www/163/files/cloning20process.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Klonlanmış hayvanlardan elde edilen et ve sütün market raflarında yerini almasına bir adım daha yaklaşıldı. AB Gıda Güvenliği Ajansı (EFSA) klonlanmış hayvanlardan elde edilen ürünlerin güvenli olduğunu açıkladı.  &lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Hayvan kopyalama ilk kez 1997'de dünyanın gündemine girerek büyük şaşkınlık yaratmıştı. Kopyalanan ilk canlı da Dolly adlı bir koyundu. Dolly'nin ardından onlarca ülkede yüzlerce hayvan kopyalandı. Dünyadaki bu gelişmelerin ardından, 2007 Kasım ayında Türkiye'nin ilk kopya koyunu "Oyalı" doğdu. Oyalı'nın doğumundan bir hafta sonra da "Zarife" adı verilen ikinci kopya koyun geldi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; Hayvan kopyalama Türkiye ve tüm dünyanın gündemini meşgul ederken, kopya hayvanlardan elde edilen hayvansal ürünlerin tüketilip tüketilemeyeceği de ayrı bir tartışma konusuydu. Bu konuyla ilgili son açıklama Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Ajansı'ndan (EFSA) geldi. EFSA tarafından yapılan açıklamada, kopya hayvanlardan elde edilen et ve süt ürünlerinin tüketiminde herhangi bir sakınca olmadığı belirtildi. EFSA'nın bu raporunun Avrupa Birliği'nin (AB) klonlanmış hayvanların beslenme zincirine girmesine izin verip vermemesi konusunda yeni bir tartışma başlatması bekleniyor. &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;  EFSA onay verdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;2007 Mart ayında Avrupa Komisyonu EFSA'dan klonlanmış hayvanları gıda güvenliği, hayvan sağlığı, hayvan refahı ve çevre açısından değerlendiren ayrıntılı bir rapor hazırlamalarını istedi. EFSA tarafından hazırlanan 47 sayfalık raporla ilgili ilk açıklamalar www.efsa.eu sitesinde yer aldı. Bu açıklamalarda kopya hayvanlarla doğal yollardan doğan hayvanlar arasında gıda güvenliği ve elde edilen ürünler açısından herhangi bir fark olmadığı belirtildi. Bununla birlikte eldeki verilerin sınırlı olduğuna ve her şeye rağmen bilim insanları ve tüketici gruplarına danışmak gerektiğine dikkat çekildi. &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Birçok tüketici ve dindar grup, kopyalamanın biyolojiye zarar vereceğini öne sürüp kopyalamaya karşı çıkarken; bilim adamları ise teknoloji vasıtasıyla kopya hayvanlardan daha fazla verim elde edileceğini savunuyorlar. Bilim adamları ayrıca kopya hayvanların güvenli olduğunu ve zamanla hastalıklara karşı daha dayanıklı hayvanlar elde edilebileceğini belirtiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Konsültasyon süreci başladı&lt;/span&gt;   &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;EFSA 25 Şubat'a kadar devam edecek konsültasyon sürecini başlatırken, mayıs ayında da nihai karar verilecek. Avrupa Komisyonu etik komitesi de bu hafta içerisinde konuyla ilgili görüşlerin belirtildiği bir rapor yayınlayacak. Avrupa Birliği Sağlık Komiseri Markos Kyprianou konuya büyük önem verdiklerini belirterek, "Gıda güvenliği bizim için çok önemli. Bu yüzden öncelikle konsültasyon sürecinin nasıl sonuçlanacağını beklemeliyiz. Ardından da 27 AB ülkesini kapsayan geniş kapsamlı bir kamuoyu araştırması yaparak bir sonuca varırız" dedi. Avrupa Komisyonu yetkililerinden biri yaptığı açıklamada, EFSA'nın kararı AB tarafından da onaylanırsa önümüzdeki birkaç yıl içerisinde AB ülkelerindeki süpermarketlerde kopya hayvanlardan elde edilen ürünlerin satılacağını kaydetti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) klonlanmış sığır, domuz ve keçilerden elde edilen ürünlere onay vererek, AB'nin de bu konuda bir an önce harekete geçmesini istemişti. Bugüne kadar ABD'de yüzlerce hayvan klonlanırken Avrupa Komisyonu da klonlamanın AB ülkelerinde de gelişeceğine inanıyor. İngiltere ve Almanya'nın klonlanmış hayvansal ürünlerin AB ülkelerinde satılması için baskı yaptıklarını belirten bir komisyon yetkilisi, Londra'nın klonlanmış bir döl ithal ettiğini doğruladı. Tüketiciler EFSA'nın kararı ne olursa olsun, klonlanmış ürünler konusunda daha fazla ikna edilmek istiyorlar. Yapılan bazı anket sonuçlarına göre, insanlar klonlamış hayvan ürünleri tüketimine henüz pek sıcak bakmıyor. ABD'nin önde gelen süt ürünleri üreticisi ve distribütörü Dean Foods, geçen ay müşteri hassasiyetini göz önünde bulundurarak klonlanmış hayvanlardan elde edilmiş sütü satmayacaklarını bildirdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5635281882132560743?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5635281882132560743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5635281882132560743&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5635281882132560743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5635281882132560743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/efsa-kopya-hayvanlarn-etleri.html' title='EFSA: Kopya Hayvanların Etleri Tüketilebilir'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-2349073065300208152</id><published>2008-01-17T20:52:00.000+02:00</published><updated>2008-01-17T21:00:24.276+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyurular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinçli Tüketici'/><title type='text'>Sokak Sütü Sağlıklıdır Uydurması</title><content type='html'>&lt;span&gt;BASININ VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;SAĞLIK RİSKİ TAŞIYAN SOKAK SÜTÜNÜ ÖNEREN ZİHNİYETİ KINIYORUZ!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Pastörizasyon ve sterilizasyon işlemi uygulanmış sütlerle ilgili olarak bir süredir internet üzerinden dolaşan yanıltıcı ve bilimsel doğruluktan uzak bir açıklamanın basında da yer aldığını üzülerek gözlemliyoruz. Açıklamayı kaleme alan kişinin bir tıp profesörü olması ise ayrı bir talihsizliktir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Pastörizasyon ve sterilizasyon işlemleri, sütün bozulmasına neden olan ve çiğ sütten insana geçerek insan sağlığına olumsuz etkilerde bulunacak mikroorganizmaların yok edilmesi hedefi ile gerçekleştirilen işlemlerdir. Uygulanan ısıl teknolojiler değerli bilim adamlarınca “minimum risk, maksimum fayda” prensibi ile geliştirilmiş, tüm dünya ülkelerinde güvenli bir biçimde çok uzun yıllardır uygulanan teknolojilerdir. Bu yolla tüketicilerin sağlığı riske atılmadan, ürünler en az kayıpla işlenmektedir. Bu aşamada hiçbir kimyasal koruyucu kullanılmamaktadır. Bu açıklamalar ile pastörizasyon ve sterilizasyon teknolojileri hakkında tüketiciler üzerinde yanıltıcı bir biçimde olumsuz izlenim yaratılıp; sokak sütü satın alınması teşvik edilmekte ve bir yandan sağlık risklerine gebe olan, diğer yandan besin değeri açısından büyük kayıplara yol açan kaynatma işlemi önerilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;span&gt;Sokak sütçülüğü ülkemizde sağlık riskleri nedeni ile 1930’da yasaklanmış bir satış biçimidir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;İnsan sağlığı ve gelişiminde hayati rolü olan; doğanın tüm memelilere ilk olarak sunduğu bir gıda maddesinin tüketimini arttırmak yönünde çalışmalar yapılırken, bir bilim adamının tüketicileri yanıltan ve yanlışa sürükleyen bu açıklamasını kınıyoruz. Tüketicilerimizden, konunun uzmanlarınca yapılan açıklamalara inanmalarını, değerli bilim adamlarımızdan da yetkin olmadıkları konularda açıklama yapmamalarını talep ediyoruz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;TMMOB Gıda Mühendisleri Odası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;R. Petek ATAMAN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Yönetim Kurulu Başkanı&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-2349073065300208152?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/2349073065300208152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=2349073065300208152&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/2349073065300208152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/2349073065300208152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/sokak-st-salkldr-uydurmas.html' title='Sokak Sütü Sağlıklıdır Uydurması'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-8806258249022839268</id><published>2008-01-16T17:18:00.000+02:00</published><updated>2008-01-16T17:41:58.868+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Mühendisliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar'/><title type='text'>Süper Havuç Üretilecek</title><content type='html'>Genetiği değiştirilmiş ürünler hem çok çalışılan hem de üzerinde çok tartışılan bir konu insanlar tamen doğal ürünlere dönüş yapmaya başlamışken bu konudaki çalışmalar da tüm hızıyla devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'li uzmanlar, ekstra kalsiyum sağlayan genetiği değiştirilmiş havuç üretti. Baylor Tıp Fakültesi'nden bir ekibin araştırmasıyla geliştirilen süper havuç, yiyenlere normalinden yüzde 41 fazla kalsiyum sağlıyor. Normal beslenmeye, kemik zayıflığı ve osteoporoz gibi hastalıkların tedavisine yardımcı ekstra kalsiyum desteği yapması amacıyla geliştirilen havucun, tüketici sağlığı açısından bazı testlere tabi tutulması gerekiyor. Araştırmanın başındaki Prof. Kendal Hirschi, havuçları özenle gözlenen ve kontrollü bir çevrede yetiştirdiklerini söylemiş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-8806258249022839268?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/8806258249022839268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=8806258249022839268&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8806258249022839268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8806258249022839268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/sper-havu-retilecek.html' title='Süper Havuç Üretilecek'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3776080563633024775</id><published>2008-01-14T19:49:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.711+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşure'/><title type='text'>Aşurenin Faydaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ntvmsnbc.com/news/221073.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.ntvmsnbc.com/news/221073.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Ramazan Çelebi, yapılışı bölgelere göre değişse de aşurenin genellikle buğday, nohut, fasulye, kuru üzüm, kaısı, badem, ceviz ve bazı meyveler gibi 10'a yakın gıda maddedsinden oluştuğunu belirterek şunları kaydetmiş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bunların dışında sadece üzerinin süslenmesi için ceviz, fıstık, haşhaş ve nar gibi ürünler de eklenebiliyor. Bu haliyle aşure, Türk ve İslam mutfağının en eski tatlısı olmasının yanında yüksek enerjiye sahip en besleyici ve sağlıklı ürünüdür. Birçok besin maddesini bünyesinde barındıran aşure, demir, çinko, fosfor, kalsiyum gibi mineraller ile B, C ve A vitaminlerince zengindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yüksek protein içeriği ile aşure, etle beslenemeyenler için de çok önemli bir tatlıdır. Kış mevsiminde vücut direncinin düştüğü soğuk günlerde yüksek enerji kaynağı olan aşure, çocukların direncini artırarak hastalıklara karşı daha dayanıklı olmalarını sağlayacaktır. Sadece bu dönemde değil, hastalıklara karşı dirençli olunması için kış aylarında sık aralıklarla tüketilebilir.''&lt;br /&gt;Aşurenin içinde hayvansal yağ olmadığı için, ceviz, badem ve fıstık gibi ürünler sayesinde de aksine kalp ve damar sağlığı için faydalı roller oynuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3776080563633024775?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3776080563633024775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3776080563633024775&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3776080563633024775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3776080563633024775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/aure.html' title='Aşurenin Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-932671561867472587</id><published>2008-01-13T19:40:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:54:54.094+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><title type='text'>Sağlıklı Beslenme Önerileri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.bilkent.edu.tr/%7Ebilheal/aykonu/Ay2003/June03/saat.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.bilkent.edu.tr/%7Ebilheal/aykonu/Ay2003/June03/saat.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı beslenme alışkanlıkları çocuklukta kazanılıyor. Yeterli ve dengeli beslenemeyen çocuklarda büyüme ve gelişme bozuklukları oluşuyor. Bağışıklık sistemi etkileniyor ya da obezite gibi problemlerle karşılaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı ve dengeli beslenmenin çocukların sağlıklı büyümesi için ayrı bir özen söyleyen Acıbadem Etiler Polikliniği Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gamze Şarbat, şu bilgileri veriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sofraya birlikte oturun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sofraya oturabilmeye başladığı andan itibaren çocuğun ailesiyle birlikte olması gerekiyor. Yemeğin hazırlanmasından, pişirilip sofraya getirilmesine kadar her aşamasında bulunması çocuğun özgüveninde ve beslenme alışkanlıkları üzerinde olumlu etkiler bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ailerin çocuklara sunduğu eğitim göstermelik olmamalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka kurallara kendileri de uymalı. Çocukların sebze ve meyve yemesini söylüyoruz, ama aileler onları fast food restoranlarına götürdüklerinde o çocukların sebze yemesini nasıl bekleyebiliriz ki? Ya da asitli içeceklerin zararlı olduğunu söylüyoruz ama çocuk, dolabı açtığında birkaç litre asitli içeceği karşısında görüyor. Bu gibidurumlarda çocuklardan doğru beslenme alışkanlıkları içinde olmalarını beklemek de hata olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çocuk yemiyorsa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuz yemek yemiyorsa, bu sorunun altında psikolojik ya da organik bir başka sorun olabilir. Bunun bir sağlık sorunu olduğunu düşünüyorsak mutlaka bir uzmana danışmamız gerekiyor. Çocukluktan erişkinliğe geçinceye kadar büyüme ve gelişme hızı değişkenlik gösterdiği için ihtiyacı olan besin miktarı da değişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 - 6 yaş arasında çocukların ihtiyacı olan besin miktarı da bebeklik zamanlarına göre daha yavaş oluyor. Yılda 7 cm uzuyor ve 2.5 kilo alıyorlar. Bu dönemde çocuklar yemek masasında çok fazla zaman geçirmekten hoşlanmıyor. Evde bu anlamda sürekli inatlaşma olursa, beslenmenin daha da azalması görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama çocuğunuzun büyüme ve gelişmesi yerinde, enerjisi yüksek ve mutluysa tedirgin olmanızın bir anlamı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İki yaşından sonra nasıl beslenmeli?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaş grubunda çocuklar, iki porsiyon et yiyebilir. Bunu, balık, tavuk, yumurta, yarım kap kadar mercimek, fasulye gibi baklagiller ile dönüşümlü olarak değiştirebilir. Ayrıca, 1/3 kap kuruyemiş ve tohumlar yenebilir. Süt grubunun ise üç porsiyon alınmasında yarar var. Ancak günde 300 mililitreden fazla süt grubu besin alınırsa tek yönlü beslenme, kansızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaş grubunda sebze meyve de çok önemlidir. 200 g yeşil yapraklı sebze, 150 mililitre sebze suyu içilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyve grubunda ise günde iki porsiyon meyve tüketilmesini öneriyoruz. 150 mililitre taze sıkılmış meyve suyu ya da 50 g kuru meyve yiyebilirler. Tahıl grubu ise altı porsiyon öneriliyor. 1 dilim ekmek, 1 kap pirinç, 1 kap makarna hepsi bir porsiyon sayılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öğünü iyi yediyse üzülmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 - 6 yaş grubu çocuklar bir öğünü iyi tüketiyor. Bu nedenle örneğin öğle yemeğini iyi yemiş bir çocuk için üzülmeye gerek yok. Bu dönemde çocukların büyüme ve gelişimini etkileyecek, vitamin mineral eksikliğinin olmaması, demir eksikliğine bağlı kansızlık ve lifli gıdaların az tüketilmesine bağlı kabızlığın gelişmemesi için özenli öğünler hazırlanması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sağlıklı beslenme alışkanlığı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çocukların alışveriş, pişirme ve masa başındaki işlere aktif olarak katılmasını sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Öğün saatlerinin düzenli olmasına özen gösterin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Küçük porsiyonlarda yemek sunup tekrar istemesine izin verin. Bu alışkanlığın kazanılmasında ebeveynler örnek olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tatlılar, besleyici değeri yüksek besinler tüketilinceye kadar sofraya getirilmemeli, ancak ödül olarak da sunulmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çocuğun masada rahat oturduğundan emin olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çocuk sofrada uygun davranış gösterdiğinde onu övün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Okul öncesinde öğünlerin yağ, tuz, enerjiden zengin ve sentetik katkı maddeleri içermemesine dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Şeker ve kafeinden zengin ve ayrıca iskelet sisteminin gelişimini olumsuz etkileyecek fosforik asit katkılı içeceklerin tüketilmemesine özen gösterin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-932671561867472587?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/932671561867472587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=932671561867472587&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/932671561867472587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/932671561867472587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/salkl-beslenme-nerileri.html' title='Sağlıklı Beslenme Önerileri'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6085727724555062712</id><published>2008-01-08T17:19:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.713+03:00</updated><title type='text'>Sirke</title><content type='html'>Sirke, yemek ve salatalarımıza çeşni veren, ayrıca turşu yapımında kullanılan ekşi (asitli) bir maddedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekşimiş üzüm ve elma suyu demek olan sirkede bol miktarda C vitaminiyle bazı madeni tuzlar bulunur. Bu yüzden sirkenin besin değeri yüksektir ve vücudumuza çok faydası vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sirkede yüzde 6-7 oranında asetikasit (sirke ruhu) mevcuttur. Bilhassa bu sirke asidi; iştah açar, sindirim salgıların artırıp hazmı kolaylaştıran ve sirkeye ferahlatıcı hoş kokusunu veren maddedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yapılışı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii sirke, elma veya üzüm suyunun 15 gün kadar bir kapta üstüne tülbent örtülerek bekletilmesi ve süzülmesiyle elde edilir. Böylece meyve kalıntılarından arındırılır. Hava almasına imkân vermeyen şişelere tam dolacak şekilde aktarıldıktan sonra serin, loş ve güneş ışığı almayan bir mekânda saklanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kullanıldığı yerler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Sirkenin tam bir şifa kaynağı olduğu günümüzde anlaşılmıştır ve hayatımız için önem arz eden çok sayıda mineral ve vitaminleri ihtiva ettiği bilinmektedir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Şifa amacıyla kullanmak için; bir bardak suya 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1-2 tatlı kaşığı bal katarak, günde 3 defa, mümkünse yemeklerden önce (fazla kilo problemi için de etkili olan elma sirkesi bu amaçla kullanılacaktır mutlaka) alınmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yine her sabah aç karına bir defa alırsak sağlığımızı korumada faydalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sirkeyi salatalarda, çorbalarda vs aroma vermek ve iştah açmak için de kullanabiliriz.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sağlığımıza faydaları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Sirke asidi normal dozlarda dahi mikrop öldürücü özelliğe sahiptir. Bu sebeple bazı salğın hastalıklara karşı tıbbi ve ciddi bir tedbir olarak hep tavsiye edilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yine bağışıklık sistemini güçlendirerek nezle, grip, boğaz ağrıları gibi enfeksiyonlara yakalanmayı engeller.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sirke sindirimi kolaylaştırır. Hazımsızlığa iyi gelir. İştahı açar. Bu sebeple birçok yemek ve salatalarda tat ve çeşni için kullanılır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ayrıca barsak gazına ve kabızlığa iyi gelir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sirke mide hararetini giderir. Safrayı keser. Safra rahatsızlıklarına iyi gelir ve safra akıntısını tanzim eder.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kalp ve sinirleri kuvvetlendirmede düzenli olarak elma sirkesi—bal karışımı alınması tavsiye edilir. Yine bu karışım muhtevasında olan A ve diğer vitaminlerle görmeyi keskinleştirir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sirke kandaki kolesterolu düşürerek kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu rol oynar. İçerdiği doğal asitler ve enzimlerle kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Elma sirkesi yüksek miktarda kalsiyum, yani kemik ve dişler başta olmak üzere insan vücudunun en temel minerallerinden birini ihtiva etmektedir. Böylece kemikleri mineral bakımından zenginleştirerek osteoporozu (kemik erimesi) önler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kadınlarda adet ağrılarına ve anormal akıntılara karşı tesirlidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sirkeyle soğuk su friksiyonları en zararsız ateş düşürücü, keza vücuda sükûnet ve ferahlık veren bir tatbikat olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Egzama ve yaralara sürülürse büyük ölçüde şifa etkisi vardır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu toksinlerden (zehirli atık maddeler) arındırır, yağlı – mukus kalıntılarını parçalar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İdrar yolları enfeksiyonlarında, sindirim bozukluklarında, kramplarda, yaban arısı sokmalarında, saçta kepekte, uyku bozukluklarında, kulak çınlamasında da kullanılır.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak:Sefa Saygılı&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6085727724555062712?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6085727724555062712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6085727724555062712&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6085727724555062712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6085727724555062712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/sirke.html' title='Sirke'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-182736317179729960</id><published>2008-01-02T16:50:00.001+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.715+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinçli Tüketici'/><title type='text'>Ekmeğimiz Yeterince Temiz mi?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://image.haber7.com/haber/68641.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://image.haber7.com/haber/68641.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her sorunun kaynağı olan eğitimsizlik, soframıza giren ekmeği de vuruyor. Teknik ve hijyenik şartları yetersiz ve çalışan işçileri eğitimsiz olan fırınlar, halkın sağlığıyla oynuyor. Üretildikten sonra sağlıksız bir biçimde satışa sunulan ekmek, soframıza gelene kadar mikrop yuvası oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Ekmek Sanayicileri İşadamları Derneği'nin (İSESİAD) yaptığı araştırma da bu durumu gözler önüne seriyor. Derneğin 233 fırında yaptığı incelemeye göre fırınların 126'sının ruhsatsız olduğu tespit edilirken bir o kadarı da uyması gereken temizlik kurallarını hiçe sayıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıda kodeksi yönetmeliğine aykırı biçimde üretim yapan ekmek fabrikalarına ve pastanelere her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Türkiye'de her gün 120 milyon olmak üzere yılda yaklaşık 44 milyar ekmek üretiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun'da üretim yerlerinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın denetimine verilmesi, fırınların denetlenmesinde aksaklıklara yol açıyor. Yeteri kadar denetlenemeyen fırınlarda da ihmaller daha fazla artıyor. Ruhsatsız fırınlar kaçak işçi çalıştırırken, gıda kodeksine aykırı üretilen ekmekler ambalajsız şekilde satılıyor. Poşete girmeyen ekmek de toz gibi dış etkenlere açık hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırıncılar en çok ruhsatsız fırınlarla denetimsizlikten yakınıyor. Kaçak işçi çalıştıran fırınlarla haksız rekabetin oluştuğuna değinen fırıncılar, ekmeğin değerinin altında satıldığı görüşünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eğitim seminerleri yapılıyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmeğin hijyenik boyutundan çok fiyatının tartışıldığına değinen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hizmetleri Müdür Yardımcısı Mehmet Kerim Ayan, "Fırınlardaki sorunun başını eğitimsizlik çekiyor. Kalifiye personel eksikliği var, işçiler temizlik konusunda çok bilgisiz. Hijyenin ne demek olduğunu bilmeyenler bile var." diyor. Gıda üreticilerini bilinçlendirmek amacıyla üç yıl önce 'Hijyen Eğitimi Programı' başlatılmış. Şu ana kadar İstanbul'un 18 ilçesinde toplam 8 bin kişinin eğitimden geçirildiğine değinen Mehmet Ayan, "Üretim sırasında elini yıkamayan bile vardı. Amacımız önce eğitim, sonra denetim." diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sağlıklı bir ekmek için gerekenler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Fırınlarda rutubet oranına dikkat edilmeli. Rutubet oranının yüzde 14'ten yüksek olması haşeratın üremesine zemin hazırlıyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Personel eldiven, maske, galoş ve bone giymeli.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tezgâhtar, para tutmadığı eline eldiven giyerek ekmeği vermeli.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;El değmeden üretilen ekmek etiketlenip ambalajlanmalı.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gramajı eksik ekmekler satılmamalı.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Üretim yerine kamera konularak vatandaşın içeriyi izlemesi sağlanmalı. İsteyenlerin üretim yerini gezebilmesine izin verilmeli.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ekmek dağıtım araçlarında da hijyene dikkat edilmeli.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kasalar dezenfekte edilmeli.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Market, bakkal ve büfeler kasalarını veya dolaplarını halkın gelip geçtiği kaldırımlara koymamalı.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Vatandaş, taze mi diye bütün ekmekleri eliyle sıkmamalı.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:85%;" &gt;Kaynak: Samanyolu Haber&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-182736317179729960?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/182736317179729960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=182736317179729960&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/182736317179729960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/182736317179729960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2008/01/ekmeimiz-yeterince-temiz-mi.html' title='Ekmeğimiz Yeterince Temiz mi?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5106794470663746528</id><published>2007-12-31T19:35:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.717+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><title type='text'>Meyveleri Ne Zaman Tüketmeliyiz?</title><content type='html'>Meyveleri yemenin yanında, yeme zamanlamasının sağlık için büyük önem taşıdığını biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salatanın ana yemekten önce yenmesinin sindirim sistemine sağladığı yararlar gibi, meyvelerin tüketiminin de bir doğru zamanlaması var, bu kurala uyulmaması durumunda ise vücut için büyük yararı bulunan meyveler, yararı şöyle dursun, adeta vücuda ek bir yük oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BİR NEVİ MİDEDE ALKOL OLUŞUYOR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekte ve yemekten sonraki 2 saat içinde tüketilen meyvelerin, midede fermantasyona (mayalanma) yol açarak, asit ve gaz üretimine neden oluyor. Bu konuda Prof. Dr. Süleyman Türk şunları söylemiş: ''Yemekle birlikte tüketilen meyve, fermante oluyor, midede şişkinliğe neden oluyor, yiyen kişiye rahatsızlık veriyor. Bir nevi midede alkol oluşuyor. Ancak bu dışardan alınan alkolle aynı değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum yenen gıdaları besin olmaktan çıkarıyor, vücuda yük haline getiriyor. Yani besinler gıda maddesi özelliğini kaybediyor. Ayrıca meyvenin vücuda sağladığı yararlar da azalmış oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyvenin vücuda yararlı olabilmesinin en garanti yolu, açken tüketmektir. Karaciğer başta olmak üzere ilgili tüm organlara, bu asit ve gazı yok edebilmek için normalden daha fazla yük biniyor.'' Ayrıca meyvenin vücuda sağladığı katkılardan yararlanılmak isteniyorsa, elma, armut, portakal gibi tüm meyvelerin yemekten en az 2 saat önce ya da yemekten en az 2 saat sonra yenmesi gerektiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SALATAYI, YEMEKTEN ÖNCE TÜKETMEK DOĞRU...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salatanın ise yemekten önce yenilmesinin sağlıklı beslenme açısından doğru bir davranış, Batı ülkelerinde salataların hep ana yemekten önce geldiğini, salatada kullanılan sebzelerdeki liflerin mideyi rahatlatıyor, bu nedenle salatanın yemekten önce tüketilmesinin tavsiye ediliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5106794470663746528?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5106794470663746528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5106794470663746528&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5106794470663746528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5106794470663746528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/meyveleri-ne-zaman-tketmeliyiz.html' title='Meyveleri Ne Zaman Tüketmeliyiz?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-8220282108501179997</id><published>2007-12-29T15:05:00.000+02:00</published><updated>2007-12-29T15:29:34.502+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antioksidan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vitaminler'/><title type='text'>C Vitamini</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R3ZKrVeBCtI/AAAAAAAAAbc/_-BNk-mWSKg/s1600-h/9.gif.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R3ZKrVeBCtI/AAAAAAAAAbc/_-BNk-mWSKg/s320/9.gif.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149385332302613202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;C vitamini yani askorbik asid, bu vitamin genellikle gribal enfeksiyonlara direnç sağlama özelliğiyle bilinse de aslında bunun yanında pek çok artı özellikleri de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekte basit bir şeker olan C vitamini; bitkiler ve hayvanlar tarafından hücrelerinde yapılabilmesine karşılık, insan tarafından üretilememektedir. Dolayısı ile insan C vitaminini dışarıdan almak zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1954 yılında Quantum mekaniğinin atom kimyası arasındaki ilişki nedeni ile Nobel Kimya, 1962 yılında nükleer silahlara karşı mücadelesi ile de Nobel Barış Ödülünü kazanan Prof. Dr. Linus Carl Pauling; 1970`li yıllarda C vitamini ile ilgili araştırmalar yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koroner anjiografi ile kalp damarlarında daralma görülen hastalara çok yüksek doz C vitamini vermiş, koroner damarlara ait şikayet ve lezyonların gerilediğini izlemiştir. Bu araştırmalar ile tüm dikkatler C vitamini üzerine çekilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuvvetli indirgeyici ve antioksidan olan, kollajen denilen destekleyici bir maddenin üretilmesini sağlayan C vitamini kasların, tendonların, damarların ve kan hücrelerinin yapısını güçlendirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Kalbi koruyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Vücutta E vitaminine de dönüşebilen C vitamininin kalp-damar hastalıklarında tedavi ve koruyucu etkisi olduğu, yüksek tansiyonu belli oranda düşürdüğü, kan lipid yapısını düzelttiği ve dolayısı ile felç geçirme riskini azalttığı gözlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akyuvarların mikroplarla mücadele gücünü artırırken; lösemilerde habis olan bozulmuş hücreleri azaltmaktadır. İlginç değil mi? Şizofreni gibi psikotik akıl hastalıklarında C vitamininin tedaviye eklenmesi ile hissedilir düzelmeler görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyılımızın korkulu rüyası kanserlerden de koruyucu etkisi bulunmaktadır. Özellikle akciğer ve hanımlarda meme kanseri görülme riskini azaltmıştır. Mide kanserine yol açan bazı maddeler zararsız hale getirdiği, mide ülseri ve gastrite yol açan ‘h.pylori’ adlı mikrobun üremesini engellediği gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde şeker hastalığı ve gözde katarakt gelişimi C vitamini ile azaltılmaktadır. Isı ve ışığa maruz kalınca kolayca bozulan C vitamini; bilindiği gibi portakal, limon, greyfurt, çilek, domates, brokoli ve kırmızı biberde bulunmaktadır. En fazla ise karpuz kabuğundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde düzenli olarak doğal kaynaklardan 100 mg. kadar C vitamini alındığında; yukarıda bahsettiğimiz faydalı etkilerden yararlanacağımız şüphesizdir. Ancak bahsedilen hastalıkların tedavisinde çok daha yüksek dozlar kullanıldığı, halen araştırma ve spekülasyonların devam ettiği düşünülürse, bu gibi durumlarda hekime danışılması uygun olur.&lt;br /&gt;Halen umut olmaya devam eden C vitamini, gelecekte bahsettiğimiz hastalıklarda çok etkin kullanılacak ilaçların belki de öncüsü olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak:Dr. Mehmet Ali Tarım&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-8220282108501179997?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/8220282108501179997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=8220282108501179997&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8220282108501179997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8220282108501179997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/c-vitamini.html' title='C Vitamini'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R3ZKrVeBCtI/AAAAAAAAAbc/_-BNk-mWSKg/s72-c/9.gif.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5748783115778942447</id><published>2007-12-28T18:55:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T19:09:40.196+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyurular'/><title type='text'>Her Şirketin İnternet Sitesi Olacak</title><content type='html'>&lt;span class="verdana11"&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;TBMM Adalet Komisyonu, Türk Ticaret Kanunu Tasarısını kabul etti.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;Tasarıya göre, her şirket, internet sitesi kurmak zorunda olacak. Şirketlerin yönetim kurulu ve genel kurul toplantıları, elektronik ortamda yapılabilecek.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde internet sitesini oluşturmayan veya bilgi toplumu hizmetlerine uygun hale getirmeyen şirket yöneticileri, 6 aya kadar hapis ve 300 güne kadar adli para cezasına çarptırılacak. Küçük ölçekli işletmelere ise internet sitesi kurmaları için 1 yıl süre verilecek.&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;Her ne kadar kanunun yaptırım gücü olsa da ben, bu uygulamının zaten bilinçli, gelişmeyi ve çağı yakalamayı amaç edinen her şirket için bir gerek olduğunu düşünüyorum. Artık böyle bir uygulama için kanuna bile gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5748783115778942447?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5748783115778942447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5748783115778942447&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5748783115778942447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5748783115778942447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/her-irketin-internet-sitesi-olacak.html' title='Her Şirketin İnternet Sitesi Olacak'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3406173841361149159</id><published>2007-12-26T13:39:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T19:09:10.153+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyurular'/><title type='text'>Veteriner Hizmetleri, Gıda ve Yem Taslağı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kkgm.gov.tr/indeks.html"&gt;Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü&lt;/a&gt; ün resmi internet sitesi tarafından &lt;a href="http://www.kkgm.gov.tr/mev/taslak.html"&gt;Veteriner Hizmetleri, Gıda ve Yem Taslağı&lt;/a&gt; görüşe açılmış. Kanun'un 2008 Mart-Nisan aylarında çıkması muhtemel gibi gözüküyor. Kanunla birlikte Avrupa Birliğine uyum yasalrından birini daha tamamlamış olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanun taslağını bilgisayarınıza &lt;span&gt;&lt;a href="http://www.kkgm.gov.tr/taslak/gida_yem_kanun_taslak.zip"&gt;buradan&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; indirebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3406173841361149159?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3406173841361149159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3406173841361149159&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3406173841361149159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3406173841361149159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/veteriner-hizmetleri-gda-ve-yem-tasla.html' title='Veteriner Hizmetleri, Gıda ve Yem Taslağı'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5654756842887519766</id><published>2007-12-25T19:34:00.000+02:00</published><updated>2007-12-25T19:50:44.048+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Helal Gıda'/><title type='text'>Yeni Zelanda'da bile var, Türkiye'de neden olmasın</title><content type='html'>Tarım Bakanı Mehdi Eker, Helal Gıda uygulaması için hazır olduklarını söyledi. Eker, "Hıristiyan’ı, Yahudi’si uyguluyor. Türkiye'de İslam ülkelerine ürün satacaksa niye böyle bir şey yapmasın" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helal Gıda tartışmalarına Tarım ve Köy işleri Bakanı Mehdi Eker de katıldı. Helal gıda sertifikası konusunda karar alınması durumunda bakanlık olarak gerekli adımları atacaklarını belirten Eker, “Helal gıda İslami kurallara göre yasak olan herhangi bir unsuru içermeyen, bu unsurlardan arındırılmış yerlerde veya cihazlarda hazırlanan, işlenen, taşınan ve depolanan ürün olarak tanımlanıyor” dedi. Yeni Zelanda’da da etlerin tamamının İslami kurallara göre kesildiğini vurgulayan Eker, “Ben ziyaret için gittiğimde Yeni Zelanda’da bakan bana bu bilgiyi verdi. Gerekçe olarak da, İslam ülkelerine et ihraç etmelerini gösterdi” dedi.&lt;br /&gt;Referans Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdal Sağlam ve Referans Gazetesi Muhabiri Hacer Boyacıoğlu’nun sorularını yanıtlayan Eker, konunun ticari bir mesele olduğunu vurgulayarak, “Yeni Zelanda Hıristiyan bir ülkedir, o tüm İslam ülkelerine ürün satıyor ve bu standardı uyguluyor. Yahudiler uyguluyor. Türkiye de İslam ülkelerine ürün satacaksa, müşteri de böyle istiyorsa niye sertifikalandırmasın, niye böyle bir şey yapmasın? Olabilecek bir şey” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;'Belediyeler denetimde yetersiz'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tarım Bakanı Eker, gıda denetimleri hakkında da bilgi verdi. Çankaya Belediyesi’nin açtığı bir dava sonucu Tarım Bakanlığı’nın denetimlerle ilgili tebliğinin kısa bir süre için yürütmesinin durdurulduğunu hatırlatan Eker, “Bazı belediyeler bizim denetim yetkimize itiraz ediyor. Bir iki belediyeyi çıkar. Kaç belediyenin binlerce elemeni var? Hangi altyapı ve sistemle denetim yapacaklar” diye konuştu. Eker, tebliğin iptal edilmesinin ardından, konuyla ilgili bir yönetmeliğin hazırlanarak yürürlüğe sokulduğunu ve şu anda bir sorun olmadığını da sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;Kuraklık konusuna da değinen Bakan Eker, ekim-kasım döneminde önceki yıllardan daha çok yağış alındığını ancak “kuraklık olmayacak” demek için erken olduğunu söyledi. Yağışlarda uzun yıllar ortalamasının 151 milimetre olduğunu, bu sene ise bu rakamın 177,4 milimetreye kadar çıktığını kaydeden Eker, “Şu an için kuraklık yok. Ama ilkbahar yağışlarını görmek gerekir” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;'Hububatta sıkıntı var'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kuraklık nedeniyle özellikle, hububatta sıkıntı olduğunu vurgulayan Eker, buğday üretiminde yüzde 13, arpa üretiminde ise yüzde 22,4 düzeyinde gerileme olduğunu belirtti. Ayçiçeğinde ise bölgesel düşüşler görüldüğünü ifade eden Eker, “Trakya’da ayçiçeği sulanmıyor, yağışlarla besleniyordu. O nedenle Trakya’da yüzde 35-38 civarında gerileme var” dedi. Bazı meyvelerde yüzde 2-5 arasında ölçülen ve çok da anlamlı olmayan düşüşler olduğunu aktaran Eker, “Sulanan bitkilerde problem olmuyor. Problem hububatta. 2006’da 20 milyon ton olan buğday üretimi, 2007’de yapılan son tahmine göre 17.3 milyon tona indi. İlk tahminde ise, 17.7 milyon tondu. Sadece buğdayda 2.5 milyon ton civarında bir etkilenmemiz var. Keza arpada 10 milyon tonluk üretim tahmin ediyoruz” dedi.&lt;br /&gt;Şu anda sadece üretim rakamları üzerinden tahminler yürüttüklerini kaydeden Eker, “Çiftçi bireysel nedenlerle üretimden çekilmiş olabilir. Şu anda bunları bilemiyoruz. Detaylı bilgi çiftçi kayıt sistemine bağlı olarak yıl bittikten sonra elimize gelecek. Tabiri caizse bir hasar tespit raporu da yıl bittikten sonra çıkacak” diye konuştu. Bu yıl içinde Güneydoğu Anadolu, Çukurova ve Trakya bölgesinde hububatta bir önceki yıla göre daha yüksek verim elde edildiğini belirten Eker, “Bu bölgelerde verim artışı oldu. Buralarda da artış olmasaydı, kaybımız çok daha fazla olurdu” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;'Yağışlar geçen yıllardan çok'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eker, uzun süredir beklenen sonbahar yağışları hakkında da bilgi verdi. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden aldığı son verilere göre, 1 Ekim-30 Kasım tarihleri arasında uzun yıllar ortalamasına göre daha çok yağış alındığını belirten Eker, “Uzun yıllar ortalaması 151  milimetre iken, bu sene bu rakam 177.4 milimetreye kadar çıkmış” diye konuştu.&lt;br /&gt;Şu an için küresel ısınmanın Türkiye’yi etkilediği kanısında olduklarını kaydeden Eker, “Bunu nereden anlıyoruz. Türkiye geçen yılki kuraklığa benzer olayları daha önce de yaşadı. 1989 ve 1973’te de benzeri durumlar oluştu, hatta daha az yağış düştü. Ancak o zaman yüksek sıcaklık söz konusu değildi. Demek ki yeni bir parametre olan sıcaklık devreye girince, kuraklığın şiddeti artıyor” dedi. Eker, küresel ısınmanın etkilerini incelemek için kuraklık test merkezi kuracaklarını ifade etti.&lt;br /&gt;Mayıs ayında uygulamaya koydukları sıfır faizli damla sulama projesinin etkinliğinin artırılması için çalışmaları olduğunu belirten Eker, “Şu ana kadar sezon uygun olmamasına karşın 100 milyon YTL üzerinde kredi kullandırıldı. Bizim hedefimiz bunu geliştirmek” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘AB'den damızlık hayvan ne zaman gelir bilemem’&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım ve Köy işleri Bakanı Mehdi Eker, yılan hikâyesine dönen Avrupa Birliği’nden (AB) damızlık hayvan ithalatı hakkındaki son gelişmeleri de açıkladı. Şu an için daha önce açıkladıkları üzere ABD’den damızlık hayvan ithalatının başladığını belirten Eker, AB’den ithalat konusunda ise bir ilerleme olmadığını belirtti. AB ülkelerinden ithalat olmamasının nedeninin bu ülkelerdeki deli dana hastalığı riski olduğuna dikkat çeken Eker, AB ülkelerinin riskinin azaldığı yönünde bir takım iddiaların olduğunu ancak konunun resmiyet kazanmadığını belirtti. Bu nedenle de şu anda AB ülkelerinden ithalat için bir adım atılmadığını kaydeden Eker, “Resmiyet kazanırsa iddialar, ona göre değerlendiririz” diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5654756842887519766?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5654756842887519766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5654756842887519766&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5654756842887519766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5654756842887519766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/yeni-zelandada-bile-var-trkiyede-neden.html' title='Yeni Zelanda&apos;da bile var, Türkiye&apos;de neden olmasın'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5131533539088061045</id><published>2007-12-18T13:12:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:47:50.497+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Et'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kurbanlık'/><title type='text'>Kurban Bayramı ve Sağlık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R2etBFeBCoI/AAAAAAAAAa0/Q2RgQckgs5Q/s1600-h/30135.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R2etBFeBCoI/AAAAAAAAAa0/Q2RgQckgs5Q/s200/30135.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145271333453630082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kurban Bayramında beslenmek ayrı bir önem taşıyor. Özellikle de yüksek tansiyon, diyabet, karaciğer, böbrek veya sindirim sisteminde rahatsızlığı olanlar ile, 60 yaş üzerindeki insanlar için... Uz. Dyt. Canan Uysal'ın tavsiyelerini sizler için alıntılıyorum. Herkesin bayramını şimdiden kutlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Et ve tatlı ağırlıklı beslenmenin artması nedeniyle Kurban Bayramı'nda özellikle kolesterolü ve trigliseridi yüksek olanlar, tansiyon hastaları ve diyabetliler sağlıkları açısından risk altında bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca , günlük protein tüketimlerini kısıtlayıcı diyet alan, karaciğer ve böbrek fonksiyonları bozuk olanlar, gut hastaları, şeker hastaları, sindirim sistemlerinde sorun yaşayanlar, 55-60 yaşın üstündekiler ve hatta sağlıklı olanlar dahil risk grubundaki hastalar gibi bayram günlerinde vücutlarını özel koruma altına almaları gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ete dayalı yüksek proteinli beslenme ayrıca çeşitli kanser türlerine zemin hazırlamakta, kemikleri zayıflatmakta, eklem iltihabı riskini artırabilmekte, bağışıklık sistemini zayıflatabilmekte, böbrek taşı ve gut gelişebilmekte, normal vücut işleyişi bozulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerine özel diyet uygulayan hastalar bayramda diyetlerini bozmamalıdırlar. Sağlıklı kişiler de daha fazla kilo almamak ve yukarıda sayılan hastalıklara zemin hazırlamamak için beslenmelerine ve daha aktif olmaya önem göstermelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurban Bayramı’nda özellikle ani tansiyon yükselmesi, beyin kanaması, kalp krizi, inme gibi rahatsızlıkların gözlenmemesi için bu dönem boyunca, bildiğimiz geleneksel sağlıklı beslenme prensiblerine devam edilmeli, bayrama özel bazı beslenme önerileri de göz önünde bulundurulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kalbinizi Koruyun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramda, özellikle kurban eti veya et tüketimi artıyorsa, diğer günlük besinsel kolesterol tüketimi ( tavuk, balık, organ etleri, yumurta sarısı, yağlı süt ve ürünleri, kabuklu deniz mahsulleri vb) sınırlanmalı ve günlük kolesterol tüketimi 200-300 mg'ı geçmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı ve beyaz etlerin , süt ürünlerinin porsiyonları aşağı yukarı aynı miktar kolesterol içerir. Önemli olan bu besinlerin doymuş yağ içeriklerinin fazla olmaması veya doymuş yağ içeren diğer bir besinle beraber tüketilmemeleri gerektiğidir. Bu amaçla, doymuş yağ tüketiminin özellikle azaltılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramda süt ve süt ürünlerini en az yağlı olanlarından kullanın, krema, dondurma, tereyağı, hayvan derileri ve yağlı etler, katı yağlı tatlılar, kakao yağından uzak durulmaktadır. Önerilen günlük total doymuş yağ miktarı günde maksimum 15-20 gr'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gr Kuzu eti, 7gr, dana eti 4gr , tavuk derisiz 3gr, tavuk derili 5gr, hindi 3gr, derisiz hindi eti 1.5gr, 1dilim peynir 4gr, 1 dilim keçi peyniri 6gr, 1 dilim sert eski peynirler 7gr, 1 bardak yağlı süt 5gr, yağsız süt 0.5gr doymuş yağ içerir. Bu miktarlardaki yukarıdaki besinlerin kolesterol değerleri ise 50-115 arasında değişmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle günlük her türlü et tüketimi 180 gr'ın üzerine çıkmamalıdır. Kırmızı et ancak haftada 2 kere tüketilmeli, bayramda et yoğunlukta beslenme düşünülüyorsa beden, bayram öncesi ve sonrası birkaç gün az miktarda kümes hayvanları ve balık yiyerek, bol sebze ve kurubaklagil,yağsız yoğurt tüketerek dinlenmeye alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücre hasarını önlemek için trans yağ tüketimini azaltmak gerekir. Bunun için kızarmış her türlü besinden, kraker, bisküvi, kurabiyeler, kekler, patates kızartması, donuts ve margarinlerden uzak durulmalıdır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekli doymamış yağlardan özellikle zeytinyağı, kanola yağı, avokado kalp sağlığı ve kolesterol için önerilmektedir. Zeytinyağı yemekler piştikten sonra kullanılmalıdır. Çoklu doymamış yağlardan tuzsuz kuruyemişler, çekirdekler, ayçiçeği yağı, susam ,soyayağı da tüketilmeli ancak miktarlar daha az tutulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuz kullanımı azaltılmalı, etler, kurban kavurması çok az tuzla ve yağ ilavesiz pişirilmeli, içeriğinde sodyum olan yapay tatlandırıcılar, koruyucu katkı maddeleri içeren hazır besinler tüketmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Karaciğerinizi Yormayın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden kimyasını asit yapan proteini yoğun ve yüksek şekerli beslenmeye karşılık alkali besin tüketimi artılmaldır. Bunu yapmanın en pratik yolu her türlü sebzeyi çiğ ve pişmiş olarak her zamankinden daha bol ve her öğünde tüketmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her öğünde, hatta öğün aralarında badem, nar, kurutulmuş şeftali, kuru incir, muz, kuru üzüm, kırmızı greyfurt, mango, papaya, elma, salatalık, portakal, ananas, yaban mersini, ekşi üzüm, dondurulmuş çilek, avokado tüketerek alkali beslenebilir, ana yemeklerde bol soğan, maydanoz, taze fasulye, mantar, çiğ ıspanak salatası, brokoli, pancar tüketilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle kaçınılması gereken asit yapan besinler; kafein, alkol, tüm unlu besinler, yeşil mercimek, mısır, yerfıstığı, pirinç, makarna, yumurta sarısı, tütün, şekerli meyve suları, ceviz, tatlı üzüm, şekerli ürünler, çikolata, yapay tatlandırıcılar, homojenize sütler, gazlı içeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında organik besin tüketimi arttırılmalı, koruyucu madde içeren hazır besinlerden uzak durmalı, turp, lahana, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası gibi fitobesinler daha çok tüketilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini(brokoli, yeşil ve kırmızı biber, karnabahar, çilek, ıspanak, limon, taze soğan, papaya, mango, maydanoz, portakal, mandalina vb),Magnezyum(avokado, havuç, kereviz, brokoli, karnabahar, ayçekirdeği vb)Çinko (badem, sarımsak, havuç, lahana, karnabahar, ıspanak, fındık vb),Folik asit (badem, brokoli, avokado, Brüksel lahanası, lahana vb), Glutation (papaya, avokado, lahana, brüksel lahanası, karnabahar, hardal, su teresi, brokoli, şalgam, kırmızı pancar) içeren besinlere yönelmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağır tatlılar, doymuş yağ içen kadayıf, baklava vb tüketmemeye, bunların yerine hafif sütlü tatlıları tüketmeye özen gösterilmelidir.Güne yayarak günde 2 litre su tüketilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sindirim Sisteminizi Zorlamayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ani mide gerginliğinin tansiyon yükselmesine neden olmaması, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına fırsat vermek için günde en az 3 ana öğün, 2 ara öğün beslenmeye, öğünlerdeki besinlerin çok yüklü ve çok karışık olmamasına, çok geç saatlerde yememeye özellikle dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etlerin, özellikle kurban etinin sindirim süresi uzundur. Bu nedenle kurban eti veya diğer et grupları öğünlerde miktar olarak az tüketilmeli özellikle etin fazla miktarlarda akşam geç saatlerde yenmemesi gerekmektedir. Etteki besin ögelerini korumak ve kanserojen madde oluşumunu engellemek için etlerin az suyla haşlama olarak pişirilerek tüketilmesi daha uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az pişmiş veya ızgara yapılırken içi çiğ kalmış etlerde ve özellikle sakatatlarda bir çok mikroorganizma ve parazitler bulunabilir.Özellikle hamilelerin tam pişmemiş kırmızı et; anne, bebek sağlığında sorun yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavurma yapılırken çok fazla kuyruk yağı, tereyağı, margarin kullanılmamalı, kurban eti mümkünse en az bir gün tercihen 3 gün bekletilmeli , sonra pişirilmeli. Bu yöntem mikroorganizma ve parazitlerin barsaklarımızı bozmasını, buna bağlı ishalleri önler ve etin sindirimini kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Sağlığın Sesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5131533539088061045?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5131533539088061045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5131533539088061045&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5131533539088061045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5131533539088061045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/bayram-ve-salk.html' title='Kurban Bayramı ve Sağlık'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R2etBFeBCoI/AAAAAAAAAa0/Q2RgQckgs5Q/s72-c/30135.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1451398072942382716</id><published>2007-12-16T17:41:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.719+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şifalı Bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İncir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vitaminler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinçli Tüketici'/><title type='text'>İncirin Faydaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.thewallpapers.us/data/media/811/incir.Jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.thewallpapers.us/data/media/811/incir.Jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Her sebze ve meyvenin insan vücudunun bir kısmına faydalı bir fonksiyonu vardır. İşte bu meyvelerden birisi de incir, bakalım faydaları nelermiş?&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Taze ve özellikle kuru incirin yenilmesiyle insan bedeninin hücreleri yenilenir. İncir içerdiği yüksek orandaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir. Sözgelimi, 100 g kuru incir yenilirse bedenin günlük gereksinimlerinden kalsiyumun yüzde 17'si, demir ve magnezyumun yüzde 30'u, fosforun yüzde 20'si, B1 vitamininin yüzde 5'i ve B2 vitamininin yüzde 4'ü alınmış olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İncir, içerdiği yüksek orandaki liflerle bedene giren kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sindirimi kolaylaştıran incirin, bedeni bakterilere karşı koruyan etkileri de vardır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İncir içerdiği yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler:incirin içerdiği kalsiyum, diğer besinlerdekine göre daha kolay sindirilir. Süt içemeyen kişilerin incir yemeleri öğütlenir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İncir, içerdiği 'benzaldehit' adlı maddeyle kanserli hücrelerin büyümesini önler, kansere karşı etkili olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kuru incirden hazırlanan infüzyon, özellikle çocuklarda korkusuzca kullanılabi len etkili bir müshildir: Bunun için iki-üç kuru incir doğranır. Üzerine kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde 2-3 bardak içilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Körpe incir yapraklarının sütü siğile karşı etkilidir: Bu etkiyi sağlamak için körpe incir yaprağından sızan süt siğile sürülür.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Körpe incir yapraklarının ezilmesiyle hazırlanan yara lapası, çıbanların olgunlaştırılması ve baş verip delinmesinde etkili olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kurutulmuş incir yapraklarıyla hazırlanan dekoksiyon, hemoroit (basur) ve çıbanlara karşı etkilidir: Körpe incir yaprakları, havadar ve güneş görmeyen bir yerde kurutulur. Bu yapraklar parçalanır. 2-3 tatlı kaşığı kurumuş yaprak bir bardak suda 30 dakika kadar kaynatılır. Böylece hazırlanan dekoksiyonla ıslatılan bez basur memesine sürülür ya da çıbanlara sarılır. Hemoroite karşı bu dekoksiyondan günde 2-3 bardak içilir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak:Milli Gazete&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1451398072942382716?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1451398072942382716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1451398072942382716&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1451398072942382716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1451398072942382716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/incirin-faydalar.html' title='İncirin Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6313982473369862045</id><published>2007-12-15T19:21:00.000+02:00</published><updated>2007-12-15T20:02:19.535+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Et'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kurbanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vitaminler'/><title type='text'>Kurban Bayramı'nda Beslenme</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R2QWnFeBCiI/AAAAAAAAAaE/uGp-JmCtD7c/s1600-h/kurban.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R2QWnFeBCiI/AAAAAAAAAaE/uGp-JmCtD7c/s320/kurban.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5144261535102732834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kurban bayramının yaklaştığı bu günlerde, kurban seçimine dikkat edildiği kadar et tüketimine de dikkat edilmesi gerekiyor. Etle birlikte özellikle C vitamini yönünden zengin yiyecekler tüketilmesi sağlık açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca bayram boyunca et tüketiminde aşırıya kaçılmaması da gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı et protein, mineral ve bazı vitaminler yönünden oldukça zengindir; fakat kişiden kişiye değişen miktarlarda da olsa kolesterol ve doymuş yağlar açısından risk oluşturan bir gıdadır. Ayrıca etler taze olduğu için sindirimi de zor olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etlerin çok yağlı kısımları tüketilmemeli, hayvanın iç yağları yemeklere lezzet vermek amacıyla kullanılmamalıdır. Kurbanlık hayvanların sakatatları da kolesterol ve yağ miktarı açısından yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etler sindirimi zor olan besinlerdir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede, hem de sindirimde zorluk meydana getirir. Bu sebeple taze kesilen etler en az 1 gece bekletilmelidir. Bekleyen etlerin haşlamayla ya da ızgarayla pişirilmesi daha sağlıklı bir yol olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etlerin hepsi hemen tüketilemeyeceğinden saklama koşullarına mutlaka dikkat edilmelidir. Etler büyük parçalar halinde buzlukta saklanmalı ve tüketileceği zaman buzluktan alt rafa indirilerek çözülmelidir. Alt rafta ise 1 günden fazla bekletilmemelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6313982473369862045?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6313982473369862045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6313982473369862045&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6313982473369862045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6313982473369862045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/kurban-bayramnda-beslenme.html' title='Kurban Bayramı&apos;nda Beslenme'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R2QWnFeBCiI/AAAAAAAAAaE/uGp-JmCtD7c/s72-c/kurban.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6473475737103439828</id><published>2007-12-13T18:13:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.721+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şifalı Bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maydonoz'/><title type='text'>Maydonuzun Faydaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://image.haber7.com/haber/90449.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://image.haber7.com/haber/90449.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herşeye maydonozsun diye bir tabir vardır. Bu bir bakıma doğru. Şöyle ki maydonoz gerçekten hemen hemen herşeye konulabilir ve yine hemen hemen her derde deva bir bitki. İşte maydonozun faydaları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine iyi gelir. Ayrıca potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden de zengindir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı kanı arttırarak oksijeni metabolize eder ve böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım eder. Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirir. İnce barsaktaki peristaltik hareketleri arttırır. Bir tutam maydanoz günlük C Vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kanı temizler, kansızlığa, mesane iltihaplanmasına ,kum, böbrek taşı ile tansiyona,şişmanlığa,böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına,damar sertliğine etkilidir. Maydanoz suyuna bal ve limon ilave edilerek günde 1-2 bardak içilir. Böbrek rahatsızlıklarında; 4 bardak suya 1 demet maydanoz yıkanır konur, 5 dakika kaynatılır, süzülür, günde 3 kere 1′er çay bardağı içilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tohumları idrar ve safra söktürücüdür. Maydanoz, aybaşı sancılarını keser, adetleri düzenler ve kolaylaştırır, ağrıları giderir, akıntıları keser.Barsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Gazın dışarı atılmasını sağlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Grip ve nezleyi geçirir, balgam söktürür, terletir, ateş düşürür.Kan şekerini normal seviyede tutar, kansere karşı koruyucudur, vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar, romatizma hastalığına ve sarılığa iyi gelir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yatmadan önce ağızda çiğnenen bir demet maydanoz rahat uyumayı sağlar. Bulantılarda ve nefes darlığında bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek yutmak kişiyi rahatlatır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Anne sütünü azaltır. Emzikli kadınların süt kanalı tıkanmalarında maydanoz lapası uygulanır. Yara, kesik ve morartıları iyileştirir. Kulak ve diş ağrısına iyi gelir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Afrodizyaktır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sivilceli,lekeli,pürüzlü ve kırışık ciltlerde parlaklılık ve pürüzsüzlük verir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;2 bardak kaynatılmış suda, 1 demet yıkanmış maydanoz sapları ile beraber üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dk. Kaynatılır.20 dk. Demlenmeye bırakılır süzülür.Böylece etkili cilt losyonu ve lapası elde edilir.Temiz cilde lapası sürülüp 20 dk bekletilir,sonra süzülen maydanoz suyu ile cildi yıkanır.Her gün günde birkaç kez uygulanır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Saçları besler,parlatır, dökülmeyi yavaşlatır. Saçlar maydanoz suyu ile yıkanır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Arı ve haşarat sokmalarında sokulan yere sürülürse ağrıyı giderir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;KULLANILIŞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç taze yaprak, bir litre suda kaynatılarak günde iki fincan içilir. Kuru yapraklardan elde edilen toz, günde iki tutam içilebilir. Kompres ve gözler için losyon ve şampuanı yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astım, menopoz, ağrılı adet görme ve öksürük için yukarıdaki kaynamaya birkaç kök ve yarım avuç tohum atılarak el ayak banyoları yapılır. Lapası kıyılmış yapraklardan yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeker hastalığında: 3 demet maydanoz ezilir, 6 bardak suya konulur, üstü kapatılır, 30 dakika demlemeye bırakılır, sonra süzülür, üzerine 1,5 su bardağı taze sıkılmış limon suyu ilave edilir. Her gün sabahları aç karnına 1 bardak içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunların yanında uzamanlar maydanoz suyunun 60 gr’dan fazla ve tek başına içilmemesi gerektiğini ancak havuç-elma suyuyla içilebileceğini söyleüyor. Böbrek iltihabı olanların ise yememesi konusunda uyarıyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6473475737103439828?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6473475737103439828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6473475737103439828&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6473475737103439828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6473475737103439828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/maydonuzun-faydalar.html' title='Maydonuzun Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1265391733501609996</id><published>2007-12-12T14:28:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.723+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Su Kaybı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Su'/><title type='text'>Hasta Değil Susuzsunuz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.guzelresimler.net/data/media/16/buzlu%20su%20resimleri.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.guzelresimler.net/data/media/16/buzlu%20su%20resimleri.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Feridun Batmanghelidj “Hasta Değil Susuzsunuz" kitabında vucudumuzun tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar şunlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Hiçbir canlı susuz yaşayamaz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Su temel enerji kaynağıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Uykuyu düzenler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gözlere canlılık ve parlaklık verir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Glokomdan korunmamıza yardım eder.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yaşlılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1265391733501609996?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1265391733501609996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1265391733501609996&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1265391733501609996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1265391733501609996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/hasta-deil-susuzsunuz.html' title='Hasta Değil Susuzsunuz'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6548454214481322889</id><published>2007-12-11T16:45:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.726+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fesleğen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şifalı Bitkiler'/><title type='text'>Fesleğenin Faydaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.nilbaharat.com/feslegen.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.nilbaharat.com/feslegen.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Nanegillerden olan fesleğen, hem balkonlarda hoş kokusuyla sergilenebilir ve hem de yemeklerimize o kendine has aromasıyla değişik tatlar katabilir. Pek çok bitki gibi tabi ki fesleğen de bizim için bir şifa kaynağı. İşte fesleğenin sayılan bir kaç faydası:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Asabiyetten ileri gelen genel güçsüzlüğe, sindirim bozukluğuna, uykusuzluğa ve migrene karşı etkilidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Özellikle sindirimi kolaylaştırıcı özelliği sayesinde hazımsızlık çekenlerin baş ilâcıdır. Aynı zamanda sinir hastalarına, iyi uyuyamayan çocuklara, baş dönmesi çeken yetişkinlere, bağırsak sorunlarından yakınanlara, öksürüğe, anjin ya da boğmacalılara verilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Fesleğenin kaynatılmasıyla elde edilen su süzüldükten sonra, arı sokmasında enfekte olan yere sürülerek ağrıyı hafifletir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ağızda oluşan yaralar ve pamukçuk ağız banyosu yoluyla tedavi edilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sütü gelmeyen ya da az gelen kadınların süt verimini çoğaltmak için de kullanılır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Farklı bir özelliği de sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kokusu sayesinde kaçırmasıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Mutfakta tazesi veya kurusu kullanılır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çorbalara, domates, patlıcan, kabak, mantar yemeklerine, salatalara, hamur işlerine katılır.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Kaynak:Bizim aile&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6548454214481322889?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6548454214481322889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6548454214481322889&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6548454214481322889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6548454214481322889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/fesleenin-faydalar.html' title='Fesleğenin Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6797242646407159220</id><published>2007-12-10T19:46:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.728+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Mühendisliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Su'/><title type='text'>Suyunu Boşa Harcama</title><content type='html'>Su eski çağlardan günümüze kadar hayati önemi olan bir bileşikti. Son zamanlardaki küresel ısınma haberleri ve bizzat susuz kalışımız nedeniyle şükür ki suyun değerini tekrardan anladık. Bu nedenle suyun sürdürülebilir bir  su stratejisiyle, su verimliliğini artırmak önümüzdeki yıllarda hem çevre mühendislerinin hem de dolaylı olarak biz gıda mühendislerinin üzerinde çalışacağı konulardan birisidir. Gıda Endüstrisi suyun en çok kullanıldığı sanayi dallarından birisi olduğu için bu konuda titizlik gösterilmesi bana göre bizlerin en büyük görevlerinden birisidir. Bu konuda &lt;a href="http://www.tema.org.tr/"&gt;Tema Vakfı&lt;/a&gt;'nın sitesinde ilginç bir anekdot okudum. Şöyle diyordu;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1 Lt Su = 4 Lt Benzin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dünyada suyun benzinden bile pahalı olduğu kentin hangisi olduğunu biliyor musunuz? Birleşik Arap Emirlikleri'nin en güzel kıyı kenti olarak anılan Dubai'de pahalı olan tek bir şey var: "Su". İsrail, teknolojisiyle kullanma suyunu deniz suyundan elde etmeyi başaran Dubaililerin çeşmelerinden akan bu su rahatlıkla içilebiliyor. Ancak teknolojinin gelişmesi sayesinde çölü vaha haline dönüştürmeyi başaran bu kentin insanları bir litre su içebilmek için tam dört litre benzin parası ödemek zorunda kalıyorlar.&lt;/blockquote&gt;Suyunu boşa harcama projesi kapsamında Tema Vakfı'nın çektiği güzel bir reklam filmi de vardı. Su hakkında yazdığım &lt;a href="http://food-eng.blogspot.com/2007/08/su.html"&gt;şu&lt;/a&gt; yazıyı da inceleyerek bu konuda daha fazla bilgi edinebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;object height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Lng9AEJp-jI&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Lng9AEJp-jI&amp;amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="355" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6797242646407159220?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6797242646407159220/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6797242646407159220&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6797242646407159220'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6797242646407159220'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/suyunu-boa-harcama.html' title='Suyunu Boşa Harcama'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-8678699544953866411</id><published>2007-12-08T20:55:00.001+02:00</published><updated>2008-04-02T16:52:53.689+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anne Sütü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pnömokok'/><title type='text'>Sen Kork Pnömokok</title><content type='html'>Türk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği, Türkiye Milli Pediatri Derneği, Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (EHD), Türkiye Özürlüler Eğitim ve Dayanışma Vakfı ile Türkiye Pediatri Kurumu tarafından bir süre önce “Sen Kork Pnömokok” kampanyası başlatıldı. Kampanya kapsamında internette “&lt;a href="http://www.blogger.com/www.pn%C3%83%C2%B6mokok.com"&gt;www.pnömokok.com&lt;/a&gt;” adresinde bu hastalıkla ilgili her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz. Kampanya dahilinde radyo ve televizyonlarda da bir reklam filmi dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;object height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/W_AJXN0rI_o&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/W_AJXN0rI_o&amp;amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="355" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalık ölümle sonuçlanmasa bile, işitme kaybı, görme bozukluğu, zeka geriliği, hareket bozuklukları gibi kalıcı sakatlıklara yol açabiliyor. Yine pnömokoklarla oluşan zatürre antibiyotiklere direnç gösterebiliyor ve ölümcül seyredebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hastalıktan korunmak için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Hastalıktan korunmanın en etkili yolları; anne sütü, hijyen ve temizlik ile aşı. Anne sütü bebeği hemen hemen bütün hastalıklara karşı koruyor. Anne sütü, annenin geçirdiği hastalıklarla ilgili bağışıklığın bebeğe geçmesini sağlıyor. Ayrıca bebeğin savunma sistemini geliştiriyor. Bu durum, bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesini, hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pnömokok aşısı, bebek ve çocukları zatürre, menenjit, kan iltihabı orta kulak iltihabı ve sinüzit gibi hastalıklara karşı koruyor. Ancak henüz devlet tarafından rutin olarak yapılmıyor, bütün çocuklara uygulanması için çalışmalar sürüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-8678699544953866411?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/8678699544953866411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=8678699544953866411&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8678699544953866411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8678699544953866411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/sen-kork-pnmokok.html' title='Sen Kork Pnömokok'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5089848833290002359</id><published>2007-12-06T19:01:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.730+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osteoporoz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yoğurt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><title type='text'>Yoğurdun Faydaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R1gzqF39VvI/AAAAAAAAAYs/p22xCM_zvME/s1600-h/151-5140_IMG.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R1gzqF39VvI/AAAAAAAAAYs/p22xCM_zvME/s320/151-5140_IMG.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5140915772867827442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yoğurt damak tadımız için önemli bir gıda maddesi olmasının yanında sağlıklı beslenmemiz için de en önemli gıda maddelerinden biridir. İşte yoğurt yemenin birkaç faydası:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Tereyağı ve peynir yapımında süt şekeri ve bazı mineral maddeler kaybolduğu halde yoğurtta, süt bileşenlerinin tamamına yakını korunuyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yoğurtta bulunan asit ve bakteriler, sağlığa zararlı mikropların yaşamasını engeller.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yoğurt hazımsızlıkları giderici, dinlendirici ve uyku verici özelliğe sahiptir. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yoğurt süte nazaran daha besleyicidir. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Mayalama sırasında sütün bazı bileşenleri ön değişime uğrayarak sindirimi kolaylaştırır hale gelir. Sindirime yardımcıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Osteoporozu önler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yoğurdun bazı hastalıklara karşı koruyucu ve tedavi edici özellikleri de vardır. Bağırsak zehirlenmeleri, kronik ishal, dizanteri, hazımsızlıktan kaynaklanan ağız kokusu, kabızlık, mide taşması gibi hastalıklar ile hamilelikte sıkıntı ve düzensizlikleri gidermede yoğurt önemli bir yere sahiptir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yoğurdun bağırsak florasında asidik ortam oluşturması sonucu, kokuşturucu ve zararlı bakterilerin gelişmesine engel olması nedeniyle bu tür bakterilerin yaşamasına izin vermez. Böylece toksin maddelerin oluşumu engellenmiş olur.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:85%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Arial;" &gt;Doç. Dr. Zekai Tarakçı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5089848833290002359?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5089848833290002359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5089848833290002359&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5089848833290002359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5089848833290002359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/yourdun-faydalar.html' title='Yoğurdun Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R1gzqF39VvI/AAAAAAAAAYs/p22xCM_zvME/s72-c/151-5140_IMG.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5935539450547086378</id><published>2007-12-04T18:19:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T19:09:10.158+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Don'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vitaminler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinçli Tüketici'/><title type='text'>Dondan Etkilenen Meyveler Nasıl Anlaşılır?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.dostbeykoz.com/images/photos/cvitamini.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.dostbeykoz.com/images/photos/cvitamini.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kış aylarının başlamasıyla grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara daha kolay yakalanır olduk. Bu hastalıklara karşı dirençli olmamızı sağlayan en önemli maddelerden birisi ise C vitaminidir. Vücudun C vitamini ihtiyacını karşılamak için de; bu aylarda portakal, mandalina, greyfurt gibi turunçgiller, en fazla tüketilen meyveler oluyorlar. Peki bunları alırken nelere dikkat edilmeli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudu grip ve soğuk algınlığına karşı doğal olarak güçlendirdiği kabul edilen turunçgilleri satın alırken dondan zarar görmemiş olanları seçmek gerekiyor. Konya'da toptan yaş sebze ve meyve satışı yapan Fuat Kibrit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kışın turunçgillerin tüketiminde, ürünün dondan etkilenip etkilenmediğini nasıl anlayabileceğimiz konusunda birkaç bilgi vermiş. Ben de bunları maddeleştirip buraya yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DONDAN ETKİLENEN MEYVELER NASIL ANLAŞILIR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Dondan etkilenmiş meyve çok diri durmaz, kendini bırakmış gibi görünür. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ayrıca don görmüş turunçgiller ele alındığında kabuğu normalden çok daha kolay soyulur. Dilimlerin içinde, normal portakalda bulunmayan beyaz tanecikler görülür, ayrıca meyve yeterince sulu olmaz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Portakal ve mandalinanın tazeliğinin, sap kısımlarının yeşil olmasından da anlaşılabileceğini ifade etti. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ambalaj içinde paket olarak satılan portakalların  iç bölümlerinde don ya da kalitesiz ürünler yer alabileceği için, satışa hazırlanmış poşetler halinde narenciye tercih edilmemesi faydalı olacaktır.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5935539450547086378?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5935539450547086378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5935539450547086378&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5935539450547086378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5935539450547086378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/dondan-etkilenen-meyveler-nasl-anlalr.html' title='Dondan Etkilenen Meyveler Nasıl Anlaşılır?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4141915148584928086</id><published>2007-12-03T16:40:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T16:51:07.468+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fuarlar'/><title type='text'>7'nci Antalya Growtech Eurasia Fuarı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.growtecheurasia.com/images/fair8.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.growtecheurasia.com/images/fair8.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="verdana11"&gt;&lt;br /&gt;6-9 Aralık 2007 tarihleri arasında 7.si organize edilecek olan Growtech Avrasya Sera ve Tarım Ekipmanları Fuarı'ı 13.000 m²'lik net alanda toplam 367 yerli ve yabancı katılımcı firma iştirakiyle dolan Growtech Eurasia'ya 35.000 profesyonel ziyaretçi bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="verdana11"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya tarım sektörünü uluslararası bir platformda buluşturarak, yeni ticari ilişkilere ve iş imkanları oluşturulmasına zemin oluşturan Growtech Eurasia Fuarı, çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenecek seminer programlarına ev sahipliği yapacak. Yurtdışından konuşmacılarında katılacağı seminer ve konferanslarda sebze-meyve yetiştiriciliğinin yanı sıra tarım sigortaları ve AB tarım müzakereleri üzerine konular konuşulacak ve tartışmaya sunulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından "Uluslararası İhtisas Fuarı" tescili alan, aynı zamanda her yıl uluslararası arenada daha çok ses getiren ve istikrarlı bir şekilde büyüyen &lt;a href="http://www.growtecheurasia.com/tr/default.asp"&gt;Growtech Eurasia Fuarı&lt;/a&gt;'ı için hazırlanan &lt;a href="http://www.growtecheurasia.com/tr/default.asp"&gt;siteyi&lt;/a&gt; ziyaret ederek &lt;span class="verdana11"&gt;yer rezervasyonu, genel katılım koşulları, katılımcı listesi gibi ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz &lt;/span&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4141915148584928086?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4141915148584928086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4141915148584928086&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4141915148584928086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4141915148584928086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/7nci-antalya-growtech-eurasia-fuar.html' title='7&apos;nci Antalya Growtech Eurasia Fuarı'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5880855492199334130</id><published>2007-12-01T16:28:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:47:50.502+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şifalı Bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanser'/><title type='text'>Kanser'i Hangi Besinler Tetikliyor?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R1FzI139VnI/AAAAAAAAAXk/MVLQ8mRq5vI/s1600-R/kanser.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R1FzI139VnI/AAAAAAAAAXk/eOCqBrROROQ/s320/kanser.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139015245544380018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kanser hakkında yapılan araştırmalar gösteriyor ki; beslenme alışkanlıklarımız, kansere yakalanma ve hastalığın seyriyle birebir ilişkili. Peki neler kanseri tetikliyor, neler önlüyor? Uzamanların tavsiyeleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kanseri tetikleyen gıdalar:&lt;/span&gt; Salamura, turşu, kömürde kızartılan yiyecekler, yağda yapılan kızartmalar, günde 80 gram üzerinde kırmızı et; erkekler günde iki bardak, kadınlar ise bir bardak alkolü geçtiklerinde kanser riski artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kanser türleri ve buna karşı koruyucu yiyecekler de şöyle:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Mesane:&lt;/span&gt; Sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, çay (yeşil ya da siyah), sarı-turuncu sebzeler, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Göğüs:&lt;/span&gt; Yüzde 1 yağlı süt, elma, buğday kepeği, Brezilya fındığı, baklagiller ve fasulyeler, brokoli, Brüksel lahanası, küçük mantarlar, lahana, havuç ve havuç suyu, kiraz, vişne, yağlı balık (somon, ton), keten tohumu, keten tohumu yağı, sarımsak, kök lahana, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, kırmızı turp, soya ürünleri, ıspanak, tam tahıllar, sarı-turuncu sebzeler, yoğurt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Kolon:&lt;/span&gt; Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç, karnabahar, sap kereviz, yağlı balıklar, sarımsak, üzüm ve üzüm suyu, kara lahana, baklagiller, kıvırcık, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, yulaf kepeği, tam tahıllar, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Yemek borusu:&lt;/span&gt; Yeşil çay, domates, domates ürünleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Karaciğer:&lt;/span&gt; Sarımsak, yeşil çay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Akciğer:&lt;/span&gt; Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç ve diğer sarı turuncu sebzeler, karnabahar, acı biber, kara lahana, düşük yağlı süt ürünleri (kaymağı alınmış süt hariç), soğan, portakal, ıspanak, diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates ve domates ürünleri.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Yumurtalık:&lt;/span&gt; Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, kara lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, sarı-turuncu sebzeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Pankreas:&lt;/span&gt; Baklagil, çay, domates ve domates ürünleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Prostat:&lt;/span&gt; Brezilya fındığı, Brüksel lahanası, brokoli, lahana, kanola yağı, karnabahar, kara lahana, az yağlı süt ürünleri, zeytinyağı, fıstık yağı, soya ürünleri, domates ve domates ürünleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Mide:&lt;/span&gt; Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, bakla, sarımsak, yeşil çay, kara lahana, soğan, portakal ve diğer narenciye meyveleri, domates ve domates ürünleri, tam tahıllar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5880855492199334130?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5880855492199334130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5880855492199334130&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5880855492199334130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5880855492199334130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/12/kanseri-hangi-besinler-tetikliyor.html' title='Kanser&apos;i Hangi Besinler Tetikliyor?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R1FzI139VnI/AAAAAAAAAXk/eOCqBrROROQ/s72-c/kanser.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-1902762912699963183</id><published>2007-11-30T19:23:00.000+02:00</published><updated>2008-01-27T19:23:38.872+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aytaç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><title type='text'>Ailemi Seviyorum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R1BLdLulpuI/AAAAAAAAAXM/dGo0mJNKQ3o/s1600-R/ailemi-seviyorum.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R1BLdLulpuI/AAAAAAAAAXM/VXeV6neel0M/s320/ailemi-seviyorum.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5138690139566221026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ailemiseviyorum.com/index.php"&gt;Ailemi Seviyorum&lt;/a&gt; &lt;a href="http://aytac.com.tr/default.html"&gt;Aytaç&lt;/a&gt;'ın hazırladığı bir sosyal sorumluluk projesi. Sitede; Gıda Güvenliği ve Uzmanların yazılarının olduğu, Beslenme ve Pratik bilgilerin bulunduğu oldukça faydalı bölümler mevcut. Ayrıca eğlenerek öğrenelim başlığı altında "Buzdolabı Dünyası", "Besinlerim Nerde?" ve "Sağlıklı Burger" gibi eğlenceli oyunlar da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Geçen yaz Aytaç'ta çalıştım. Ben de Aytaç'ı seviyorum. (:&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-1902762912699963183?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/1902762912699963183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=1902762912699963183&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1902762912699963183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/1902762912699963183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/ailemi-seviyorum.html' title='Ailemi Seviyorum'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/R1BLdLulpuI/AAAAAAAAAXM/VXeV6neel0M/s72-c/ailemi-seviyorum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-2524618337930623195</id><published>2007-11-29T17:58:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T19:09:40.199+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Mühendisliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Helal Gıda'/><title type='text'>Helal Gıda Standardı 2008'de</title><content type='html'>Bir süredir gündemde olan "Helal Gıda" yani "Dini Usullere Uygun Gıda Standardı" 2008 yılının ilk çeyreğinde uygulanmaya hazır bir hal alacak. Türk Standartları Enstitüsü (TSE ) helal gıda Türk standardını, Malezya`nın "Helal Gıda" standardı ile Türkiye`nin ihtiyaçlarını gözönüne alarak yeni bir standart oluşturacak. Helal gıda sistemi, hayvan kesiminden tüketimin yapıldığı lokanta ve turistik tesislere kadar İslami kurallara uygun sunum yapılmasını öngörüyor.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;MHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu`nun yazılı soru önergesini yanıtlayan Sanayi ve Ticaret Bakanı Çağlayan, helal gıda konusunda belgelendirme çalışmalarına esas olacak `Dini Usullerle Uygun Gıda Üretimi Şartlar` dokümanı ile ilgili olarak ön çalışmanın tamamlandığı belirtti. Konuyla ilgili dokümanın TSE tarafından oluşturulan bir komisyonca hazırlandığını anlatan Çağlayan , "2007 yılı sonuna kadar helal gıda belgelendirmesine başlanacak duruma gelmesi planlanmıştır. Ancak söz konusu dokümanın Türk standardı olarak da yayınlanması çalışmaları sürmektedir. Söz konusu Türk standardının 2008 yılının ilk çeyreğinde yayınlanması ve belgelendirme çalışmalarına da yine bu dönemde başlanması planlanmaktadır" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MALEZYA`DA 4 UZMAN EĞİTİLDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağlayan, geçen yıl ve bu sene ağustos aylarında TSE personeli 4 gıda mühendisinin Malezya`da konuyla ilgili eğitim aldığını bildirdi. Helal gıda sertifikası konusunda TSE`nin yoğun bir çalışma içinde olduğunu belirten Çağlayan, "Diyanet İşleri Başkanlığı ise TSE`nin helal belgelendirmesi uygulamalarında çok önemli bir danışma makamı olacak, gerektiğinde teknik yardım alınacaktır" dedi.&lt;/blockquote&gt;Benim burada anlamadığım şey bir standart için neden 4 gıda mühendisi Malezya'ya yollanır ki? Tamam standartlar incelenir, değerlendirilir filan da adı müslüman olan bir ülkeden alt tarafı bir standart hazırlamak için neden tee Malezya'lara gidilir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-2524618337930623195?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/2524618337930623195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=2524618337930623195&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/2524618337930623195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/2524618337930623195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/helal-gda-standard-2008de.html' title='Helal Gıda Standardı 2008&apos;de'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3769020674314383074</id><published>2007-11-27T20:37:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.732+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Muhafaza Yöntemleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yumurta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinçli Tüketici'/><title type='text'>Yumurtalı Gıdaların Tüketimi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.gag.web.tr/gorsel/dosya/1154759911yumurta_aki_ayirici.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.gag.web.tr/gorsel/dosya/1154759911yumurta_aki_ayirici.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kuş gribi vakalarının olduğu dönemlerde bir panik hali yaşayan halk sürekli tükettikleri yumurtalarını iyi pişirmeleri konusunda uyarılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besleyici değeri en yüksek gıdalardan biri olan yumurta kesinlikle çiğ ya da az pişmiş yenmemelidir. Hem şatış aşamasında ve hem de evde muhafazası sırasında mutlaka buzdolabında saklanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dondurma, mayonez ve bazı tatlıların evde yapımında çiğ yumurtanın kullanılması, bu gıdaların taşıdığı Salmonella riski nedeniyle evde yapılmamalıdır. Bu tür besinler endüstriyel boyutta pastörize yumurtadan yapıldığı için bu risk asgariye inmektedir ve güvenlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukken çok eğlendiğim birşey de annem kek ve kurabiye yaparken kabın dibinde kalan hamurun tadına bakmaktı. Genelde bütün çocukların en sevdiği şeylerden birisidir bu, fakat bu ürünlerin içinde de pişmemiş yumurta olduğu için, bunların tüketimi de yine bir risk faktörüdür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3769020674314383074?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3769020674314383074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3769020674314383074&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3769020674314383074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3769020674314383074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/yumurtal-gdalarn-tketimi.html' title='Yumurtalı Gıdaların Tüketimi'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-8792989572108973119</id><published>2007-11-26T16:53:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.734+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şifalı Bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vitaminler'/><title type='text'>Ayvayı Yesek Ne Olur?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.erentarim.com/fotogaleri/ayva.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.erentarim.com/fotogaleri/ayva.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünyada en fazla ayva üretimi yapan ülkeler içinde Türkiye de bulunuyor. Ayvanın meyvesi gibi çekirdeği ve yaprakları da işe yaramakta boya ve kozmetik sanayinde, tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. Romalılar parfümden, bala kadar her şey için ayvanın meyve ve çiçeklerini kullanmışlar. Bu kadar çok faydası varken kötü durumlarda kullanılan "ayvayı yedik" söz öbeği nerden çıkmış bir türlü anlayamadım. Ayvanın saydığım faydalarının yanı sıra sağlık açısından da birçok faydası var:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Ayva, protein, şeker, organik asit, A, B2 ve C vitamini ve demir, bakır, potasyum gibi minerallerden zengin, tohumları ise yağ ve protein içermektedir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ayva, çocuklarda sağlığı korur, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır. Birçok hastalığa şifa olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Her yaşta sinir sistemini güçlendirir, mide ve bağırsakları zararlı mikroplardan koruyarak hazımsızlık gibi sorunları önler. Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Grip ve nezle de iyileşmeyi hızlandırır. Ayva ya da ayva suyu ishalin geçmesi için de çok faydalıdır. Meyvesi veya meyvesinden hazırlanan şurup ve komposto ishale iyi gelmektedir. Vücudun gücünü artırarak, zinde tutmaya yardımcı olarak yorgunluk ve bitkinlikten korur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ağız kokusunu önler. İçerdiği vitamin ve minarelerle kalp ve damar hastalıklarından koruduğu, varisi önlediği ve varis tedavisine yardımcı olduğu, cinsel gücü artırdığı bildirilmektedir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kandaki kötü kolesterolü düşürerek damar sertliğinden korur. Ayva hoşafı ağızdaki yaraların iyileşmesini hızlandırır. Tereyağında pişirilen ayva, balgamı söker, kronik öksürüğe, solunum sistemi hastalıklarına ve bronşite iyi gelmektedir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ayva çiçeği ve kabuklarının da çok faydalıdır. Ayva çiçeği kaynatılıp içildiğinde annelerin sütünü artırır, kalbi güçlendirir ve baş ağrısına iyi gelir. Ayva kabuklarının kaynatılıp içilmesi, idrar yolu iltihaplarında iyileşmeyi hızlandırır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ağızdaki yaralar, boğazdaki şişlik ve ağrı için ayvanın kendisi ya da yapraklarının kaynatılıp suyu ile gargara yapılabilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dudak çatlamalarını önlemek ya da iyileştirmek için de ayva çekirdeklerinin kaynatılıp dudakların bu suyla yıkanması yeterlidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ayva yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sakinlik verir ve uykusuzluğa iyi gelir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Şeker içeriğinin düşük olması nedeniyle şeker hastaları tarafından da yenilebilen bir meyve olan ayvanın hem meyvesi, hem yaprağı, çiçek hatta tohumları ile son derece faydalı bir meyvedir. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-8792989572108973119?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/8792989572108973119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=8792989572108973119&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8792989572108973119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/8792989572108973119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/ayvay-yesek-ya.html' title='Ayvayı Yesek Ne Olur?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5628507823816543261</id><published>2007-11-24T12:31:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T19:09:40.201+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinçli Tüketici'/><title type='text'>Buy Nothing Day</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tuketiciler.org/sag/images/sag-kontrol.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://www.tuketiciler.org/sag/images/sag-kontrol.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Dünya satın almama günü her yılın Kasım ayının son Cumartesi günüdür. Tüm dünyada gerçekleştirilen “Buy Nothing Day”/Satın Almama Günü”nü Tüketiciler Birliği adına değerlendiren Av. M. Bülent Deniz; “market yağmalama noktasına ulaşan tüketim çılgınlığına bir gün ara (!) veriyoruz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketiciler Birliği adına Av. M. Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmış:&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;İlk kez 1992 yılında Kanada’da gerçekleştirilen Buy Nothing Day/Satın Almama Günü (SAG) etkinlikleri ile küreselleşen ekonomik düzen ve özellikle reklamlar ve medya aracılığı ile topluma yerleşen tüketim kültürüne karşı set oluşturarak, tüketim olgusunda kontrolün tüketicide olduğu vurgulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl Kasım ayında, ABD. de kutlanan Şükran Günü’nün ertesinde gerçekleştirilen çeşitli etkinliklerle, tüketiciler 24 saat boyunca hiçbir şey satın almamaya davet edilmekte, böylelikle farkında olmaksızın “tüketim tutsağı” haline dönüşen tüketicinin alışveriş yapmadan bir gün geçirebileceği kanıtlanmaktadır. Konserler, alışveriş merkezlerinde alışveriş yapılmayan bölgelerin oluşturulması, kredi kartlarının imha edilmesi gibi etkinliklerle tüketim çılgınlığına dikkat çekildiği bu kampanyaya 2002 yılından bu yana, Tüketiciler Birliği’nin girişimleriyle ülkemiz tüketicisi de katılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde gerek İstanbul’da, gerekse Konya’da yeni açılan teknoloji marketlerinin ilk günündeki izdiham ve yağma, tüketim çılgınlığının ulaştığı noktanın ne kadar acınası ve tehlikeli olduğunu göstermektedir. Yaşanan bu olaylar, insanın tüketim adına nasıl köleleştirildiğini ve ahlaki değerlerin nasıl hiçleştirildiğini bizlere göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle sebepsiz tüketim çılgınlığının sona erdirilmesi için çağrıda bulunuyor ve bu çağrımızı Buy Nothing Day/Dünya Satın Almama Günü’nde, &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:'Trebuchet MS';font-size:10;color:black;"   &gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;24 Kasım Cumartesi’gününde&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;, 24 saat boyunca hiçbir şey satın almayarak, sembolik olarak ortaya koyuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çılgınca tüketmeden de, yaşam mümkündür.&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5628507823816543261?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5628507823816543261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5628507823816543261&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5628507823816543261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5628507823816543261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/buy-nothing-day.html' title='Buy Nothing Day'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6128048007895508092</id><published>2007-11-22T18:38:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.736+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balık'/><title type='text'>Mutluluk mu, O Halde Omega-3</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fishoildirect.com/images/j0400633.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.fishoildirect.com/images/j0400633.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün okuduğum bir haberde yapılan araşatırmalarla, Omega-3 yağının yetersiz alımıyla, kandaki serotonin seviyesinin düşük olması arasında bağlantı olduğu yazıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serotonin 'rahatlık, mutluluk hisleriyle bağlantılı önemli bir sinir iletkenidir. Mutluluk duygusuna etki eden serotoninin düşük olması depresyon nedeni olarak kabul görüyor. Yeni Zelanda, Kanada ve Almanya gibi Omega-3 yağının az tüketildiği ülkelerde depresyon oranı yüzde 5 iken Japonya ve Tayvan gibi yüksek düzeyde Omega-3'ün tüketildiği ülkelerde bu oran yüzde 1 civarında bulunmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'da 44 kişi üzerinde yapılan araştırma, günde 100 miligram balık yağı alımının 4 ay sonra depresyonu azalttığını ortaya koymuş. Bir başka araştırmaya göre ise, Omega-3 yağındaki Dha adlı bir madde beyin sıvısındaki serotonin seviyesine katkıda bulunduğu saptanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu araştırmalardan yola çıkarak ben de özellikle bu aylarda balığın bol bulunması hasebiyle, omega-3  kaynağı olarak bol bol balık tüketmenizi öneririm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6128048007895508092?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6128048007895508092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6128048007895508092&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6128048007895508092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6128048007895508092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/mutluluk-mu-o-halde-omega-3.html' title='Mutluluk mu, O Halde Omega-3'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-4355504794837194733</id><published>2007-11-19T15:52:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.738+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yağlar'/><title type='text'>Cips Yemeyin Gari!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kanala.com.tr/picture/photos/kadin_yag%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.kanala.com.tr/picture/photos/kadin_yag%5B1%5D.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Uzmanlar uyarıyor: Patates cipsi kalp rahatsızlıkları, obezite ve kanser riskini artırıyor. Çocukların geleceğini karartıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Sağlık Örgütü ile Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu'na göre bir yetişkinin günde en fazla 6 gram tuz alması, 65 gram yağ tüketmesi gerekiyor. Yani günde 2 paket cips yiyen bir çocuk bu oranları fazlasıyla aşıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Sağlık Örgütü ile Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu'nun (FDA) verileri günde 2 paket cips yiyen bir çocuğun, bir yetişkinin bile almaması gereken oranda yağ ve tuz tükettiğini gösteriyor. Bu iki kurumun uzmanlarına göre, günde ortalama 2000 bin kalori alan bir yetişkinin en fazla 65 gram yağ tüketmesi gerekiyor. Üstelik bu toplam yağ miktarının içinde, kalbe zararlı olan doymuş yağ oranının 20 gramı aşmaması gerekiyor. "Sigara kadar tehlikeli olan" trans yağların ise hiç tüketilmemesi vurgulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Sağlık Örgütü uzmanları ayrıca bir yetişkinin günde en fazla 6 gram tuz alması gerektiğini söylüyor. Bu oran, çocuklarda 3 grama kadar iniyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kanala.com.tr/"&gt;Kaynak&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-4355504794837194733?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/4355504794837194733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=4355504794837194733&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4355504794837194733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/4355504794837194733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/cips-yemeyin-gari.html' title='Cips Yemeyin Gari!'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3948262861135441404</id><published>2007-11-18T15:05:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.741+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zehirlenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><title type='text'>İstiridye ve Çiğ Etler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.gulsehri.com/yemek/images/midye_dolmasi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.gulsehri.com/yemek/images/midye_dolmasi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Geçtiğimiz günlerde ABD'de çiğ istiridye  yiyen 52 yaşında bir kadının &lt;i&gt;Vibrio vulnificus&lt;/i&gt; kaynaklı bir mikroorganizma hasebiyle zehirlenerek öldüğü  rapor edilmişti. Enteresan olansa, bu kişinin daha önceden de çiğ istiridye yemesi ve  bu defasında bir restoranda bir tabak çiğ istiridyeyi bir arkadaşı ile paylaşmış  olması.  &lt;p class="EC_MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;Vibrio&lt;/i&gt;  &lt;i&gt;vulnificus&lt;/i&gt;, gıda kaynaklı hastalık etmenleri arasında ön sırada yer  almaz. Sağlıklı insanlarda kusma, ishal ve karın ağrısına neden olurken,  özellikle bağışıklık sisteminde yetersizlik olan kişilerde kana karışabilir ve  bu durumda %50 ölüme neden olabilir. Ayrıca açık yarası olan kişilere doğrudan  kan yolu ile hastalığa neden olur. &lt;/p&gt;  &lt;p class="EC_MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Burada asıl dikkat çekici konu ise, pişmemiş hayvansal ürünlerden  olabildiğince uzak durmak gerektiğidir. Kayıtlara bile doğru dürüst geçmeyen  bakteriler ölüme neden olabilmektedir. Patojenlerin ne zaman nasıl bir etki yapacağı  hiç belli olmaz. Benzer şekilde; hangi çiğ gıdada, hangi patojenin, hangi  düzeyde olduğu da bilinemez.&lt;/p&gt;&lt;p class="EC_MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.mikrobiyoloji.org/"&gt;mikrobiyoloji&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3948262861135441404?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3948262861135441404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3948262861135441404&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3948262861135441404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3948262861135441404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/istiridye-ve-i-etler.html' title='İstiridye ve Çiğ Etler'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-7840378452309399606</id><published>2007-11-17T19:03:00.001+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.743+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anne Sütü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Bileşenleri'/><title type='text'>Anne Sütünün Faydaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.harunyahya.org/bilim/40_konuda_hucre/res/11.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.harunyahya.org/bilim/40_konuda_hucre/res/11.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Her bebek için en iyi, en doğal ve en taze besindir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Her zaman, temiz ve mikropsuz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Daima hazır ve bedava. Özel harcama gerektirmez.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tamamıyla ve kolaylıkla sindirilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İshal, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlardan korur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bebeklerin daha zeki olmasını sağlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bebeğin su ihtiyacını tam olarak karşılar, ayrıca su verilmesine gerek yoktur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Doğumdan sonra gelen ağız sütü, bebeği hastalıklardan korur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Emzirme, annenin sağlığını korur, meme ve rahim kanseri olma riskini azaltır.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.unicef.org/"&gt;Unicef&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-7840378452309399606?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/7840378452309399606/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=7840378452309399606&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7840378452309399606'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7840378452309399606'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/anne-stnn-faydalar.html' title='Anne Sütünün Faydaları'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-7391356056660860148</id><published>2007-11-16T18:31:00.000+02:00</published><updated>2007-11-16T18:41:14.844+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Mühendisliği'/><title type='text'>Gıda Mühendisliği Teknik Terimler Rehberi Yayımlandı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/Rz3IGbulpSI/AAAAAAAAATs/K2GpmP8-DWw/s1600-h/img.php.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/Rz3IGbulpSI/AAAAAAAAATs/K2GpmP8-DWw/s320/img.php.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133479163120166178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ülkemizde gıda mühendisliği konusunda ortak bir dil oluşturulamamasının pratikte yarattığı sıkıntılara çözüm bulmak amacıyla Gıda Mühendisleri Odasının önderliğinde hazırlanan “Gıda Mühendisliği Teknik Terimler Rehberi” yayımlanarak gıda sektörünün kullanımına sunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rehber, 27 üniversiteden toplam 44 akademisyenin katılımı ile düzenlenen yoğun toplantılar ve çalışmalar sonunda ortaya çıkarılarak, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alındıktan sonra Kasım ayında yayımlandı ve satışa sunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 230 sayfadan oluşan rehberle ilgili ayrıntılı bilgiye &lt;a href="http://www.gidamo.org.tr/"&gt;Gıda Mühendisliği Teknik Terimler Rehberi&lt;/a&gt;’nden ulaşmak mümkün. Rehberin sektörümüze faydalı olmasını umuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ücreti : 10.00 YTL.&lt;br /&gt;Oda Üyesi : 7.50 YTL.&lt;br /&gt;Öğrenci : 5.00 YTL.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-7391356056660860148?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/7391356056660860148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=7391356056660860148&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7391356056660860148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/7391356056660860148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/gda-mhendislii-teknik-terimler-rehberi.html' title='Gıda Mühendisliği Teknik Terimler Rehberi Yayımlandı'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/Rz3IGbulpSI/AAAAAAAAATs/K2GpmP8-DWw/s72-c/img.php.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6919776397914614894</id><published>2007-11-15T18:42:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.746+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zehirlenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yoğurt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Bileşenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balık'/><title type='text'>Balıkla Yoğurt Yenir mi?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/Rzx77bulpQI/AAAAAAAAATc/Z2rW9zDIV3c/s1600-h/197256303_e01d54d935.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/Rzx77bulpQI/AAAAAAAAATc/Z2rW9zDIV3c/s200/197256303_e01d54d935.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133113936281183490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Genel olarak halk arasında balıkla birlikte yoğurt yenildiğinde zehirlenme yaptığı görüşü vardır. Büyüklerimizin "Balıkla yoğurt yenmez" dogmaları, balığın taze olduğu durumlar için geçerli değil. Eğer balık tazeyse süt ürünleriyle tüketilmesinde hiç bir sakınca yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekolojik olarak temiz sulardan avlanan balık, tazeyken uygun şekilde pişirilip yoğurtla birlikte yenildiği zaman zehirlenme yapmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balık, şayet tropik bir çeşittense bunlardan zehirlenme riski, mikrobiyolojik toksinlerden kaynaklandığı için çok tehlikelidir. Fakat ülkemizde bu tip zehirlenme vakaları pek görülmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balıkta bir başka zehirlenme riski var ki o da, bir biyolojen amin olan histaminden kaynaklanır.  Sıklıkla görülen  zehirlenmeler ise bundandır. Histamin balığın kalite düzeyiyle de birebir ilişkilidir ve bayat balıkta artış gösterir. Yakalandıktan sonra hızlıca soğutulmayan balıkta histamin artışı görülür ve siz bu şekilde beklemiş balığı tükettiğinizde histamin vücudunuzda alerjik reaksiyonlara ve beraberinde olumsuz etkilere, zehirlenmelere yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğurtta da histamin adlı madde bulunur. Taze olmayan balıkla birlikte yoğurt tüketilmesi histamin artışına neden olacağı için tavsiye edilmez. Ancak burada önemli olan balığın tazelik derecesidir. Bu nedenlerden dolayı eğer balığınızın tazeliğine ve uygun yerlerden avlanıldığına güveniyorsanız balıkla birlikte, süt, yoğurt veya peynir tüketmenizin herhangi bir sakıncası olmayacaktır. Ancak bu besinlerden birisine özel bir alerjik hassasiyeti olan kişi için durum farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zehirlenmenin en belirgin belirtileri bulantı, kusma, ishal, baş dönmesi ve uyuşukluktur. Kişi üşümese bile kendini üşüyormuş gibi hissedebilir. Zehirlenme semptomları, balığı yedikten yaklaşık 20 - 30 dakika içerisinde başlayabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6919776397914614894?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6919776397914614894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6919776397914614894&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6919776397914614894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6919776397914614894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/balkla-yourt-yenir-mi.html' title='Balıkla Yoğurt Yenir mi?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/Rzx77bulpQI/AAAAAAAAATc/Z2rW9zDIV3c/s72-c/197256303_e01d54d935.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-431722400962089983</id><published>2007-11-14T19:46:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T19:09:40.206+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kurbanlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Güvenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hormon'/><title type='text'>Kurbanlıklar Hormonla Besleniyor</title><content type='html'>İnsan sağlığını tehdit etmesine rağmen sebze ve meyvelerde sıkça kullanılan hormon, bu kez kurbanlıklarla gündemde. Hayvanların aşırı kilo almasını isteyen bazı besiciler, Ralgro ve Synovex isimli yasadışı ilaçlara yöneldi. Bunlar kansere davetiye çıkarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurban Bayramı'nın yaklaşmasını fırsat bilen bazı besiciler, hayvanların kısa zamanda aşırı kilo almasını sağlayan yasadışı ilaçlara yöneldi. Hormon vazifesi gören Ralgro ve Synovex isimli ilaçlar, kiloyu yüzde 15 artırıyor. Bunun son örneği Ankara'da yaşanmıştı. İhbar üzerine bir çiftliğe baskın yapan emniyet güçleri, ilaçları hayvanlara enjekte eden bir şebekeyi suçüstü yakaladı. Çiftlik sahibi, veteriner ve teknisyenden oluşan ekip, çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Söz konusu şahısların ev ve işyerlerinde yapılan aramada, 750 adet yasadışı ilaç ele geçirildi. Kansere zemin hazırladıkları için Avrupa'da 15 yıl önce yasaklanan bu ilaçlar, eti tüketen kişilerin hormonal yapısını bozuyor, kısırlık, cinsel güç kaybı ve kalp hastalıklarına sebebiyet veriyor. Prostat ve meme kanserine davetiye çıkardığı gibi, erkeklerde kadınsı davranışların artmasına yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişilik hormonu östrojen içeren Ralgro ve Synovex, ithalatı, imalatı ve kullanılması 1992 yılında yasaklanmasına rağmen çok kolay bulunabiliyor. İlaç depolarından bile alınabiliyor. Tabanca benzeri bir cihazla hayvanın kulak arkasına enjekte edilmesi sebebiyle besiciler arasında 'kulak arkası' olarak isimlendiriliyor. Doğrudan beyni etkilediği için hayvan adeta bilinç kaybına uğruyor ve doyma hissini kaybediyor. Veteriner Atakan Şener, hormon içerikli ilaçların alenen kullanıldığını belirtiyor. Zira herhangi bir yaptırımı yok. Uzmanlar kurbanlık alırken şu hususlara dikkat edilmesini öneriyor: "Hayvanların veteriner kontrolünden geçip geçmediğine bakın. Küpe numaraları ile sağlık raporlarını karşılaştırın."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanımı yasak olan hormon ilaçları bazı veterinerlerce üretiliyor. Veteriner Atakan Şener, bu tür ilaçların kullanımının bir iki yıl öncesine göre azaldığını belirtiyor. Şener, isteyen herkesin ilacı temin edebildiğini kaydediyor. İzmir Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Genel Sekreteri Hidayet Petin ise Avrupa Birliği ülkelerinde kullanımı yasak olan bu ilaçların, İç Anadolu Bölgesi'nde yoğun olarak kullanıldığını duyduklarını ifade ediyor. Ralgro isimli ilacın Bulgaristan'dan kaçak getirildiğini belirten Petin, bunun kullanımının 1992 yılında yasaklandığını dile getiriyor. Ralgro'yu 1987 ile 1992 arasında kendisinin de kullandığını belirten Petin, "İlaç hayvana, ağırlığının yüzde 15-20'si kadar kilo aldırıyor. İlacı yaptığım dönemde hayvandaki farklılığı görüyorduk; kof bir şişmeyle deve gibi oluyordu." diyor. Petin, Ralgro, verildiği hayvanın etini yiyen insanlarda da aynı etkiyi yaptığını savunuyor. Petin, "Bu ilacı yaptığınız zaman hayvanı dişileştiriyorsunuz. Hayvan bir süre sonra eski haline dönmüyor ki ilacın etkisi geçmiş olsun." ifadesini kullanıyor. Konya Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Gürbüz de, "Kullanıldığına dair duyumlar alıyoruz. Ancak ben kendim görmedim." şeklinde konuşuyor. Gürbüz, bu ilaçların yapıldığı hayvanların 60 günden önce kesilmemesi gerektiğine vurgu yapıyor. İzmir Tarım İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü'nde veteriner hekim olan Bayram Sertkaya ise bu ilaçların kullanımıyla ilgili kendilerine bir duyumun gelmediğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besi hayvancılığı yapan çiftlik sahipleri ise kesinlikle ilaç kullanmadıklarını savunuyor. Afyon'da faaliyet gösteren Avşar Tarım Hayvancılık AŞ yöneticisi Kamil Tabak, Afyon'un etiyle meşhur olduğunu, ama şimdiye kadar hiçbir üreticinin bu yöne başvurmadığının altını çiziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. İrfan Erol, hayvanların büyümesini artırmak için sentetik hormonlar kullanılmasının AB ülkelerinde yasak olduğunu vurguluyor. Erol, ilaçların usulüne uygun kullanılmaması durumunda hayvanın etinde bırakacağı kalıntı ile insanlara geçebileceğine dikkat çekiyor. Erol'a göre, hormon çocukların erken buluğ çağına ulaşması, dişilik hormonu alan erkek çocuklarda göğüslerin büyümesi gibi etkiler gösteriyor. Erkek ve kadınlarda karşı cinse benzer fizyolojik değişiklikler görülebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;" class="content"&gt; Kaynak: Zaman/Ali Rıza Karasu - Mustafa Yüksel&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-431722400962089983?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/431722400962089983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=431722400962089983&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/431722400962089983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/431722400962089983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/kurbanlklar-hormonla-besleniyor.html' title='Kurbanlıklar Hormonla Besleniyor'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-452201752985435807</id><published>2007-11-13T18:06:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.748+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Su Kaybı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kahve'/><title type='text'>Kahve'yi Nasıl Bilirsiniz?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/RznaVQZQsAI/AAAAAAAAATA/gcKTzh6bzq0/s1600-h/8.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/RznaVQZQsAI/AAAAAAAAATA/gcKTzh6bzq0/s200/8.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5132373309078417410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kahve konusunda kimi zaman zararlı kimi zaman da faydalı olduğuna dair pek çok yazı okuyoruz. Bu yazıda kahvenin hem yararları neler ve hem de zararları neler, inceleyim ve kendimiz için faydalı mı yoksa zararlı mı olduğuna karar verelim.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Zararları: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yüksek tansiyon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Edinburgh Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmayla, kahvenin tansiyona olan etkisiyle ilgili görüşler yeni bir ivme kazandı. Düzenli olarak günde dörtbeş bardak kahve içenler üzerinde yapılan araştırmalarda kandaki basınç, yani tansiyon hızla yükseldi. Yapılan testlerde, yüksek miktarda kahve tüketiminin tansiyonu hızla yükselttiği görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kalp &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları ve kalp çarpıntısına neden olabiliyor. Doktorlar özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mide &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kahve, ülseri tetikliyor ve midenin asit salgılamasını uyarıyor. Bu nedenle mide hastalarının günde 2 fincanı geçmemeleri gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şeker hastalığı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Amerika'da yapılan araştırmalarda, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. Uzmanlar şeker hastalarının da kahveyi sınırlı tüketmesini öneriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Su kaybı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar. Fakat yine de ağır basan görüş diğer kafeinli içecekler gibi kahvenin de vücutta su kaybı yarattığı yönünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Doğurganlık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Brezilya'da bulunan Sao Paulo Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalarda ise her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hamilelik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg ile sınıtlı kalması gerektiğini belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Faydaları:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve zararı kadar yararının olmasıyla oldukça kafa karıştırıyor. Örneğin; yeşil ve siyah çay gibi, kahve de antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Cilt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ABD'de yapılan bir araştırmada, kahvenin ve egzersizin güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı. New Jersey’deki Rutgers Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultraviyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Safra taşları &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Beyin uyarımı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Parkinson&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yapılan bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerin parkinson hastalığı riskinin yüzde 40’a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkarılmıştır. Bununla beraber menopoz sonrası ostrojen terapisi gören kadınlarda kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini arttırmakta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Karaciğer &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://saglik.milliyet.com.tr/"&gt;milliyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-452201752985435807?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/452201752985435807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=452201752985435807&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/452201752985435807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/452201752985435807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/kahveyi-nasl-bilirsiniz.html' title='Kahve&apos;yi Nasıl Bilirsiniz?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hYAF0IaQ_kY/RznaVQZQsAI/AAAAAAAAATA/gcKTzh6bzq0/s72-c/8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-5377821512546330947</id><published>2007-11-12T17:29:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T19:09:40.210+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Obezite'/><title type='text'>Duygusal Açlar Doymuyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://psikologunuz.sitemynet.com/mynet_resimlerim/depresyon1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://psikologunuz.sitemynet.com/mynet_resimlerim/depresyon1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü haberlerde, duygusal sorunlarını yemek yiyerek çözen insanların daha zor kilo verdiğini ve hızla geri aldığını ifade eden bir haber vardı. Halk arasında "Ben hep stresten kilo alıyorum." diye söylenen bahanelerin gerçeklik payı oldukça yüksek. Zira psikologlar da depresyon hastalarının hızlı kilo alımı ya da kilo kaybı yaşadıklarını söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’li uzmanların yeme alışkanlıkları ve kilo arasındaki bağı inceledikleri araştırmada, duygusal sorunlarını aşmak için yemek yiyenlerin daha zor kilo verdiğini ortaya koyulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanların, “duygusal açlar” adını verdikleri bu kişiler, üzüntülü ya da sıkıntılı olduklarında daha fazla yemek yiyor ancak daha sonra aldıkları kiloları vermeleri hem daha güç, hem de yeniden geri alma ihtimalleri de diğerlerinden yüksek oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-5377821512546330947?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/5377821512546330947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=5377821512546330947&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5377821512546330947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/5377821512546330947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/duygusal-alar-doymuyor.html' title='Duygusal Açlar Doymuyor'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3899606579201334911</id><published>2007-11-10T16:26:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:53:28.750+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antioksidan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vitaminler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Bileşenleri'/><title type='text'>Göz Sağlımız için hangi Meyve ve Sebzeleri Yemeliyiz?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://web.netbul.com/images/kadin/fotograf/gozmkyajtem2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://web.netbul.com/images/kadin/fotograf/gozmkyajtem2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayatın koşuşturması sırasında hep fazla kilolardan, kendimize zaman ayıramamaktan şikayet ederiz. Sıra beslenmeye geldiği zaman da karnımızı doyurmak, öğünleri geçiştirmekle yetinir, ne yediğimiz yemeklerin besin değerlerine dikkat ederiz ne de yediklerimizin miktarlarına.&lt;br /&gt;Vücudumuzu bir bütün olarak düşünürüz. Halbuki cildimizin canlılığını, saçlarımızın parlaklığını, gözlerimizin ışıltısını doğru beslenip gerekli besinleri alarak da sağlayabilir, kendimize yediklerimizle doğal bakım uygulayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slimcity kurucusu, Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Ayşegül Bahar Ektirici, sebze ve meyvelerin göz sağlığımız üzerindeki etkileri hakkında söylediklerini okumanızı tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;GÖZ SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖNEM TAŞIYAN VİTAMİN VE MİNERALLER:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Doğru ve yeterli beslenme ile göz sağlığını koruma yeni bir bilgi değil şüphesiz. Örneğin A vitaminin göz sağlığı için yararları ve kseroftalmi, gece körlüğü gibi durumların önlenmesinde etkili olabildiği eskiden beri bilinmektedir. Annelerimiz bize boşuna havuç yedirip durmadılar. Ama göz sağlığımızı sadece havuç ve A vitamini ile korumamız da mümkün değil. Bilhassa yaşlanma ile ortaya çıkan katarakt ve makular dejenerasyon (AMD) gibi görme sorunlarının önlenmesinde vitaminler, mineraller (A, C, E, ÇİNKO, beta karoten, lutein ve zeksanthin, omega 3 ve 6) ve bazı bitkisel ürünlerin rolü düşündüğünüzden de fazla. Doğru beslenmenin gözümüzü yukarıda saydığımız birçok hastalığa karşı koruyacağı veya hastalıkları yavaşlatılabileceği araştırmalar sonucunda kanıtlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;C VİTAMİNİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Vücut ve göz sağlığı için gerekli bir esansiyel suda eriyen vitamin olan C Vitamini’nin çok güçlü bir antioksidan olarak görevleri vardır. Özellikle katarakt ve makuler dejenerasyon hastalıklarının tedavisinde önemli bir faktördür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besinlerdeki C Vitamini Miktarları&lt;br /&gt;Papaya (1 diliminde 188 mg)&lt;br /&gt;Portakal suyu (160 cc’de=1 normal su bardağında 93 mg)&lt;br /&gt;Çilek (8 tanede 84 mg)&lt;br /&gt;Greyfurt suyu (160 cc’de 70 mg)&lt;br /&gt;Mango (1 dilimde 57 mg)&lt;br /&gt;Çiğ yeşil biber (1/2 kasede 45 mg)&lt;br /&gt;Brokoli çiğ (1/2 kasede 41 mg)&lt;br /&gt;Çiğ karnabahar (1/2 kasede 23 mg)&lt;br /&gt;Domates (1 tane orta boyda 23 mg)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;E VİTAMİNİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yağda eriyen bir vitamin olan E Vitamini, çok güçlü bir antioksidandır. Kronik göz hastalıklarından korunmak için büyük önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besinlerdeki E Vitamini Miktarları mg/(IU)&lt;br /&gt;Badem (30 gramında 5.0\ (7.5)&lt;br /&gt;Ayçiçek yağı (1 yemek kaşığında 3.1\ (4.7)&lt;br /&gt;Mısır yağı (1 çorba kaşığında 1.9\ (2.9)&lt;br /&gt;Fıstık (30 gramında 1.3 \(2.1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;A VİTAMİNİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;A Vitamini (beta karoten), lutein ve zeukszantin gibi besinlerin içinde doğal olarak bulunur. Güçlü bir antioksidandır ve göz sağlığı için büyük önem taşır. Yeterli miktarda tüketildiğinde gece körlüğü, makuler dejenerasyon ve katarakt oluşumunu geciktirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besinlerdeki Beta Karoten Miktarları mg/(IU)&lt;br /&gt;1 orta boy havuç 12.1 (20,250)&lt;br /&gt;Çiğ mango (1 tanesinde 4.8 (8,050)&lt;br /&gt;Pişmiş ıspanak (1/2 kasee 4.4 (7,370)&lt;br /&gt;Kayısı (1/2 kasede 1.2 (2,055)&lt;br /&gt;Donmuş brokoli (1/2 kasede 1.0 (1,740)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ÇİNKO&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çinko vücut fonksiyonları için gerekli bir mineraldir. Özellikle göz sağlığı üzerinde önemli fonksiyonları bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besinlerdeki çinko miktarları (mg)&lt;br /&gt;Karides 6 tane 76.0&lt;br /&gt;Biftek, 90 gr 4.8&lt;br /&gt;Tavuk budu 1 tane 2.7&lt;br /&gt;Düşük yağlı yoğurt 1 kase1.6&lt;br /&gt;Karışık kuruyemiş 1 kase 1.1&lt;br /&gt;Süt 1 kase 0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;B2 VITAMINI (Riboflavin):&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Enerji üretimi, cilt-saç- tırnak ve göz sağlığı için önemli, deri ve göz sağlığı için gerekli bir B grubu vitaminidir. B2 vitamini yetersiz alındığında gözlerde kaşınma, ışığa karşı hassasiyet, ağız ve dilde yaralar oluşur. Özellikle yoğurdun yeşil suyunda çok bulunur. Ayrıca sütte ve peynir suyunda da bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;OMEGA 3 VE OMEGA 6 YAĞ ASİTLERİ:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Beyin sinirleri ve göz sinirleri gelişiminde büyük önem taşır. Göz kuruluğunu azalttığı yapılan araştırmalarda belirlenmiştir. Balık, ceviz ve keten tohumu önemli omega 3 kaynaklarıdır. Mısırözü, soya ve ayçiçeği yağında ise Omega 6 bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PEKİ YUKARIDAKİ BİLGİLER IŞIĞINDA GÖZ SAĞLIĞI İÇİN HANGİ GIDALARI TÜKETELİM?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gıdalar... Onları çoğunlukla ağzımızda bıraktıkları tat veya bize getirdiğini düşündüğümüz yararlar için tüketiriz. Oysaki, yediğimiz bir meyvenin veya sebzenin göz kapağımızdan retinamıza kadar yararı vardır:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Kayısı, havuç, mango, şeftali, yumurta ve ciğer, göz yüzeyinin nemli kalmasını sağlayarak, gözü, göze giren yabancı maddelerden arındırıyor. Göz kapaklarını besleyerek, göz kızarıklığını ve iltihaplanma riskini azaltıyor, güneş ışınlarına karşı korunma sağlıyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kiraz, üzüm, çilek, yeşil çay uzun çalışma saatleri nedeniyle oluşan gözlerdeki gerginliği azaltıyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gözdeki kan damarlarını besleyerek, gözlerin canlı ve parlak olmasını sağlıyor. İleride katarakt olma riski de, yine bu meyveleri tüketerek azaltılabiliyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sarı dolmalık biber, muz, mandalina, portakal ve üzüm, içeriklerindeki lutein ve zeuksanthin aracılığı ile retinayı koruyor. Aynı zamanda göz etrafında oluşan ince çizgileri azaltıyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ayçiçeği, susam, avokado, fındık ve badem, göz kapaklarını besleyerek, gözlerin şiş veya kırmızı görünmesini engelliyor. Gözlere kan oturmasını önlemesinin yanı sıra, göz ağrılarını azaltıyor. Özellikle içeriğindeki E vitamini makuler dejenerasyonu önlüyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sarmısak, pırasa, çilek, yeşil çay, gözün bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Gözde arpacık çıkma riskini azaltırken göz ağrısına, sulanmasına ve kızarmasına engel oluyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kepekli makarna, tam buğday ekmeği, gözdeki damarları koruyor. Ayrıca vücudun stresle daha kolay baş etmesine yardımcı olarak, göz etrafında oluşabilecek çizgileri azaltıyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Papatya çayı, süt, yoğurt, muz, göz etrafında oluşan halkalara ve göz torbalarına iyi geliyor. Göz ağrılarını, kızarıklıklarını ve çizgilerin oluşumunu azaltıyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Havuç, şeftali gibi besinlerde bulunan beta karoten geceleyin daha iyi görmeyi sağlıyor.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3899606579201334911?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3899606579201334911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3899606579201334911&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3899606579201334911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3899606579201334911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/gz-salmz-iin-hangi-meyve-ve-sebzeleri.html' title='Göz Sağlımız için hangi Meyve ve Sebzeleri Yemeliyiz?'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-6165459008565435174</id><published>2007-11-09T14:21:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:54:54.096+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osteoporoz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt'/><title type='text'>Kemik Erimesiyle Şavaş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://parasol.tamu.edu/%7Eburchanb/kemik/www.romatizma.info/siteresimleri/opboykaybi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://parasol.tamu.edu/%7Eburchanb/kemik/www.romatizma.info/siteresimleri/opboykaybi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İzmir'de kemik sağlığının korunması konusunda bir konferans veren Prof. Dr. Simin Hepgüler “Her 7 kadından birisi hayatının bir evresinde kalça kırığı geçiriyor. Kalça kırığı sonrası ortaya çıkan sorunlar diğer kırıklardan daha fazladır, yaşamsal sonuçlar doğurabilir” dedi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sütün Yerini Meşrubat Aldı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof.Dr. Hepgüler konferansta yüzlerce izleyiciye osteoporozdan korunma egzersizlerinden örnekler gösterdi. Konferansta osteoporozun tedavi edilmesi gereken, önlenebilir özellikleri olan ve kırıkları nedeniyle tedavi bedeli yüksek, toplumsal bir hastalık olduğuna dikkat çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşrubatların, çocukların beslenmesinde süt ve süt ürünlerinin yerini almasının, kalsiyum kaybına neden olduğu vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kemik Erimesine Karşı Neler Yapmalıyız?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egzersizin kemik oluşumunu olumlu etkilediğini belirten Prof. Hepgüler, osteoporoza karşı korunmada kalsiyum açısından zengin süt ve süt ürünlerinin yanı sıra asma yaprağı, ıspanak, kara lahana, maydanoz, roka, tere, pazı, bezelye, bamya, börülce, kuru soğan, dut, hurma, bögürtlen, kuru incir, kuru erik, kuru kayısı, siyah kuş üzümü ve kivi gibi sebze ve meyvelerin tüketilmesi önerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osteoporozlu kişilerin egzersiz yaparken dikkatli olması gerektiği belirtilirken, her yıl düşenlerin üçte birinin 65 yaş üstünde olduğu, sıklıkla kalça ve önkol kırığı geçirdikleri kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak:Haber 7&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-6165459008565435174?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/6165459008565435174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=6165459008565435174&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6165459008565435174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/6165459008565435174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/kemik-erimesiyle-ava.html' title='Kemik Erimesiyle Şavaş'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7497167519278619451.post-3092884364152346382</id><published>2007-11-08T17:57:00.000+02:00</published><updated>2008-04-02T16:47:50.510+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yağlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gıda Bileşenleri'/><title type='text'>Yağlar Biyolojik Ritme de Zararlı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/zeytin/zeytin2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/zeytin/zeytin2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Amerikan “Hücre Metabolizması” adlı tıp dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, kalp için zaten en büyük tehditlerden olan yağlı yiyeceklerin, zincirleme reaksiyonlara sebebiyet vererek biyolojik saatin arızalanmasına da yol açtığı saptanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fareler üzerinde yapılan deneylere göre, organizmanın sahip olduğu 24 saat dilimine ayarlı iç saat, bazı metabolizma süreçlerinin ritmiyle sıkı sıkıya bağlı bulunuyor. Doymuş yağ bakımından zengin beslenme şekli, bu saati bozabiliyor, dahası şeker ve şişmanlama riskini artırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma ekibinden Joe Bass, durumu değerlendirirken, “ritm ve metabolizma birlikte evrilip tek bir sistem teşkil ediyor. Bu ikisi arasındaki nazik dengenin bozulması, zararlı sonuçlara yol açıyor” ifadesini kullanmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7497167519278619451-3092884364152346382?l=food-eng.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://food-eng.blogspot.com/feeds/3092884364152346382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7497167519278619451&amp;postID=3092884364152346382&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3092884364152346382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7497167519278619451/posts/default/3092884364152346382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://food-eng.blogspot.com/2007/11/yalar-biyolojik-ritme-de-zararl.html' title='Yağlar Biyolojik Ritme de Zararlı'/><author><name>halimeli</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
