Geçtiğimiz günlerde Aksaray ve Konya'da yaşanan salgınlara ilişkin mikrobiyoloji.org 'dan güzel bir bilgilendirme maili:
Aksaray ilinde görülen ishal salgını hakkında T. C. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya http://www.saglik.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF71BE64510F6C8BC9AE52736517C4A993 adresinden erişilebilir.
Bu gibi salgınlarda öncelikle sudan şüphelenmek gerekir. Bununla beraber, mikrobiyolojik analizlerin zaman aldığı da açıktır. Salgın haberleri ortaya çıktığında öncelikle yapılması gereken iş, musluk suyunun kaynatılarak içilmesi ve hatta mümkünse kaynatılmış su ile meyve-sebzenin yıkanmasıdır.
Her ne kadar şebeke sularında klorlama yapılsa da (Aksaray örneğinde olduğu gibi) gelişmekte olan ülkelerdeki bakım çalışmaları sırasında kanalizasyon suyu, şebeke suyuna karışabilmektedir.
Bu defa salgın çok ucuz atlatıldı. Ancak, her zaman böyle olmayabilir. Bu nedenle yetkili organlar yanında vatandaşların da duyarlı olması gerekiyor.
Salgınlar ve Tedbirleri
Gıda Dedektifleri Göreve Hazır
İstanbul'un 2010 yılı Kültür Başkenti olması nedeni ile İstanbul Valiliği, İstanbul Tarım İl Müdürlüğü, İstanbul Milli Eğitim Bakanlığı desteği ve Gıda Güvenliği Derneği'nin öncülüğünde ilköğretim öğrencilerine yönelik "Gıda Dedektifliği" eğitimleri verilmeye başlandı.
İlköğretim çocuklarına yönelik olarak hazırlanan Gıda Dedektifleri Projesi ile gıda güvenliği bilincinin küçük yaşlarda kazandırılması amaçlanıyor. Proje, çocuklarda gıda güvenliği bilinci oluşturulmasına yönelik "Tam Kapsamlı Oyun" formatında uygulanıyor. Eğitim, bilgilendirme, yol gösterme, değerlendirme, iyileştirme ve teşvik, programın ana süreçleri olarak belirleniyor.
Buna göre, Gıda Dedektifleri Projesi, seçilen okullarda konuyla ilgili rehber Fen Bilgisi öğretmenlerinin proje ve gıda güvenliği konusunda eğitilmeleriyle başlıyor. Ardından her bir okuldan 20 ilgili öğrenci seçiliyor. Bu öğrenciler web bazlı oyunlar üzerinden eğitiliyor ve eğitimin sonunda "Gıda Dedektifi" sertifikası ve kimliği veriliyor. Artık dedektiflerin görevi; kantin, restoran, büfe, market, pazar yeri vs yerlerde Gıda Güvenliği alanında tespit ettikleri uygunsuzlukların geri bildirimini yapmak oluyor.
Dedektifler, web portalı üzerinden topladıkları bu geri bildirimleri Tarım İl Müdürlüğüne iletiyor. Tarım İl Müdürlüğü gerekenleri yapıyor, dedektifler ise tespit ettikleri uygunsuzlukların düzeltildiğini görüyor. Böylece çocuk dedektifler toplum sağlığı konusunda yanlış olan bir takım şeyleri düzeltebileceklerini görüyor, özgüvenleri gelişiyor ve hepsinden de önemlisi gıda güvenliği konusunda bilinçleniyor.
Pilot bölge olarak Bakırköy İlçesinden 5 okul seçilip ve bu bölgede toplam 100 öğrenciye eğitim verilmesi planlandı. İlk eğitim 14 Mayıs 2008 Çarşamba günü İncirli Ahmet Hamdi Tanpınar İlköğretim Okulu'nda yapıldı. 21 Mayıs 2008 Çarşamba günü sabah Emlak Kredi Bankası İlköğretim Okulu'nda, öğleden sonra ise Halil Vedat Fıratlı İlköğretim Okulu'nda 80 kişilik öğrenci grubuna gıda dedektifi eğitimi verildi.
Proje önce İstanbulda Bakırköy Kaymakamlığı yerel ortaklığında pilot ölçekte olmak üzere Nisan ayı içerisinde başlayıp ve etap etap yaygınlaştırılarak; uygulama sonuçları doğrultusunda tüm Türkiye ilköğretim okullarına yaygınlaştırılabilecek bir sistematikte yürütülecek.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi
Myanmar'daki kasırgadan kurtulanların Askeri cunta yüzünden, açlık ve susuzluk yanında çok daha tehlikeli olan salgın hastalık tehlikesiyle karşı karşıya kalmaları kaçınılmaz gözüküyor.
Bunun yanında birkaç haftadır Ülkemizde, Kırım Kongo kanamalı ateşi olarak bilinen hastalığa bağlı ölümlerin yeniden görülmeye başlaması ise yine pek çok haber ve yorumu beraberinde getirdi. Hastalıktan kurtulmak ve kene ısırması durumunda ne yapılması gerektiği T. C. Sağlık Bakanlığı sayfalarında (http://www.kirim-kongo.saglik.gov.tr/G2.pdf) çok güzel açıklanmış, kulaktan dolma bilgileri bir tarafa bırakıp bilinçli bir şekilde davranmakta fayda var.
Proteinler ve Faydaları
Hücre yapısının temel organik maddesi olan ve yaşamla ilgili tepkimelerde doğrudan ya da dolaylı olarak rol oynayan proteinler; büyüme, gelişme ve dokuların onarımı gibi pek çok biyolojik olayı düzenleyen kompleks öğelerdir. Protein molekülleri amino asitlerin bir araya gelmesiyle oluşur.
İnsanlar ve hayvanlar vücut proteinlerini besinlerden aldıkları proteinlerdeki amino asitlerden sentezler. Dolayısıyla insanlar protein yönünden bitki ve hayvanlara muhtaçtırlar. Biyolojik önemine göre ise amino asitler; elzem olanlar ve elzem olmayanlar olarak sınıflandırılabilirler.
Bu sınıflandırma amino asitlerin vücutta sentezlenip sentezlenememesine göre yapılır. Eğer bir amino asit vücutta sentezleniyorsa onun besinlerle alınmasına ihtiyaç duymayız. Dolayısıyla bunlar elzem olmayan amino asitler adını alır. Fakat yine de eksiklikleri vücut proteinlerinin yeterli sentezini engeller.
Diğer taraftan, eksikliğinde vücut proteinleri yeterli sentezlenemiyor, protein dengesi kurulamıyorsa bu o amino asitin elzem olduğunu gösterir ve tüm elzem amino asitlerin gereksinimi karşılayacak şekilde düzenli olarak alınması zorunludur. Bunların eksikliklerinde hücre çalışmasında ve büyümede yetersizlik olur.
Bunun için her gün düzenli olarak özellikle elzem amino asitler yönünden zengin gıdalarla vücudumuza protein almamız gerekmektedir. 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak özellikle balık tüketimi protein alımı açısından iyi bir kaynak olarak kullanılmalı. Balık eti, aminoasitlerin ve omega 3 yağ asitlerini içermesinden dolayı oldukça değerlidir. Ayrıca kolay sindirilir ve normal şartlarda 200 gram tüketilen balık eti, bir insanın günlük protein ihtiyacının yüzde 70'ini karşılamaya yeter.


