Su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Temiz Su İçin

29 Ocak 2009 Perşembe

Birkaç aydır damacana suların mikrobiyolojik olarak temiz olmadığıyla ilgili basında farklı haberler çıkıyor. Bu konuyla ilgili mikrobiyoloji.org bir haber yayınlamış:

Her üründe olduğu gibi kaçak ve ruhsatsız yapılan damacana su dolumlarında
sadece mikrobiyolojik değil kimyasal sorunlar da olabilir.

Bu konuda dikkatinizi çekmek istediğimiz konu; damacanalara takılan su pompaları.
Bu pompalar ortamdaki havayı suya basarak suyun akmasını sağlar. Bir diğer deyiş ile ortam havasında bulunan basil ve küf sporları bu pompa aracılığı ile suya geçer. Özellikle nemli ve yeteri kadar temiz olmayan mutfaklarda bulunan damacanalarda bu sporların suya daha fazla geçeceği açıktır. Ancak burada suçlanması gereken damacana su değil, mutfak koşullarıdır. Ayrıca eğer tam olarak sökülüp temizlenemiyorsa, su pompalarının en geç olarak yılda bir kez değiştirilmesi önerilmektedir

Ne Kadar Su İçmeliyiz?

26 Haziran 2008 Perşembe

Etrafımdaki pek çok insan, yeterli miktarda su içmiyor. Bunun sebebi bir bakıma alışkanlıklarımız olsa da, bir de biyolojik nedeni var. Vücudumuz yaşlandıkça susama hissini daha az duymaya başlıyor. Böylece giderek daha az su içer hale geliyoruz.

Yaz aylarındaysa vücudumuzun su kaybı çok fazla olduğu için, bu aylarda günlük su ihtiyacımızı karşılamamız hem gün içerisinde yorgun ve halsiz hissetmemizi, dolayısıyla aktivite düşüklüğünü, hem de çeşitli fiziksel rahatsızlıklar duymamızı sağlıyor.

Bütün bunlar ve herkesin gün içinde tüketmesi gereken su miktarının farklı farklı olması düşünüldüğünde ve bana da sıkça sorulan sorulardan biri olan, "Günlük ne kadar su içmeliyiz?" sorusunun cevabını Hayat Su'nun hazırladığı sayfada kendi beden yapınıza ve günlük aktivitenize göre kolaylıkla hesaplayabiliyorsunuz.

Bu teste göre benim günlük 3 litre su içmem gerekiyor. Suyu pet şişelere doldurarak içmek, hem hesaplama kolaylığı sağlıyor, hem de su içmeyi daha çok hatırlamama yardımcı oluyor. Bu bir taktikse önerebilirim. (:

Salgınlar ve Tedbirleri

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Geçtiğimiz günlerde Aksaray ve Konya'da yaşanan salgınlara ilişkin mikrobiyoloji.org 'dan güzel bir bilgilendirme maili:

Aksaray ilinde görülen ishal salgını hakkında T. C. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya http://www.saglik.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF71BE64510F6C8BC9AE52736517C4A993 adresinden erişilebilir.

Bu gibi salgınlarda öncelikle sudan şüphelenmek gerekir. Bununla beraber, mikrobiyolojik analizlerin zaman aldığı da açıktır. Salgın haberleri ortaya çıktığında öncelikle yapılması gereken iş, musluk suyunun kaynatılarak içilmesi ve hatta mümkünse kaynatılmış su ile meyve-sebzenin yıkanmasıdır.

Her ne kadar şebeke sularında klorlama yapılsa da (Aksaray örneğinde olduğu gibi) gelişmekte olan ülkelerdeki bakım çalışmaları sırasında kanalizasyon suyu, şebeke suyuna karışabilmektedir.

Bu defa salgın çok ucuz atlatıldı. Ancak, her zaman böyle olmayabilir. Bu nedenle yetkili organlar yanında vatandaşların da duyarlı olması gerekiyor.

Hasta Değil Susuzsunuz

12 Aralık 2007 Çarşamba



Dr. Feridun Batmanghelidj “Hasta Değil Susuzsunuz" kitabında vucudumuzun tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatıyor.

Bunlar şunlar:

  1. Hiçbir canlı susuz yaşayamaz.
  2. Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.
  3. Su temel enerji kaynağıdır.
  4. Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.
  5. Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.
  6. DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.
  7. Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.
  8. Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.
  9. Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
  10. Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.
  11. Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.
  12. Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.
  13. Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.
  14. Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.
  15. Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.
  16. Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür.
  17. Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
  18. Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.
  19. Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.
  20. Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.
  21. Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.
  22. Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.
  23. Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.
  24. Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.
  25. Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.
  26. Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.
  27. Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
  28. Uykuyu düzenler.
  29. Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.
  30. Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
  31. Gözlere canlılık ve parlaklık verir.
  32. Glokomdan korunmamıza yardım eder.
  33. Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
  34. Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.
  35. Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
  36. Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.
  37. Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.
  38. İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.
  39. Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.
  40. Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.
  41. Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.
  42. Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.
  43. Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.
  44. Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.
  45. Yaşlılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.
  46. Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.

Suyunu Boşa Harcama

10 Aralık 2007 Pazartesi

Su eski çağlardan günümüze kadar hayati önemi olan bir bileşikti. Son zamanlardaki küresel ısınma haberleri ve bizzat susuz kalışımız nedeniyle şükür ki suyun değerini tekrardan anladık. Bu nedenle suyun sürdürülebilir bir su stratejisiyle, su verimliliğini artırmak önümüzdeki yıllarda hem çevre mühendislerinin hem de dolaylı olarak biz gıda mühendislerinin üzerinde çalışacağı konulardan birisidir. Gıda Endüstrisi suyun en çok kullanıldığı sanayi dallarından birisi olduğu için bu konuda titizlik gösterilmesi bana göre bizlerin en büyük görevlerinden birisidir. Bu konuda Tema Vakfı'nın sitesinde ilginç bir anekdot okudum. Şöyle diyordu;

1 Lt Su = 4 Lt Benzin
Dünyada suyun benzinden bile pahalı olduğu kentin hangisi olduğunu biliyor musunuz? Birleşik Arap Emirlikleri'nin en güzel kıyı kenti olarak anılan Dubai'de pahalı olan tek bir şey var: "Su". İsrail, teknolojisiyle kullanma suyunu deniz suyundan elde etmeyi başaran Dubaililerin çeşmelerinden akan bu su rahatlıkla içilebiliyor. Ancak teknolojinin gelişmesi sayesinde çölü vaha haline dönüştürmeyi başaran bu kentin insanları bir litre su içebilmek için tam dört litre benzin parası ödemek zorunda kalıyorlar.
Suyunu boşa harcama projesi kapsamında Tema Vakfı'nın çektiği güzel bir reklam filmi de vardı. Su hakkında yazdığım şu yazıyı da inceleyerek bu konuda daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Su

19 Ağustos 2007 Pazar


Dünyada insanlar tarafından en çok bilinen ve kuşkusuz en önemli kimyasal molekül sudur. Öyle ki büyüklerimizin "Su gibi aziz ol evladım!" duasındadır su... Bunu belki de özellikle Ankara'da yaşayanlar son günlerde çok daha iyi kavradılar, yokluk suyu nasıl hoyratça kullandığımızı anımsattı, adeta Dünya'nın sonu ve su savaşları rivayetleri Ankara sokaklarında örneklerini gösterir gibiydi. Hemen su tasarrufuna gidildi. Açıkçası kısa zamanda yağmurun yağmasını istesem de insanların bu tasarruf hali hoşuma da gitmedi değil doğrusu. Her neyse bu yazıda biz suyu daha ziyade yapısal ve fonksiyonel olarak inceleyelim istiyorum.
Suyun sıra dışı birçok fiziksel ve kimyasal özelliği vardır. Bunlardan birisi doğada katı, sıvı ve gaz fazında bulunabilen tek madde olmasıdır. Başka bir taraftan ise su molekül olarak oldukça basit olmasına rağmen davranışları o ölçüde karmaşık ve spesifiktir. Öyle ki eğer özellikleri periyodik sisteme uysaydı -100 derecede donması ve -80 derecede buharlaşması gerekecekti. Suya bu kendine haslığını su moleküllerinin dipol özellik göstermesi sağlamaktadır.

Bütün bu kimyasal özelliklerinin yanı sıra su fizyolojik olarak da çok önemli bir bileşiktir. İnsan vücudunun yaklaşık %70 kadarı sudur. Su kaybı %1’i bile aştığında vücut fonksiyonları aksamaya başlar, vücut bu kaybın maksimum %5’ine dayanabilir. Bununla birlikte insan beyni, her zaman vücudun su eksikliğini yeterli ölçüde algılayamaz ve çoğu zaman bu susama hissi bir bardak suyla bile ortadan kalkabilir. Bu nedenle su içmek için susamayı beklememeli ve her zaman su içmeliyiz.

Su içimini kısıtlayan bir neden de çay ve kahve gibi içecekleri çok içtiğimiz için vücudumuza yeterli suyu aldığımızı sanmaktır. Halbuki tam aksine bu tip kafeinli içecekler böbreklerde su atımını artırdığı için vücudun su kaybını artırır. Ayrıca bu sıcaklarda ne ölçüde yenir bilemiyorum ama protein içeren yiyeceklerin fazlaca alımı (örneğin kebap) da böbreklerden su atımını artırıcı etki gösterir.